Download Instagram Photos

There Will Be Blood/Kan Dökülecek-1

Upton Sinclair’in 1927 de yazdığı “Oil” adlı romandan sinemaya uyarlanan “ There Will Be Blood” Paul Thomas Anderson’ın yönetmenliğinde bir petrol adamının din -kapitalizm ikileminde yaşadıklarını vicdanlarımızı sızlatacak gerçekçi bir dille bizlere anlatıyor.(Romanın yazarı U.Sinclair öylesine popülermiş ki Amerika’da o devrin devlet başkanı Roosevelt’in Sinclair’e “İzin verirseniz benim de Amerika Birleşik Devletleri başkanı olduğum anımsansın.” dediği rivayet edilmektedir.

FİLMİN KÜNYESİ

Yönetmen: Paul Thomas Anderson
Oyuncular: Daniel Day-Lewis (Daniel Plainview), Paul Dano (Paul Sunday / Eli Sunday), Kevin J. O’Connor (Henry), Ciaran Hinds (Fletcher) ve Dillon Freasier (H. W.)
Senaryo: Paul Thomas Anderson (Upton Sinclair’in romanı “Oil” a dayanarak)
Görüntü Yönetmeni: Robert Elswit
Kurgu: Dylan Tichenor
Müzik: Jonny Greenwood

OSKAR KARNESİ(1998)

En İyi Erkek Oyuncu Oscar Ödülü
En iyi sinematografi

“TANRI APTALSIN DİYE SENİ AFFEDECEK Mİ SANIYORSUN?”

Nedense filmi aslında ayıla-bayıla izlememişte olsam kimi diyalogları ve sahneleriyle aklımdan bir türlü çıkmıyordu. Gündemle de alakası vardı çünkü işin içindeki petrol ve para aşkı, bana Amerikalıların Irak işgalini hatırlatıyordu daha çok. Amerikalıların petrol için yüz binlerce insanı boğazlamaları belki de yine Amerikalı bir petrolcünün hikâyesi üzerinden bu Amerikan doymazlığını anlamamı sağlayacaktı. Ve artı aşağıda görüntülü olarak bir örneğini vereceğimiz kalburüstü oyunculuklar, sağlam bir senaryo beni çok etkilemişti.

 

“KENDİMDEN BAHSETMEKTEN PEK HOŞLANMAM”

Film kıraç bir arazide derin bir kuyuda tek başına kazma sallayan sakallı bir adamla başlar. Bu Daniel Plainview( Daniel Day Lewis)’dir.Ve tarih yazar 1898. Yönetmen Paul Thomas Anderson bir parça Daniel’in halet-i ruhiyesini anlamamız için filmin ilk 15.dk.sında hiçbir diyaloga yer vermeden onun petrol arama sırasında çektiği acıları ve sıkıntıları gösterir bize. Çileli ve öldürücü bir macera sonunda petrolün bulunuşunu izleriz. Bir kuyuda kazayla ölen işçinin çocuğu üstüne kalır. Petrolcümüz Daniel ‘Bir aile babasıyım’ der ve işçisinden kalan bu çocuğu arazi pazarlıklarında insanlarla duygusal bir bağ kurmak üzere ‘Oğlum’ diye tanıtmaya başlar. Yıl 1911’dir ve insanların arazilerine talip olmaya başlamıştır Daniel. Petrol çıkarttığı yere gelen Paul adlı genç birisi petrolün toprağın üstüne sızdığı daha verimli topraklardan bahseder. Daniel Plainview yardımcısı Fletcher ile bu gencin yaşadığı kasabaya gider. Kasabanın genç papazı Eli çıkacak petrolden hem kendisi hemde kilisesi için pay istemektedir. Film artık bu noktadan sonra ana ekseninde din adamı Eli ile petrol zengini olmaya doğru hızla giden Daniel’in mücadelesini ve tüm bunlar olurken bir yandan da Daniel’le insanlara ‘oğlum’ diye tanıttığı evlatlığı arasında yaşananları anlatır. Yalnız filmin adına bakıp bol kanlı sahnelere sahip bir film olduğunu düşünmeyin ölümler var ama hep iş kazalarında. Cinayetse sadece bir kaç yerde var ve filmin dönüm noktalarını oluşturan sahneler bunlar. Bir Amerikan filmine baktığınızda neredeyse kan hiç yok gibi ve ayrıca ilginçtir erotizmde yok (Boogie Nights’ın yönetmeninden beklenmedik bir muhafazakarlık). Yani bu kadar paradan, servetten, çekişmeden bahseden bir filmde hiç kadın karakter olmaması ilginç. Klişe dışı bir işle karşı karşıyayız. Fast-food filmlerden hoşlananlar yani hareketli, hoplamalı zıplamalı cambazlıklardan zevk alanların da uzak durması gereken bir yapım onu da söylemiş olalım. Çünkü ağır ağır gidiyor film.

Batı dünyasının temel felsefesi olan hayat bir mücadele ve rekabettir düşüncesini, rejisi, diyalogları ve üst düzey oyunculuklarıyla en iyi şekilde yansıtan filmden o üst düzey oyunculuk ve diyaloglarla ilgili fikir verebilecek bir sahne;(Devam edecek)

……………….

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

There Will Be Blood/Kan Dökülecek-1” için bir yorum

  • 17/08/2009 tarihinde, saat 10:33
    Permalink

    film bir kafa yapısının zihniyetin köklerine inmeye çalışıyor. ama insani boyutları çok fazla ön plana çıkarıp mesajı biraz bulandırdığını düşünüyorum filmin. mesela daniel day lewis biraz fazla evhamlı biraz fazla hırslı birisi filmde.. ama petrol için bir cinayet işlemiyor, örnek olarak. bu enteresan.. hatta film daha çok bir protestanlık eleştirisi diyeceğim, ama o konu da ikincil fazlasıyla.. güçlü oyunculuklar konusunda şüphe yok. ama bir tez olarak mesela ne dediği pek anlaşılmıyor gibi..

    Yanıtla

rafet için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 3 + 7

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız