TAYYİP ERDOĞAN HERŞEYE RAĞMEN DOĞRU YOLDA

Son zamanlarda Tayyip Erdoğan’a ilişkin, tek adam olmaya doğru gidiyor, merkeziyetçi idareye dokunmuyor tipinde eleştiriler artmaya başladı. Belki de iktidardan uzaklaşmaya başlayan birileri bunlar. Kendileri olsa görürdük merkezi idareyi. Tabii bununla birlikte merkeziyetçi devlet elbette değişmeli. Lakin bunu kim istiyor, mesele biraz da orada. İnsanlar istemeli, beklemeli ki bu iş olsun. Mesela federasyondan bahsedin herhangi bir toplulukta hemen insanların tedirgin olduklarını göreceksiniz. Böyle bir toplumda ne kadar değişim olabilir? İnsanları “laf ola beri gele” tarzında ya da “batıcılık olsun” dışında, gerçekten ferd olmaya kim ne kadar hazırladı da şimdi böyle bir şey varmış gibi yapılıyor.

Eleştiri yapan insanların büyük bir kısmının asıl derdi başka, hatta asıl derdi değişimler belki de. İşine gelmeyen bir sürü şey oldu ama o onları eleştiremeyeceği için, tutup başka bir şeyi, aslında yanlış görmediği bir şeyi eleştiriyor. Kendisi normalde merkeziyetçiliği savunur, çoğusu. Böyle bir tablo??.. Tayyip Erdoğan çok daha fazlasını niye yapmadı diye eleştirilebilir elbette, dünya konjonktürü ona yardım etti diye başarıları görülmemeye çalışılabilir, lakin şurası açık; Tayyip Erdoğan’ın düşünmeyi bırakın yaptıkları, çoğunun düşünemeyeceği şeylerdi. Bundan da ötesi cesaret edemeyeceği şeylerdi. Önce bu söylenmeli. İstenenden, beklenenden çok daha fazlasını yapmıştır, yapmaktadır. Onun için bence insanlar idareyle fazla meşgul olmasın da kendileri yapmaları gerekenleri yapsınlar. Çünkü çoğu yazarın, çizerin, din aliminin konuşması gereken şeyleri konuşmadığını, konuşamadığını falan görmekteyiz yıllardır. Siyasetçiden çok siyasetçiler!.. Mesela insanlar düşünsün, neden güçlü kanaat önderleri yok memlekette, herkes Tayyib’in ağzına bakıyor her meselede? Ya da elli, yüz yıl önceki insanlar kanaat önderi?.. Neden gündem bu kadar yoğun bir şekilde konuşulmakta heryerde? Ama temel meseleleri, evrensel meseleleri, ilgileri çok çok az görmekteyiz, neden? Sanki herbir şey halledilmiş gibi. Herhalde bu işin yazar çizer takımıyla bir ilgisi olsa gerek, ha?.. Ya da arz-talep meselesi. O halde işini yapmayan aslında kim?

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 4 + 5

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız