TARİHİN AÇIKLAYICISI MESELESİ

Tarihi açıklayan ilahtır, çünkü her şeyi bilendir, yol göstericidir. Peki ilah, yani Allah, tarihin belli bir döneminde, belli bir kitleye konuşmuş ve buna “kıyamete kadar geçerli” demişse ve bu konuşmanın zaman içinde daha iyi anlaşılması durumu fark edilmişse buna ne denilebilir?

Ve tarihin belli bir noktasında dinler insan ürünüdür denilip “artık o çağ bitmiştir, sadece maddeye ve hakikate yöneleceğiz” denilmiş, antik yunana yönelinmiş ve buralardan kainatın keşfedilmesiyle, teknolojiyle, kapitalizmle, liberalizmle yeni bir dünya kurulmuşsa bu nedir? Burada dinleri safsata olarak adlandırmayı kolaylaştıran ezbere kabullerin ve Kuran’ın daha iyi anlaşılmasına yönelmemenin rolü nedir?

Şimdi bütün bu boyutları ortaya koyup bir hedef belirlediğimiz zaman bu muradı ilahiye en azından liyakat içermiyor mu tabii olarak? O zaman bunu red ya da önemsememe, dinlememe nedir? Nereden kaynaklanır?

Burada bir müceddidler üzerinden tarihi okumalar dikkat çekiyor. Buna göre Gazali, İmam Rabbani gibi kişiler müceddidtir ve onlar işi yenilemiştir, takip edilmelidirler. Bir masum imamlar üzerinden ve gelecek mehdi üzerinden tarihi okuma vardır. Şia böyledir. Bir de müceddidi dinde türeyen bidatları reddeden kimse, ıslahatçı olarak algılayan yapılar vardır. Buna göre de İbni Teymiyye, Muhammed Abduh gibi kişiler böyledir. Bunların kimisi tam selefidir, kimisi ise selefe kadar giderek bidatleri siler, sonra bugünden devam eder.

Tabii bir de son zamanda oluşan modernizm, milliyetçilik gibi akımlar vardır ve bu yapıların bunlarla koalisyonları..

Biz ise diyoruz ki, Kuran’ın iyice anlaşılması meselesi tarihte ve bugün belirleyici gözüküyor. O zaman buna göre okunmalı tarih ve gün. Çünkü ilahi muradı bundan daha çok verecek bir şey yok. Daha açık bir ifadeyle, Kuran’dan sonraki tarih, Kuran’ın iyice anlaşılması merkezinde okunabilir. Bu okuma ilahi iradeyi de en ziyade gösterir herhal. Elbette bu okuma imanın şartı edilemez, fakat önemsenmesi önemsenmemesi kritiktir. Çünkü unutmayalım ki tarihi açıklayıcılık ilahlığa kadar gidebilen bir konu, red de öyle. Ve unutmayalım, tarihin açıklanması, dost, düşman, hedef, mani, pek çok şey ortaya koyacaktır. O zaman bunun “ilahi murada uygunluğu” azami derecede masada olmalı.

Öte yandan, unutmayalım ki aklı maaşçılık kainatı çözerek zirve yaptı. Öyle ki neredeyse hakikatçilik görülecek. Biz daha hala Kuran’a yönelecek miyiz, yönelmeyecek miyiz, ne kadar yöneleceğiz filan falan.. Dünyanın ıslahı öncelikle bu bozuk görüntünün değişmesine bağlı, o da buradaki çeşitli aklı maaşçılığın bastırılmasına ve kırk hesap yapmadan normal bir hakikatçiliğe.. Bu da şu kadar basittir; Alemlerin Rabbi’nden kitab gönderilmiş, sen de Alemlerin Rabbinin kulusun. Üçüncü bir vurguya gerek var mı?! Bunu azami derecede anlayacağız edeceğiz.

bknz Fatiha ve Zehraveyn Tefsiri https://archive.org/details/FatihaZehraveyn


Rafet KÜÇÜK hakkında

1973 İstanbul doğumlu. Sinema ve ilahiyat ile ilgili.
Bu yazı Makale-İlahiyyat kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

*
= 3 + 7