YAZLIK SİNEMA REHBERİ

Geç kalıp DVD’den ya da Blu-Ray’den film izlemek isteyenler için yazlık sinema rehberi hazırlayalım dedik.

Türk sinemasından yaptığı gişeyle dikkat çeken bir filmle başlayalım.

ANADOLU KARTALLARI

Box Office raporuna göre 1.191.417 kişinin izlediği bir filme o filme verilmiş emeğe saygısızlık edemeyiz ama şunu söylemezsem de samimiyetten uzak durmuş olurum; Ben hayatımda bu kadar boş bir film görmedim. Filmin konusu pilot olmaya çalışan gençler ve pilotluk eğitiminde yaşadıkları. Aslında filmi izleyince kendi kendime box officedeki seyirci sayısına takıldığım için bu filme gitse gitse asker çocukları gitmiştir birde kışlalardan askeri okuldan öğrenciler taşınmıştır diye düşünürken aklım ve mantığım yine de 2 milyona yaklaşan seyirci sayını derinlemesine düşününce o kadar da değil dedi. Peki taşıma suyla değirmen dönmez de bu kadar seyirci ne buldu bu filmde? Milliyetçi duygular okşandığı için mi? Marifeti nedir bu filmin bilmiyorum ne bir havada çarpışma sahnesi var ne de yerde kapışma ve aksiyon. Finalde bir uçağın bozulduğu için yere çakılmadan inmeye çalıştığı sahne ile zirvede aksiyon sağlamaya çalışmışlar. Hani insan havada bir Yunan dalaşı filan beklerken sadece havada bozulan uçağın yere inememe tehlikesiyle finali taçlandırmaya çalışmaz ki. Böyle bir sahne sıradan aksiyon filmlerinin ya ortasında ya da sonunda olur.

Oyunculuklar ise senaryodan dolayı çok sıradan hani herkes piknik havasında.

Bir balerin kızcağızla pilot adayı sevgilisi arasındaki ilişki iş hayatlarına ait başarısız olma korkularından doğan stres üzüntü, azim v.s ile beraber verilmeye çalışılmış ama benim hayat tarzıma uzak olduğu için midir nedir ne bir gerilim ne de ciddiye alacağınız stresli bir durum var. Senaryoda bence PKK’ya bir uçak satmaya çalışan birkaç uyanık girişimci ve bunlara karşı koyan milliyetçi pilotlar olsa daha ilgi çeken bir çatışma unsuru inşa edilmiş olurdu. Hani satılan uçakları imha görevi filan olurda seyircide tatmin sağlarsın ama sade suya tirit bir hikaye ile uçakların havada uçuş görselliğine dayanıp iş kotarılmaya çalışılmış.

LONDON RİVER

Yukarıda yerli yapım diye bahsettiğimiz Anadolu Kartalları filminden daha yerli bizlere daha yakın bir film London River. Konusu Fransadan gelen zenci Müslüman işçi(emekliliği gelmişte geçen) ile beyaz İngiliz ev hanımı ve çiftçi bir kadının Londra’daki bombalı bir terör eylemi sonrası çocuklarını aramaları ve bu arayışta kesişen yollarını anlatıyor. Sakin, güzel ve tertemiz bir sinema diliyle.

Film İncil’de Matta’da geçen bir ayetle başlar;

`Komşunu sev, düşmanından nefret et’ denildiğini duydunuz. Ama diyorum: Düşmanlarınızı sevin ve kimseye zulmetmeyin bunun için dua ediyorum.’

Bu ayetin tefsiri desek film için yanlış söylememiş oluruz. Güzel bir yapım. Sinemada gerçeklikten hoşlananlar için tavsiye ederiz.

ALTIN VE BAKIR

İran sinemasının kaliteli işlerinden birisi. Oyunculuk, senaryo ,karakterler, diyaloglar mükemmel. Ailecek izlenebilecek güzel bir film.

Yönetmen Humayun Esediyan senaryo ise Hamit Muhammedî’ya ait.Bu iki ismin eserlerine dikkat etmek lazım.

Yalnız Allah için sevmeyi anlatan filmi İrfan geleneğimizin görsel bir versiyonu olarak kabul edelim.

Seyyid Rıza bir molladır . İki çocuğu ve eşiyle ilim tahsili için Tahran’a gelmiştir. Tahranda medreseye kabul edilir ama istediği ilmi öğrenemeyecektir. Eşi Zehra MS hastalığına tutulur ve yavaş yavaş felç olur bu yüzden ev işleriyle beraber evin masraflarını da çıkartmak üzere gece gündüz çalışmaya başlar.

Filmin bitişinde medresenin güçlü hocasının öğrencilere derste anlattığı ‘İlmin ilahi aşk için olduğu ve insanlara da bu aşkla bakmanın kitaplar dolusu ilimle elde edilemeyeceğini ancak yaşanarak elde edilebileceğini’ felsefesini perdede yaşatarak ispatlayan olaylar dizisi bizleri gülümsetti.

Özellikle downsendromlu elinde teybi, sürekli dinlediği aynı şarkı (Hakan Peker’e ait bir pop parçası) ile komşu kızı Ayda filmin en unutulmaz karakteri. İnsanı ağlatacak derecede saflığı ve masumiyeti temsil ediyor. Ayda’nın masumiyetiyle ilgili güzel sahnelerden birisinden bahsedelim.Seyyid Rıza eşi hastanede olduğu için dışarı çıkacaktır ve küçük oğluma kim bakacak diye yaşlı ev sahibine sorar, kadın dizim ağrıyor bakamam deyince Ayda’nın ‘Ben bakarım’ demesi bakıma ve şefkate muhtaç birisinin tam tersine şefkat göstermesiyle duygularınız had safhaya varıyor. Ayda sözde acınacak halde bir özürlüyken o Seyid’e acır, ocakta pişirdiği yemeğin soğanlarını göstererek “yanıyor” der. Seyyid yemeğe bakar. Bir süre geçer. Yemeği bizde unutmuşuzdur. Yine yanıyor der Ayda. Seyyid yemeğin altını kapattım deyince “ciğerim yanıyor”der sizde ister istemez gülersiniz.

Filmde kompleksten ayıklanmış bir İran ruhu vardı. Yeni yetişen nesilin nelere ilgi duyduğunu açık yüreklilikle anlatan bir film. İran’ın kendiyle yüzleşen bir toplum olması iyi. Suriye konusunda da çabuk yüzleşirler inşallah.

Film Bediüzzamanın da üzerinde durduğu Allah için sevmenin başka sevmeklere ilaç olacağını başarılı bir sinema diliyle anlatıyor.

Yukarda bahsettiğimiz medrese hocasının şu sözleri filmin özetini oluşturuyor: “Herkes bir ömür cennetin anahtarını aradı. Bir hazine ya da bir kimya, iksir… Bu hazineyi hayal edenler bu hayal ile hazineyi kaçırıyorlar… İnsanların arayıp durduğu bu kimya aşktır, gerisi çer-çöptür… Eğer okuduklarınız bizimkiyle aynıysa, yırtıp atın kitaplarınızı. Çünkü, aşk ilmi hiçbir kitapta yazmaz!”

YERALTI

Zeki Demirkubuz’un son filmi. Filmin jeneriğinde de yazdığı gibi Rus yazar Dostoyevsky’nin Yeraltından Notlar adlı eserinden serbestçe uyarlanmış ama fazla ‘serbestçe’ uyarlamış.

Demirkubuz’un gezi olayları sonrası Çapulcuyum v.s demesi umurumda değil. Sevdiğim filmleri de var sevmediğim, beğenmediğim filmleri de var ama bu kadar ciddiye aldığım bir yönetmenin filminde özellikle kimi sahnelerinde gülmemek için kendimi zor tuttuysam kusura bakmasın eksikliği birazda kendisinde arasın.

Filmin konusuyla ilgili resmi sitesinde şöyle demişler;

“Akıllı bir adam, kendine karşı acımasız değilse gururlu da olamaz.”
Muharrem, nefret ettiği ve edildiğini halde eski arkadaşlarının yemeğine kendisini zorla davet ettirir.
Masum didişmeler, ufak kişilik gösterileri ile başlayan yemek, giderek dumanlanan kafaların etkisiyle utanç dolu geçmişe doğru yol almaya başlar. Defterler açılır, hesaplar ortaya dökülür.
Gece pişmanlık, gözyaşları ve öfkeyle dolarken, rezillik, karanlık sokaklara, fuhuş kokan otel odalarına taşar.
Onlar hep birlikte, Muharrem tek başına olsa da kararlıdır. Pislik ya o gece temizlenecek, ya da geberip gidecektir. Yoksa sonsuza kadar kurtulamayacaktır bu utançtan.”

Filmdeki müstehcen sahnelerine şaşırdım. Demirkubuz’un tarzı değildir pek. Hatta eşlerin birbirini aldattığı 2001 yapımı İtiraf’ta bile böylesine açık bir anlatıma tevessül etmemiştir. Filmi için Kültür Bakanlığından destek almış ve Ak Partiye inat bu sahneleri çekmiş sanki.

Diyeceksiniz ki bu kanıya nerden vardın niyetin muhbirlik yapmak mı? Film ortada. Sadece belli bir kesime o da sol kesime hitap eden bir film.Tek merak ettiğim Sırrı Süreyyayı oynattığı halde o sahneleri niye koymadığı? Filmin akışını mı bozuyordu yoksa süreyi mi uzatıyordu? Neyse neticede Sırrı Süreyya gibi siyasi bir figürle çalıştığın zaman filmde göstersende eleştirirsin göstermesende.

Birde sözde Nuri Bilge Ceylan’ın ‘Küf’ adlı kendi projesini çalıp ‘Üç Maymun’diye çektiği için suçladığı çokca söylendi. Filmdeki hırsız yazarın eserine ‘Ankara Sıkıntısı’ demesi magazinel bir tartışmayı da gündeme getirmiş.İlginç. Nuri Bilge Ak Partiyle sıkıntısı olan birisi değil(Yani %50 İle) ama 3 Maymun filminin bitiş jeneriğinde yer alan teşekkür kısmında Ak Parti İstanbul İl Başkanlığına teşekkür etmesi de dikkatimi çekmedi değil(Ayrıca filmde, eski partileri temsil eden seçime girip kaybeden kötü politikacı tiplemesini de unutmayalım.Filmin tek kötü adamıydı neredeyse) Bunlar kızdırmış olabilir mi? Beni sevindirdiğine göre solcuları da kızdırmıştır elbette.

İlk önce şunu söyleyeyim Zeki Demirkubuz filmde anlattığı depresif ve kompleksli ana karakteri Muharrem aslında namuslu bir insan. Dürüstlüğü arayan toplumdan da aynı duyarlılığı bekleyen birisi ama etrafı namussuz kaynadığı için onunda şaftı kayıyor. Sonra filmde hırlayan gürleyen bir adam çıkıyor karşımıza.Bu karakteri izlerken aklıma gezi parkı olayları geldi ister istemez ve sol taifenin haddinden fazla bunaldığına kanaat getirdim yani pimi çekilmiş bomba mesabesinde bir topluluktan bahsediyoruz. Çünkü önceden iktidarlar 4-5 yılda bir değişir kıyısından köşesinden solcular iş tutar, geçinip giderlerdi ama yeni dünya düzeni öyle bir toplum oluşturdu ki İslamcılarda dahil herkes şaşkın şaşkın nereye gidiyoruz diye birbirine sorar oldu. Solcularda bundan nasibini aldı. Bir sinema eleştirmeni bile Demirkubuz’un bu filmi için ‘İçindeki zehri döküp bitirdiğinde, işlerin çok daha sağlıklı yürüyeceğine de eminim’ şeklinde bu ruhsal bozukluğu tespit etmiş.Biz seyircinin toksin madde atılacak bir çöplük olmadığımızı bilmeli yönetmenler.

Demirkubuz solun bitişini çekmiş haberi yok. Sinemasal anlatımı bitmez umarım çünkü samimi bir yönetmen ve samimiyet bu zamanda en az bulunan şey.

Allah cümlemize hidayet versin ve Sırat-ı Müstakimden ayırmasın.

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

YAZLIK SİNEMA REHBERİ” için 11 yorum

  • 17/07/2013 tarihinde, saat 23:35
    Permalink

    Demirkubuz’a bi filminden çakayımda hangisinden çakarsam çakayım zihniyeti ile içi tamamen bomboş bi eleştiri(!) yazısı olmuş. Kişisel kinini ve öfkesini ideolojisi üzerinden rahatça kusmuş. Boş bi yazı bence

    Yanıtla
  • 17/07/2013 tarihinde, saat 23:36
    Permalink

    bence o kadar da boş değil zekiye yapılmaz ama yeraltıda faciaydı gerçekten -kıskanmakta iyi değildi bence bir iniş var filmleirnde

    Yanıtla
  • 17/07/2013 tarihinde, saat 23:37
    Permalink

    Anadolu Kartalı filmine yaptığı eleştiriyi okumam ile kapatmam bir oldu. Kimse kusura bakmasın filmin seyirci sayısı nasıl geldi diye düşünmek ile yok o seyirci bu filme fazla gibi laflarla eleştiri yapılmaz.

    Yanıtla
  • 17/07/2013 tarihinde, saat 23:37
    Permalink

    ya arkadaşlar önce bir siteye bakın lütfen. adamın sözde yorumunun daha ilk paragrafında gül suyu kokusu gelmeye başlıyor. zaten okumaya devam edince de bilinçli olarak yazıldığını ve belirli bir amaca hizmet ettiğini anlıyorsunuz. gülden sanat olmaz arkadaşlar. zaten bu siteyi tiye almak yerine neden ciddiye aldığınızı da anlamadım. ben şu ana kadar hiç duymamıştım nitekim şu andan sonrada duymayacağım

    Yanıtla
    • 17/07/2013 tarihinde, saat 23:38
      Permalink

      Yusuf bey fikirlerinize saygı duyuyor ve sitedeki birçok eleştirinin, özellikle de Anadolu Kartalları’na yapılan eleştirinin realiteden ne kadar uzak olduğunu da görüyorum lakin gülden sanat olmaz derken ne demek istediniz biraz açar mısınız? Zira gülün tasavvufta bir manası vardır.

      Yanıtla
      • 17/07/2013 tarihinde, saat 23:38
        Permalink

        selamlar, tasavvuftaki manasında söylemediğim kesin. makaleyi yazan editörün bilincinin altında yatan amacın kaynağına olan bir göndermedir benim fikri beyanım

        Yanıtla
  • 17/07/2013 tarihinde, saat 23:39
    Permalink

    Filmin yapım yılı 2012, bu yazıyı gezi olaylarından evvel yazsa bu yazıyı sıfır ön yargı ile sonuna kadar okur kendi kriterlerime göre iyi ya da kötü diye değerlendirirdim ama adamın film ile alakası yok ki direk Zeki’yi eleştirmek için yazılmış, en güncel filmini de seçmiş ki film eleştiriyorum kisvesi altında daha rahat vurabilsin sopayı. O yüzden yazının boş olduğunu düşünüyorum.

    Yanıtla
  • 17/07/2013 tarihinde, saat 23:41
    Permalink

    Sırrı Süreyya Önder yorum yapsaydı :”Buna derler, kusan adam.Gezi olayları arkadaşın bünyesine ağır gelmiş , gitmiş Zeki’nin filmine kusmuş.”

    Yanıtla
  • 17/07/2013 tarihinde, saat 23:46
    Permalink

    ‘eleştiri, bir dayanışma biçimidir’ [murat menteş]

    Yanıtla
  • 17/07/2013 tarihinde, saat 23:46
    Permalink

    yazı bittikten sonra amin demeyi unutmayalım

    Yanıtla
  • 17/07/2013 tarihinde, saat 23:47
    Permalink

    ya arkadaş eleştiri yapıyorsun soyut soyut cümlelerle öneride getirmiyorsun millet senin sayende zeki demirkubuz için iyi yönetmen olduğunu düşünecek

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 3 + 4

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız