Yukarı Bak (UP)

ÇİZGİ FİLMDE BİR PİXAR KLASİĞİ DAHA

Amerikan sinemasının hem sinemasal kalite hem de gişe açısından kendi toprakları dışında çöktüğünü söylerken -Amerika’da bulunan tanıdıklarımıza sorduğumuzda Amerikan halkının kriz zamanında sinemaya daha fazla rağbet ettiklerini, şimdilik gişelerde bir kriz olmadığını söylediler ama 2 yıl önce gişelerde durumu sorduğumuzda tek bilet fiyatına iki film gibi promosyonlar yapıldığını yine oradaki arkadaşlarımızdan öğrenmiştik-.

Neticede şu kriz zamanında çöküşün hızlanacağını düşünmemiz yanlış olmasa gerek.Ama bu iddiamızda bizi geri adım atmaya zorlayan işler de yapılmıyor değil. Özellikle çizgi film işinde ustaca dizayn edilmiş projelerle bırakın çocukları, bizlerin bile kalbini fetheden filmler geliyor. Örnegin Bolt.. Ustaca yapılmış bir filmdi. Senaryosu çok iyiydi keza çizimleri de. Walt Disney ve Pixar yapımı Up’un sa Bolt’tan kalır bir yanı yok. Herhalde 3D olarak bir sinemada izlense zaten çocuğunuzun da sizin de bu filmi unutmanız mümkün değil. Hani ‘Tadmayan bilemez’ demişler ya 3D film deneyimi de anlatılmaz yaşanır. Filmi normal ekrandan izledik ama anladığım kadar 3D’nin zahmetine girildiği için olsa gerek (3d film özel bir salonda özel projeksiyon makineleriyle gösterilir. 3D sinema yada İmax teknolojisi diyelim 3 ayrı filme aktarılır ve özel gözlükleriyle izleyen seyircilere bir apartman büyüklüğünde ki perdeye 3 makine ile yansıtılır. Normalde sinema filmi 35 mm iken burada 70 mm.dir.) Sadece filmin hikayesinde ve akışta biraz problemler var onun dışında ilgiyle izlenen bir iş çıkartılmış. Özellikle babasız çocuk karakterinin Amerikan toplumuna tam hitap edebileceğini söyleyebiliriz. Huysuz ihtiyar klişesi ile yola çıkılmış. Filmin yarısından sonra bazı sahnelerde hafif bir sıkıntı bassa da artık ne olacaksa olsun diye oflasanız da final bölümüne geldiğinizde sizi yine bir heyecan sarmaya başlıyor.

Resim kalitesi çok güzeldi filmin. Elbise çizimleri mükemmeldi. Bir kumaşı ayrıntısına, dokuma biçimine kadar veren çizimler çok tatlı olmuştu. Michael Giacchino’nun müzikleri de fena değildi. Filmin havasını sağlamlaştıran ama üstüne çıkıp ta kendisini unutulmazlar hanesine yazdıracak kadar da değildi. Cannes Film Festivali’nin açılış filmi olan Yukarı Bak’ın Türkçe seslendirmesinde Erol Günaydın’ın başarılı bir seslendirme yaptığı sıkça dile getiriliyor.

Yukarı Bak/ UP genelde iyi bir film hatta şiddet ve ölüm gibi hadiseler gösterilmediği gibi kimi olumsuz davranışların model olmamasına yönelik bir titizlikte gözüme çarptı. Fakat bizim kültürümüzden uzak bir atmosferde geçmesi yerli ve milli kültüre önem veren seyirciler için dikkat edilmesi gereken bir husus. Bir diğer konu da kötü karakterin hikâyesi ve kişiliği biraz yanlış seçilip dizayn edilmiş. Filmde ünlü maceracı ve araştırmacı olarak bizlere lanse edilen ve hikâyesi açılış sahnesiyle beraber verilmeye başlanan bu adam, bulduğu bir fosilin sahtekarlık ürünü olduğu iddiası karşısında kendisini kamuoyu nezdinde doğrulatmak için çok düzgün bir niyetle Güney Amerikalara gitmişken böylesine gayretli bir karakterin, bilime hizmet etmeye çalışan bir insanın kötü adam olarak lanse edilmesi bence hoş olmamış çünkü haklı olduğu bir konuda bilimsel bir gaye uğruna tüm hayatını feda etmektedir maceracı adam. Neticede karar izleyenlerin.

Bu arada animasyon işiyle uğraşanların ne zaman ilk Türk çizgi filmiyle sinemalarda gözükeceğini merak ediyoruz. Piyasadaki animecilerin (3D v.s gibi bu alanda çalışan çizerler) hepsi kendi başlarına bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Bazen gazetelerde sinema filmi yapan çizgi filmcilerin olduğuna dair haberler, röportajlar okusak da bir netice çıkmadı çıkmaz da. Çünkü Ene’lerin (Ben) Nahnu (Biz) olamadığı bir dönemdeyiz. Yoksa sinemalarda gösterilen ilk Türk çizgi filminin yönetmeni ve ya çizeri unvanına bile sahip olmak bir insana kariyer olarak yeter düşüncesindeyim. Dünyada 17. büyük ekonomiye sahip olduğu söylenen ve her alanda iddialı olan bir ülkenin yaklaşık yüzyıldır sinemalarda yerli bir çizgi filmi bile gösterime sokamamış olması düşündürücü değil mi? Filmdeki slogan neydi? ‘Kaldır da kafanı yukarı bak’

Biz de öyle  diyoruz. Up!…

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 3 + 2

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız