YERALTI PEYGAMBERİ (Un Prophète)

Etkileyici bir film açıkcası ve bir Fransızın böylesine gerçekçi bir film çekeceği aklıma gelmezdi. Figürasyonda dahil olmak üzere castingi yani oyuncu seçimi çok iyi yapılmış bir filmle karşı karşıyayız. Sanki gizli bir kamera ile gerçek olaylar dizisinin peşinden sürükleniyoruz. Sert, şiddet dolu, müstehcenlik tavan yapmış ve filmin başrol oyuncusu Tahir Rahim filmdeki adıyla Malik çok başarılı bir oyunculukla Al Pacino’nun Scarface yani Yaralıyüz filminden daha iyi bir gangster+suçlu profili çiziyor, bizleri acımasız bir dünyaya götürmeyi biliyor.

“Un Prophet”(Peygamber) Türkçe gösterim adıyla “Yeraltı Peygamberi” nde, karakterlerin gelişimi, olaylar dizisi akıp giderken ne olacak bu işin sonu diye sormadan edemiyorsunuz. Un prophete bir filmi oluşturan tüm unsurlarıyla kendisini unutulmaz kılabiliyor. Sadece kurgusunda biraz eksiklikler var diyebiliriz.

Müzik ise evet bazı yerlerde devreye giren İngilizce şarkılar dahil fena değil, güzel ama film belki müziğe ihtiyacı duymayacak kadar iyi bir ritm yakaladığı için filmi izledikten sonra kulağınızda herhangi bir melodi kalmıyor. Daha çok atmosfer oluşturmak için kullanılmış müzik, duygusallığı artırmak için değil.

Filmin olumsuz bir yönüne dikkat çekmek istiyorum. Filmde anlatılan Arap asıllı mahkûmların anlatıldığı gibi kötü insanlar olabileceğini kabul ediyorum. Fakat hapishanede ki diğer dinci Arapların dünyasına hiç dokunmadan ortaya konulan Müslüman imajı beni rahatsız etti. Filmdeki Korsika çetesinin liderinin ağzından Müslüman mahkumlar için söyletildiği gibi ‘Eskiden avluyu biz yönetirdik. Çok şükür bunlar aptal. Taşaklarıyla düşünmeyi bıraksalardı, daha çok gelişirlerdi’ şeklinde özetlenen müslüman imajı eksik kalmış.

Şunu kabul ediyorum günümüz dünyasında postmodernist Müslüman her türlü haramı işlerken bir yandan da kurandan ayetler okuyup kendince ‘helali de yaparım, haramı da, kime ne’ havasında bir din anlayışına sahip olabilir. Bunun varlığı malum ve suçlular dünyasında olması da şaşılacak bir şey değil ama sadece bu profilden tanıtılan Müslüman kimliği hiçte adil değil. Aslında yükselen değerin mafya alanında Müslümanlar olduğuna dair bir mesajı yok değil filmin ve filmin dışına çıkacak olursak Müslüman olan başrol oyuncusu da çizdiği portre ile karizmatik bir oyunculuk sergiliyor bu da belki modern dünyayı algılamasında başarı ve karizmaya önem veren gençlik için artı bir değer olabilir. İslamın zaviyesinden bakacak olursak dünyanın geçici meta’ı.
Filmin finalindeki sahne ‘Helal olsun ne zafer’ diye başrol oyuncusuna karşı sarhoşane bir hayranlık uyandırabiliyor. Film, kurduğu başarılı ve etkileyici atmosferi ile anlattığı suç dünyasına ait isimler, kimlikler ve kavramları yaşadığımız hâlihazırdaki gerçek dünya ile karşılaştırmamızı isteyecek kadar büyüleyici bir gerçekliğe ve etkileyiciliğe sahip. Bunu ister istemez düşünüyorsunuz.

Gelelim filme adını veren Peygamberlik kavramına. Doğrusu senaristlerde İslam hakkında bir cehaletin olduğunu düşündüm. Çünkü bir Müslüman çok ama çok cahil değilse geleceği gören bir kişiye ‘sen peygamber misin?’ demez de ‘sen evliya mısın?’ ya da ‘ermiş misin?’ diye sorar. Senaryoda her ne kadar Müslüman olduğunu düşündüğümüz Abdel Raouf Dafri ismini görsek de bu da bizi şaşırttı.

 

FİLMDEN BİR SAHNE

 

Neticede ailece izlenemeyecek hard bir film ortaya koymuş yönetmen Jacques Audiard . Film önemli yarışmalarda önemli ödülleri topluyor. Bir eleştirmenin deyimiyle “şimdiye kadar önümüze gelmiş yığınla hapishane filmini bir çırpıda unutturabilecek bir çalışma” Yeraltı Peygamberi (Un Prophète). Oskarda en iyi yabancı film kategorisinde aday oldu. Favoriler arasında adı geçmese de bence akademi bu filmi görmezlikten gelemeyecek. Her ne kadar Michael Haneke’nin filmi favori olsa da Oskar sabahı Un Prophet’in zaferiyle de uyanabiliriz.

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

YERALTI PEYGAMBERİ (Un Prophète)” için 3 yorum

  • 04/03/2010 tarihinde, saat 10:48
    Permalink

    Evliya veya Ermiş olabilmek için ciddi bir eğitim ve terbiyeden geçmek gerekiyor. Mesela 40 gün 40 gece halvet gibi. Bu filme de buna benzer şeyler konulmuş. 40 günlük hücre hapsi gibi. Sanırım “mafya babası olmak için de çok çalışmak lazım” der gibiler.

    Yanıtla
  • 07/03/2010 tarihinde, saat 13:19
    Permalink

    sanırım sinema arayış içinde. zaten bir tüketim nesnesi değil miydi? Şimdi en bakir sahaya el atmış: din. 2012 ve benzerleri gibi.. sinema hollywood’un elinden azad edilmeli…

    Yanıtla
  • 10/03/2010 tarihinde, saat 10:28
    Permalink

    Bu filmi izleyince aklıma gelen-dudaklarımdan dökülenler: ‘Ölümden nefretimi ölerek almak isterdim.Ama korkağım!’Bu filmden önce Felon:Suç diye bir film izlemiştim.Hapisaneyi anlatan bir film.Tavsiye edilir.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 5 + 1

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız