TOTAL SONUÇ

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

Bize göre fazlasıyla gözden kaçan bir mesele var, total sonuç.

………..

Özellikle insanların günübirlik yaşaması, provakasyonlar, zamanın ruhu ve öte yandan gelenek/ezberlerin bolluğu, bu sonuca yol açmakta. Peki nedir total sonuç dediğimiz? Mesela “aklı maaş mı, aklı maad mı?” Bu total sonuçtur. Tek tek çok başka işler görünebilir ama sonuç mühimdir. 

……….

Mesela insan görünüşte dine çok önem veriyor görünebilir, ama hep dinin somut, bizlik-benlik içeren yönleridir bunlar, insan olarak haberleri, ciddi gündemleri takip ediyor görünebilir ama kendisine hiç ayna tutmamaya gider bu, ya da işlerin hakikatine yeterince eğilmemeye.. Çok fazla okuyordur ama kariyer peşindedir. Ve sonuçta Mana, Aklı Maad, Kuran kazanamaz onda.

………….

Onun için insan bu “total sonuç” meselesine dikkat etmelidir. Bir sürü düzen vardır bunu görmesini engelleyecek, kimse onu buna yönlendirmez bir defa kolay kolay. Hakikati bir yere kadar ister genelde insanlar ve düzenler de dışarıdan şuradan buradan “önce” buna göre oluşmuş. O yüzden de Kuran’a çok ciddi bir yöneliş olmadan böyle bir dikkat oluşmayacaktır yeterince.  

…………

Bu anlamda da öncelikle “biliyorum algısı” başlı başına bir problemdir. Çünkü özellikle günümüzde çok fazla şey bilmektedir insan, lakin çoğusu kabuldür aslen. Üç tane şeyi eleştirirsin, herşeyi elekten geçirdim zannedersin. Mesele sadece bilgilerin doğruluğu da değil, sana ne gözetilerek, ne amaçla yüklendiği de mühim şeylerin, çünkü o bir ruh hasıl eder. Kimisi kapitalizm, kimisi batıcılık, kimisi milliyetçilik gözetilerek yüklenmektedir bilgilerin, öyle bir yorumla, ona gidecek bir yorumla. Bilginin yanlışlığına gerek yok, yoğunluğu yeterlidir, verilen açılar, gösterilen-gösterilmeyen noktalar.. Hatta öyle ki yükleyen bile artık bunun farkında değildir, gayet tabii hale gelmiştir, standart olmuştur pek çok şey. Mesela bir Haberleri izlerken, bir romanı okurken bile aslında bunları da alırsın yanında. Lakin hangi birini ne kadar süzeceksin bu yoğunlukta?

………………

Bir de bazı mimli ideolojik ilgileri, bilgileri oluşmuştur insanın zamanla. Cemaat, grup yapılarında. Statükoya aykırı gibi durur bunlar ama onlar da başka başka statükolardır. Kimisi ana yapıya eklemlenen, kimisi pek muarız, kimisi gelenekten mülhem. Onları da zaman içinde biriktire biriktire getirir insan. Ve bunu mana-idealizm zanneder.

………….

İşte bütün bunların içinde şu ya da bu oranda dünyevilik, değişik nefsler, hevalar, kah doğru kah yanlış vardır. Ve “sen de” dahil olmuşsundur bunlara artık. Ve ayıklamadan Mana olmaz. Ayıklama ise Kuransız olmaz. 

………..

Mesele ise şu kadar basittir nihayetinde, var mısın yok musun?

………

Dünyada değil, gerçekte.

…….

NOT: Peki hiç statüko olmasın mı diye sorulabilir; mesele o değildir, mananın işgal edilmemesidir. Aklın ve iradenin bunlara tapulanmamasıdır. Çünkü nihayetinde “öbür dünya merkezli” bir statükonun anlaşılmasından bahsediyoruz.

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 3 + 3

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız