buy Instagram followers

THE CLASS(Entre Les Murs / Duvarlar Arasında) KLAS BİR FİLM


2008 yılında Fransızlara 21 yıl aradan sonra Cannes film festivalinde hasretle bekledikleri Altın Palmiyeyi kazandırmış bir film The Class (Sınıf) orijinal adıyla Entre Les Murs(Duvarlar Arasında). Yönetmenliğini Laurent Cantet, senaristliğini ise Laurent Cantet ,Robin Campillo, François Bégaudeau’nun yaptığı film yine filmin başrol oyuncusu François Bégaudeau ’ın aynı adlı eserinden alınmış ve Altın Palmiyeyle beraber bir çok ödülü hanesine yazdırmaya başarmış bir yapım (En iyi yabancı film Oskar adaylığıda dahil).

François Bégaudeau öğretmenlik deneyimlerini filme katmış. Zaten filmi izlerken öğretmen olmayan bir insanın bu filmin senaryosunu yazamayacağını kendi kendinize söylüyorsunuz .

Filmin konusu kısaca; Faklı kültürlerden(Müslüman, Yahudi, Japon hatta bizim Burak gibi) öğrencilerin olduğu bir kenar mahalle okulunda Fransızca öğretmeni François Marin’in yaşadıklarından yola çıkan film, öğrenci ve öğretmen psikolojisi hakkında muazzam veriler sunuyor, deryadan bir katre gösterdik gerisini siz anlayın diyor.

Eğer öğretmenseniz bu filmle ilgili şunu söyleyebilirim; Hayatınızda izlediğiniz en iyi filmlerden birisi olduğunu göreceksiniz. Çünkü bu film benim hayatımda izlediğim en iyi öğretmen+öğrenci ve okul filmi. İlk önce şunu söyleyeyim The Class, Amerikan okullarının çetelere dayalı günlüklerinden oluşan okul filmlerine benzemiyor.

Özellikle benim gibi öğretmenlik tecrübesi yaşayanları gülümsetecek ‘Evet aynı durumu okulda bende yaşamıştım’ dedirtecek sahnelerle dolu film.

Film, Fransız eğitim sisteminin hali hazırdaki resmini hiçbir yapmacıklığa kaçmadan ustaca resimliyor.

Öğretmenlerin ilk tanışma toplantısı olan başlangıç sahnesi bizlere okul ve ortamı hakkında bir fikir veriyor ve sonrasında akıp giden pelikülle çürümeye başlayan bir dünyanın naiflikle beraber gizli zorbalığı arasında ki çelişkisini bir okulun koridorlarından ve penceresinden izliyorsunuz.

Öğrencinin öğretmene yaklaşımı, öğretmenin öğrencilere bakış açısı abartılmadan en gerçekçi bir şekilde verilmiş. Örneğin yıllarca, belki “öğretmenler odasında bu öğretmenler ne yapar? Ne konuşurlar?” diye merak eden öğrenciler için The Class’dan can alıcı bir sahne sunuyoruz.

(Öğretmenlik yaptığım zamanlarda öğrencilerimden soran olmuştu ‘Hocam öğretmenler odasında bizim dedikodumuzumu yapıyorsunuz? diye)


La Class(SINIF) tercumaniahval.com
Yükleyen tercumaniahval. –

Evet maalesef bu durumları Türkiye’de de yaşıyoruz ve problemli öğrenciler sadece kendi hayatlarını zehirlememekte, bünyeye giren bir mikrop gibi tüm eğitim sistemini felç edebilmekte. Hatta bu yüzden en idealist öğretmenlerin bile zamanla ‘öğrenci milletine’ karşı olumsuz yaklaşmasına bu tip olayların sebebiyet verdiğini söyleyebiliriz.

Birde dünya çapında iş yapan bir çok başarılı filmde olduğu gibi bu filmde de hareketli kamera kullanımının iyice yerleştirildiğini görüyoruz. Sebebi de hikayeye belgeselci tarzda yaklaşıldığını hissettirmek ve anlatılan olaya gerçekçi bir atmosfer sağlaması. Şimdilik bu sallanan kameralar bizi rahatsız etmiyor.

Başroldeki F.Bégaudeau Fransızca öğretmeni François Marin’i büyük bir başarıyla oynuyor.

Öğrenciler ise amatör oyunculardan oluşmuş. Onlarda başarılı. Bu başarının sırrı ile ilgili Türk oyuncu Burak Özyılmaz’a oyunculukta zorlanıp zorlanmadıkları sorulunca şöyle demiş;

“Hayır, hiç zorlanmadık. Bir kere şundan kazanıyorduk, amatör bir ekipti, hiçbir ünlü yoktu. Amatör bir ekip olduğumuz için aman başaramayız stresi de yoktu. Zaten biz şöyle düşünüyorduk. ‘Biz başaramayacağız, küçük bir şey olacak, az bir şehirde gösterilecek ve kapanacak konu. Yönetmeni tanımadığımız ve hiçbir ünlü olmadığı için böyle düşünüyorduk. Üç kamerayla çekildi, makyaj gibi şeylerle hiç uğraşılmadı. Yönetmen bizi tanımaya çalıştı ve ona göre bize karakter verdi, o yüzden kendimizi bulmakta zorlanmadık. Filmdeki herkes bizim okuldandı.”

Entre Les Murs (Duvarlar Arasında) Türkiye’de 2008 yılında “SINIF” adıyla sessiz sedasız gösterime girip çıkmış, eğitimle ilgilenen herkesin izlemesi gereken bir film.

Bu konuda bizimde tercumaniahval olarak uzun zamandır hazırlandığımız Öğretmen filmine bir doping etkisi yaptığını söyleyebiliriz. Fakat Türk eğitim sistemine eleştirel bir bakışta bulunacak filmimizin , en az Fransızların SINIF’ı kadar zor ve çetrefilli bir iş olacağını biliyoruz.

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

THE CLASS(Entre Les Murs / Duvarlar Arasında) KLAS BİR FİLM” için 2 yorum

  • 18/03/2010 tarihinde, saat 23:33
    Permalink

    Koro, 2004 Fransa yapımı müzikal dramatik filmdir. Özgün adı Les Choristes olan film 29 Nisan 2005 tarihinde Türkiye’de gösterime girmişti. Mutlaka bu film de izlenmesi gerekli.Ancak bu film bu sayfadaki film gibi güncele yönelik değil biraz tarih sayfalarında kalmış bir film…

    Yanıtla
  • 20/03/2010 tarihinde, saat 11:33
    Permalink

    Mutlaka öğretmenlerin izlemesi gereken bir film. [Filmin uzunluğu ara ara sıkıcılığı artırsa da sabrın sonu selamet.]
    Çünkü film sorunlarla savaşan/savaşmayan öğretmenlere hem içerden hem de dışardan bakmayı sağlayan bir simülasyon/benzetim gibi.
    Bu filmi izlerken akla gelen sorular:
    Disiplin nerede başlar ve nerede biter? Öğrencinin disiplin cezası almasından elde edilecek fayda nedir?Öğrencinin derse ilgisini nasıl çekeriz? Sınıfı derse gözlemci değil de katılımcı nasıl yaparız? Günümüzün başbelası öğrencileriyle yaşanan sorunlar sadece bu ülkede değil heryerde. Öğretmen olduğum için filmdekiler ile yaşadıklarım arasındaki bağın çok yakın olduğunu gördüm. Filmin başrolündeki öğretmenin ve aynı zamanda senaryoyu yazan kişinin hissettiklerini bizzat hissettim. Aslında bu gençliği
    BASIN-TV-İNTERNET yoluyla biz meydana getirdik. Peygamber zamanında kızları maddi sıkıntılar ve müşrik ruhun-kadının değersizliği, namus algısı-gereği olarak toprağa gömüyorlardı. Bu yüzyılda kız-erkek ayırmadan bütün çocukları onları sevecen bir yüzle seve seve gömüyoruz. Onları Allah’ı bilmekten ve ahlâktan-disiplinden yoksun bırakarak özgürlük+insan hakları adına günahlara gömüyoruz. Erdemi, bilmeyi, öğrenmeyi sevmeyen bir gençlik. Anne –babalara göre, bakanlık müfettişlerine göre, milli eğitim müdürlerine göre, okul müdürlerine göre hep öğretmenler suçlu. Hiç kimse kendi üzerime düşen nedir? sorusunu sormuyor. Bu filmi izledikten sonra gecenin düşündürdükleri bunlar. Öğretmenliğimin 6. senesinde bunları düşünen birisi olarak 26. yılsonra acaba ne düşüneceğim.
    Ya Rabbi ufku geniş-sabırlı-kuraldışı-kendini her daim geliştiren öğretmen kıldığın gibi peygamber gönüllü insanlar yetiştirmeyi nasip eyle!!! Âmin.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 3 + 3

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız