ZİNCİRSİZ

Tarantino kendi aleminde iş yapabilen nadir sinemacılardan. O yüzden de çok orjinal işler çıkarabiliyor. Öte yandan yaptığı işler bir şekilde “devam filmi mantığı” taşımakta çeşitli yönlerden. Bu yüzden de filmografisini bilmek ayrı boyutlar katıyor işe. Django Unchained de işte bu anlamda Kill Bill serisinin ve son Nazi filminin farklı yönlerden devam filmi gibi.

Kill Bill’le özellikle daha yakın bu anlamda. Kill Bill’deki sarışın kadını çıkartın yerine siyahi birini koyun, kılıç yerine silahı koyun ahan da size Zincirsiz. Kill Bill’de nasıl ki “kılıçla kestin mi baya kan fışkırır yahu” mantığı dikkat çekiyordu, bu filmde de “silahla vurdun mu kan fışkırmaz mı birader, ahan da” gibilerden yoğun bir kan fışkırma sahnesi var. Hani “normal filmlere” inat.

Nazi filmine (İnglourious Bastards) yapılan göndermeye gelince; sözkonusu filmde Almanlar kötü, ırkçı, faşist falandı, malum. Fransa’yı işgal etmişlerdi, Paris’te geçiyordu film. İşte bu filmde de iyi adam Alman. Üstelik nazi filminde kötü adamı (Alman albay) oynayan, aynı kişi, Christoph Waltz bu. Bu filmdeki kötü adam, ırkçı, faşist ise bir Fransız hayranı. Yoksa direkt “Fransız” denilemediği için mi!?.. (Cannes film festivali var, malum) Gerçi “o zamanlar öyleymiş” gibi bir hava da var “her medeni insan gibi” deniliyor aynı anda. Lakin sözkonusu kişinin “Fransız hayranı olduğu” “Fransızca bilmediği” ile “üçüncü kuşak” olduğu lafları da peşpeşe geliyor misal. Öte yandan bir başka sahnede uzun zamandır Almanca konuşmayan bir başkası için “uzun zamandır Almanca konuşmadığın için yavaşça konuşacağım” diye bir laf ediliyor. Beri yandan ise Fransız edebiyatını çok yüzeysel bildiği özellikle vurgulanıyor bir sahnede. Alexander Dumas’ın zenci olduğunu bilmiyor misal. (Üstelik bu meselenin gerçek hayatla da sıcak bir bağlantısı var. Adı geçen kişiyi bir beyazın oynaması üzerine bir iki yıl önce Fransa’da bir tartışma kopmuş )Beri yandan adamın adı Calvin ve Kalvinizm-kapitalizm ilişkileri üzerine teoriler var, bilindiği üzere. (Bu konuda bir kaç kısa film için bknz) Acaip bir zenginlik var yani okuma açısından. Öte yandan filmde gayet Fransızca bir isim gibi duran kötünün de kötüsü “Le-Quint Dickey” Madencilik Şirketi var. Yani filmde en çok uğraşılmış şey bu adeta senaryo aşamasında, “Fransızlık”

Leonardo Dicaprio (Calvin Candie)

Yani mesaj ne oluyor böylelikle nazi filmiyle birlikte düşünürsek? Herkes iyi olabilir. Herkes faşist olabilir!.. İyi de onu yahudilere diyecektin be!

Neyse bu da bir şeydir. Özellikle de tam şu sıralar -Fransa, Mali’ye operasyon düzenlerken- girdi filmin vizyona, “şansına”

Bu arada kölelikten hakikaten nefret ettirecek sahneler var filmde. Efendicilikten, aristokratlıktan.. Dediğimiz gibi gerçek hayatta da Fransa eski sömürgesi Mali’ye operasyon yapmakta şu sıralar. Oradaki birileri onu çağırmış (!) Yani sinemadan eve gelen şununla karşılaşabilir, düşünsenize.

…….

Beri yandan ise; Tarantino, filmine şu kötü ve “fazlasıyla Fransız” karakteri, sırf bir ara çokça üzerinde durduğumuz Tarantino-Nahon derin gerilimi yüzünden koymuş olabilir aslında. Bknz. Nereden nereye ha…

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 4 + 7

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız