TARİHİ MİSYON

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

Aslında belki de tarihi günler yaşıyoruz. Tarihi bir misyon var ortada, sahibini bekleyen. Çünkü bunu farketmek için yeterince yaşanmışlık, duvara toslamışlık, tecrübe; aşmak içinse yeterince bilgi, görgü var. Hatta yeterince zorunluluk.

Mesele ise şu, herkesin insan olduğunu kabul eden bir sistemin oluşturulması.

Bu ise öncelikle hiçkimsenin merkeziyetçilikte çok ısrar etmemesiyle mümkün. Çünkü merkeziyetçilik, firavunluk, süperego vs demektir. Tarihe objektif olarak bakan herkes, bunu hemen farkeder. Sebep ise KALICILIKtır hep.

Mesela bu bağlamda memlekette olması gereken, başkanlık sistemi ve federasyon sistemidir. İkisi bir arada. İşin pratiğini vurgularsak.

Batı için vurgularsak, kültür ırkçılığını bırakmaları diyebiliriz.

Lakin, insanlar “kulluğa” alıştıkları/alıştırıldıkları için onu matah bir şey sanıyor. (Kul “de” demektir bu arada)

İnsanların kafalarındaki bütün örnekler buna göre şekillenmiş çünkü. Tarihte ve bugün. Böyle olmadığında şöyle olur vs. Onun için bu kısırdöngüden çıkılamıyor.

İyi de sormak lazım insanlar robot mu? Veya MELEK mi?

……….
Hatta bunu tarihi bir misyon olarak alsa kişi hata etmiş olmaz. Ve açıkçası, işin “dini de aşan” bir boyutu vardır. Çünkü dinlerden de eskidir burada bahsedilen şeyler aslında. Öte yandan, çözüm, dinin içinde mündemiç de görülebilir -Tevhidi ve Ahireti baz alırsak-

Beri yandan ise din adına da insanları melek veya robot yapan bir sistem özlemi vardır. Halbuki hiçbir sistem insanları melek yapmaz. Robot yapmaya da çalışmamalıdır. Mesele bu zaten.

Velhasıl burada bahsedilen şey aslında gerçekten insanlık tarihi kadar eskidir.

Derken şeytan, kendilerine örtülmüş olan ayıp yerlerini ortaya çıkarmak için ikisine de vesvese verdi ve: «Rabbiniz size bu ağacı yalnızca birer melek olursunuz yahut ebedi olanlardan olursunuz diye yasak etti.» dedi.

Ve onlara: Ben gerçekten size öğüt verenlerdenim, diye yemin etti.

Bu sûretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rab’leri onlara, “Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?” diye seslendi.

Dediler ki: “Rabbimiz! Biz kendimize zulüm ettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz.”

Araf/20-23

……………………….

Ve bizlere de şimdi insanlık adına düşen Adem’in ve Havva’nın bu tövbesidir belki de.

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 3 + 7

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız