TEDBİR DİYE DİYE KENDİLERİNDEN NEFRET ETTİRDİLER

Sevginin gücü bütün kin ve nefretleri yeryüzünden yok etmeye muktedirdir. Ülkemi anlamsız ve manasız bir su-i zan ve düşmanlık kasırgası, etkisi altına almıştır.

Firavunvari kendini haklı bulan, diğerini ötekileştiren, tevazudan, mütevazilikten fersah, fersah uzak, bir gayri meşru güruh peyda olmuştur. İslam tarihinde benzerine hiç rastlamadığımız acaibü’l ğaraib bir güruh. Hiç bir işi açıktan ve merdane yapmayan bu güruhun bütün işleri yeraltından, köstebek misalidir. İşlerini yeraltından sezdirmeden yapan, iki yüzlü anlamına gelen münafık kelimesinin etimolojik tahlilinde köstebekle yakın bir ilgisi vardır.

Hz.Peygamberin ve bütün peygamberlerin ortak karakteri olan duygularını açıkça ve net bir şekilde ortaya koyma bu güruhun en yabani olduğu bir karakterdir. En basit bir toplantıyı ve görüşmeyi bile esrarengiz bir atmosferde sunan bu insanlar, halkın soğuk duruşuyla karşılaşmışlardır. Halkın gönlüne girmenin berraklıktan ve şeffaflıktan geçtiğini bir türlü anlayamadılar. Hala boğuşmaları bile başkasının üzerinden devam etmektedir.

Bu güruhun has elemanı olan bir insanı irdeleyelim: Tedbir denilen emirin kanına işlediğini göreceksiniz. Sürekli sinsilik, sürekli köstebeklik,sürekli tedbir,sürekli tedbir, plan, proje en yakın dostlarının bile nefretini kazanacak kadar bir plan proje. Hz. Peygamberin çizgisinde bir saflık,bir berraklık, bir şeffaflık,halkın içinde oturma, istişaresini açıktan yapma, net olma bütün insanlığın hayranlığını uyandırmıştır. Bizans kralı Efendimizin tebliğ mektubunu alınca, peygamberin karakteri hakkında bilgi alacağı birini aramış.Efendimizin, o dönemde baş düşmanlarından biri olan Ebu Süfyana ulaşmıştır. Hz.Peygamberin karakteri, davası, kavgası, düşünceleri, yaşamı o kadar şeffaftı ki Ebu Süfyan aleyhte bir kelime söyleyememişti.

Şimdi bu güruhun reisi yada herhangi üst düzey bir elemanı hakkında bir sual sorun, donuna kadar ne kadar pislik varsa size anlatıldığına, bütün kirli çamaşırlarının pazara sürüldüğüne şahit olacaksınız. Özellikle şeffaf bir Nebinin varisliği iddiasında olan bir alimin, bu kadar karışık işleri, içinden çıkılamaz karmaşık yaşam tarzı, mide bulandıracak icraatları,asrımızda güvensizliğin zirvesinde bir konumun hiç kimseye bir şey anlatılamaz içler acısı bir ofsayta düşme halidir. Muhabbet fedailiğine sürülen korkunç bir kara lekedir. Kıyamete kadar silinemeyecek bir ihanettir. Hani insün ve cinnin şeyhülislamı Zenbilli Ali efendi Sultan Kanuninin İstanbul’a getirdiği Kırk Çeşme sularının açılışında dua makamında şunları söyler: Sultanım şeriata muhalif kanunları Osmanlıya getirmekle ülkeye öyle bir bok sıçtın ki, bu suların cümlesi yüz yıl üzerinden aksa yinede temizleyemez. (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, Bediüzzaman Said Nursi’nin kitabında geçen bir tarihi konuşmadır)

Kim ne derse desin, nasıl tevil ederse etsin, nasıl müdafaa yaparsa yapsın. Bu güruh, ülkenin içine öyle bir pislik yapmıştırki, yüz yılda temizlenebileceğine inanmıyorum. Özellikle inananların arasında meydana getirdikleri kin, nefret, düşmanlığın hangi su ile temizlenebileceğini çok merak ediyorum.

TERÖRÜ LANETLEMENİN İKİYÜZLÜLÜĞÜ

Bir kısım masum insanlar öldürülürken, kendi penceresinden hesabını yapanlar, davasına getiri ve götürüsünü düşünenler şu anda tam bir terör düşmanı kesildiler.

Şehirlerde terör estirerek, bunu akıllarınca protesto ediyorlar.

Halbuki TERÖR:Masumlara yaşama hakkını azaba çevirmektir.Bu masum kim olursa olsun.İster Türk ister Kürt bazen Zaza bazen Arab ister Müslüman isterse de Yahudi, Hıristiyan olsun yaşama noktasında hiç farkı yoktur.Yaşama hakkını Rabbımız vermiştir.Onun yaşamını bitirme hakkı da sadece ona aittir.

1936’larda devletin dersimde yaptığı bir terördür. Lanetlenmeyi hak etmiştir. Şeyh Said ve dostlarına karşı yapılan bir kıyımdır. Kainatdaki zerrat adedince lanet, yapanların üzerine olsun. Erzincanın Başbağlar köyündeki masumları katletmek korkunç bir terördür. Ebedi lanet onu yapan, ona sevinen, onu terör olarak kabul etmeyenin üzerine olsun. Ülkemde ne isim altında olursa olsun, nerden gelirse gelsin, hangi maksad için yapılırsa yapılsın bütün masum insanların yaşam hakkına müdahaleleri lanetliyorum. İster davamı dünyaya ilan edeyim niyyeti, ister masum halkımı savunma refleksi, isterse ulvi bir kavgayı savunma ideali uğruna masum insanları öldürme terördür, lanetliyorum. Suruç bombası topluma şu dersi derinliğine vermeli. Terörle hedefe varmak ham hayalcilikten başka bir şey değildir.

Muzaffer HİÇYILMAZ
(Araştırmacı-Yazar)

TEDBİR DİYE DİYE KENDİLERİNDEN NEFRET ETTİRDİLER” için 4 yorum

  • 05/10/2015 tarihinde, saat 11:53
    Permalink

    Nalıncı keseri gibi hep kendinize yontuyorsunuz.Allah görüyor tüm bunları

    Yanıtla
  • 05/10/2015 tarihinde, saat 11:55
    Permalink

    AKP’nin hiçmi günahı yok?Yazık çok yazık size

    Yanıtla
  • 05/10/2015 tarihinde, saat 12:05
    Permalink

    İyi hoş ama hep peygamberlerden örnek verilmiş. O zaman peygamberliğin ilk 3 yılını ne yapacağız.(tedbir)

    Yanıtla
  • 05/10/2015 tarihinde, saat 16:49
    Permalink

    Al birini vur ötekine iki kirli leğen

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 4 + 0

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız