TALİBANIN YÜKSELİŞİ

Taliban’ın Yükselişi (Afganistan’da Yeni Dönem) Dr. Ahmed Muvaffak Zeydan, Mana yay. Ocak 2010,İst. 306 sh.

Kendisi aynı zamanda el-Cezire muhabiri olan kitabın yazarı Dr. Ahmed Muvaffak Zeydan önsözde Şair Muhammed İkbal’den yaptığı güzel bir alıntıyla dikkatlerimizi Afganistan’a çekmeyi başarıyor.Sh.13 “Afganistan Asya’nın kalbidir. O bozulursa Asya bozulur, o iyi olursa Asya da iyi olur.”

Taliban’a gelince öncelikle kelime anlamı Talebeler demektir. Bu adın verilmesinin sebebi hareketi başlatan Molla Ömer’in medrese hocası olması ve hareketi kurup yöneten kadronun medrese talebelerinden özellikle Suudi Arabistan gibi Arap ülkeleri yanında Pakistan medreselerinden mezun Afganlı ve Pakistanlı talebelerden oluşmasıdır. Ve genellikle haklarındaki bilgi bundan öteye geçmez.

Kitabın girişinde de söylendiği gibi Taliban hakkındaki bu bilgi sığlığının sebebi ise “bizzat Taliban hareketinin kendini tanıtmaya yönelik çalışmalarının olmayışıdır”(Sh.15)

Afganistan’da ortaya çıkan bu hareketle ilgili henüz tarafsız ve objektif bir habercilik anlayışıyla yaklaşıldığını bu kitaba kadar pek göremedik ama kesin olan bir şey var Taliban ABD ve Nato kuvvetlerini işgalci olarak görüyor ve onlara karşı savaşıyor.

Peki acaba Rusya’nın saldırısında ayağa kalkan İslam dünyası şu an Taliban’ın Amerika ve müttefiklerine karşı verdiği savaşa neden pek mesafeli ve soğuk bakıyor. Halbuki Ruslara direnen Afganlıların düşünce dünyası ve istedikleri devlet şekli ile Talibanın arasında bir fark yok aslında yüzeysel olarak.

Örnek olararak, siyah sancak bütün bu hareketlerde merkezi bir yerde mesela ve bu da belki çoğunun bilmediği bir hadise dayanmakta. Kitaptan söyleyecek olursak..

“Peygamberimiz (s.a.v.) : “Horasan tarafından çıkan siyah sancaklıları gördüğünüzde onlara gidin. Çünkü onların içinde Allah’ın halifesi Mehdi vardır” buyurmuştur. (Kitapta yazım hatasıyla ‘Buyurmuştur’ şeklindeydi).

“Ve biliyoruz ki Taliban’ın sancağı siyahtır. Hizb-i İslami grubunun lideri Gulbeddin Hikmetyar’ın sancağı da öyle. El-Kaide de özellikle Afganistan’da gerçekleştirdiği eylemlerde siyah sancak taşımaya özen göstermektedir.” (Sh.21)

Görüldüğü üzere dini motivasyon açısından Talibanla Taliban öncesi aslında pek de farklı gözükmemekte. Peki dünyanın ve alemi islamın bakışında oluşan bu büyük fark nedir diye baktığımızda konjüktür öne çıkmakta büyük ölçüde. Rusya tehditi vardı önceden, şimdi ise Amerika..  

Hani neredeyse iş şuna dönmüş durumda. Bir hadis belirtmiştik bir başka rivayette ise mesela bu sefer, “İslâm Deccalı Horasan taraflarından zuhur edecek” denilmiş. İş neredeyse ona dönmüş durumda.

Herşey 11 Eylül’e dayandırılıyor ama onun bile ne olduğu tam olarak belli değil.

Kitap önemli bir çalışma. Taze ve yeni. Tanıtımında verilen şu bilgiler konuya önem verenler için dikkat çekici.

“Taliban Afganistan-Pakistan yine gündemde. Böyle bir dönemde bölgeyi ve bölgede yaşananları-gelişmeleri daha yakından tanımak için içeriden yazılmış bir kitabın ciddi ihtiyaç olduğu açıktır.

Elinizdeki kitabı bu açıdan yararlı görerek okuyucularımıza sunduk. Kitabın yazarı Ahmed Muvaffak Zeydan; yıllarca bölgede yaşamış, El Kaide lideri ile çok defa, Taliban lideri Molla Ömer ile günlerce görüşmüş; medreselerin içine girmiş, kabilelere aylarca konuk olmuş; bölgeyi iyi okuyabilen kısacası kitabını masa başında değil de sahada yazan bir gazeteci El Cezire’nin Afganistan-Pakistan bölge şefi.

Yazar, gözlemleyip tanık olduklarını -batı medyasını da alabildiğine kullanmak suretiyle- yöneticilerin, gazetecilerin, siyasilerin ve diğer siyasi yorumcuların görüş-tesbit ve demeçleriyle destekleyip zenginleştirerek kitap haline getirmiştir. Zaten güncel olan kitaba Türkçe baskısı için en son gelişmeleri de ekleyerek daha güncel ve daha yararlı olacak şekilde sizlere sunmamızı sağlamıştır.”

Kitapta önemli gördüğümüz yerlerin altını çizerek devam edelim;

Sh.29 Amerika, Afgan halkı karşısında izlediği düşmanca siyaset sonucu bütün Afganlıları açık ya da gizli düşmana dönüştürmüştür. Bir yandan içinde bulunulan durumu kutsayarak Afgan halkı için acı kaynağı olan savaş lordlarını güçlendirmişler, diğer yandan ise batılı kaynaklara göre sayıları YİRMİ BİNE YAKIN SİVİLİ BOMBALAYARAK öldürmüşlerdir. Bazılarına göre ise ölen sivillerin sayısı yetmiş bini aşmaktadır.

Sh.34. Pakistan ise kendisini bölmeye çalışan Hindistan’a karşı Çin ile kurduğu ilişkilerin, bekasının sigortası olduğunu daha en başından görmüştü. Çin ise bölgedeki düşmanı Hindistan’a karşı Pakistan’ı kullanıyor. Ayrıca sağcısıyla solcusuyla bütün siyasetçiler ve Pakistanlı partiler Çin ile iyi ilişkiler kurulması konusunda ittifak içindedirler.

Sh.44 (Batılı tarihçiler ve analistlerin aksine) Oysaki hareketle ilgilenen bütün tarihçiler ortaya çıkışının 1994 yılında olduğunu söylerler. O dönemde Molla Muhammed Ömer ahlaki davalarda artış olduğunu fark eder. Öyle ki durum çocuklarla evlenmeye ve eşcinsel ilişkilere kadar varmıştır. Kaos ortaya çıkmış, kız çocukları kaçırılmaya başlanmıştır. Artık kimse kendisinin, hanesinin ya da kızlarının güvenliğinden emin değildir. Bu ince ayrıntıları o günleri yaşayıp, sıkıntılarını çeken herkes bilir. Sonunda Molla Ömer 14’ü silahlı 30 öğrencisi ile toplantı yapar. Hükümet mevkilerine saldırma kararı alırlar. İş daha sonra Pakistan sınırındaki Spin Boldak’ a saldırmaya kadar varır. Spin Boldak’ta büyük bir cephanelik vardır ve Gulbeddin Hikmetyar yönetimindeki Hizb-i İslami’ye aittir. Bu da hareketin birinci hedefi olmasının nedenini açıklamaktadır. Saldırı sonucu yeni doğmuş olan hareket düşmanlarına karşı kendini savunmaya yetecek kadar cephane ele geçirir.

1994 Ekimiyle birlikte hareket Kandahar’ı ele geçirdi. Hareketin lideri Molla Muhammed Ömer bu aşamayı şöyle anlatır: “Yaklaşık 20 öğrenci arkadaşımla birlikte Kandahar’daki bir (Sh.45’ten itibaren) medresedeydim. Fesat, hırsızlık,yağmacılık ve cinayetler çok yaygınlaşmıştı. O günlerde kimse her şeyin daha iyi olabileceğine inanmıyordu. Allah’a tevekkül ettim ve bu öğrenci arkadaşlarımla birlikte çalışmaya koyuldum”(1995 yılında kitabın yazarıyla yaptığı görüşmeden)

Hareketin oluşturduğu ve 12 kişiden oluşan asli kuruldan şu anda sadece beş kişi hayatta. Geri kalanlar hareketin girdiği çatışmalarda öldüler. Bu da hareketin çalışma yöntemine dair önemli bir göstergedir. Liderler de sıradan üyeler gibi bizzat çatışmalara katılmaktadır.”

Sh.55 “Hareketin liderlerinde daha az görülse de en çok Mevleviliğin takipçisidirler. Modern okullarda okuyanlarda ise bu takipçilik görülmez.”

“Taliban bakanları sıradan erlerin yanında savaşa katılırlar. Büyük bir tevazu ile erleri ile birlikte yemek yerler. Bu duruma Afganistan’ın Taliban tarafından yönetildiği günlerde Afganistan’a yaptığım bir ziyaret esnasında bizzat şahit oldum.”

Sh.59 “Amerika Taliban’ı desteklerken, Kabil’e geldiği zaman Peştun olduğu için eski kral Zahir Şah’ın dönüşünü kabul edeceği izlenimine kapılmıştı. ABD’de ve Pakistan’da bu izlenimi oluşturan belki de Taliban’ın içindeki ulusalcılıkları ve milliyetçilikleri ile tanınan gruplardır. Ama Taliban ABD’yi aldatmış ve onu kendi tahminleri ile baş başa bırakmıştır.”

Hareketin Kabiliyeti başlıklı bölümde sh 60-61’de şöyle demektedir;

“Hareketin banka hesaplarını sınırlandırılması, liderlerinin züht hayatı yaşıyor olması sınırlı kaynaklarla yetinmesini sağlamaktadır. İşlerini üzerinde herhangi bir baskı ya da dış destek olmadan yürütebilmektedir. Oysaki diğer devletler bütçelerinin büyük bir bölümünü idari ve bürokratik harcamalara ayırmak zorunda kalmaktadır.”

Yazarı Taliban temsilcisiyle görüşmeye götüren Şoför’den bahsederken, “Afganistan’da onu bekleyenlerle Thuaraya uydu telefonu aracılığı ile bağlantı kuruyordu. Bu telefonun dünyadaki en küçük pazarı belki de bu bölgedir.” demektedir. (Sh. 65)

Sh.76. ABD şu ana kadar el-Kaide ve Taliban’a karşı yürüttüğü savaşa iki milyar dolar harcamıştır.

Sh.78’de denildiğine göre Afganlıların vazgeçilmezi peynir. Her yemekten sonra mutlaka peynir yerlermiş.

Afgan petrolü yani uyuşturucusu büyük bir Pazar. Maalesef bunu Taliban’da bir silah olarak kullanıyor.

Bölge halkı Taliban’ın bir iki celsede biten mahkemelerinden memnunmuş . (Sh 97)

İntihar eylemlerinin İslamiliğine gelince sh.103de bir Taliban komutanın cevabı tabir-i caizse bevli kanla yıkamaya benziyor; “ Onların bombalarının öldürdüğü sivillerle bizim akıllı bombalarımızın öldürdükleri kıyaslanınca bizimkisi yüzde bir bile değildir”

Kitaptan Önemli Bir Bölüm

TALİBAN MEDYASI …Tabuların yıkılışı
(Sh-109-110)

“Söylediklerine göre Taliban’ın basın sığınağına girmesi için izin verdiği ilk kişi benim. Basit bir odaya girdik. Burada dünyaya davalarını ve Afganistan topraklarında neler olup bittiğini anlatmaya çalışan bazı kişilerle konuşmama izin verildi.

Önce bilgisayardan bazı resimler çıkaran bir kişiyle konuştum. Görevinin Afganistan tarihindeki bu önemli aşamayı belgeleyen fotoğrafları toplamak olduğunu söyledi. Fotoğraflar Taliban askeri hattı üzerindeki çeşitli fotoğrafçılar tarafından çekiliyordu. Bu kişiler Taliban askerlerinin yabancı güçlerle giriştiği çatışmalarda onlarla beraber oluyorlardı. “Biz filmleri alıyor ve burada çıkarıyoruz. Fotoğrafları ya uluslar arası medyaya veriyoruz ki Afganistan’da neler olup bittiğini ve eylemlerimizi görsünler ya da CD’lere yükleyip halkın Taliban’a desteğinin artmasını sağlamak için pazara sürüyoruz” dedi.

Taliban yönetimde kaldığı sürece canlıların resmedilmesine şiddetle karşı çıkmıştı. Televizyon yayınlarını durdurmuş, istisnai durumlar haricinde fotoğraf çekilmesini yasaklamıştı. Ama işte şimdi kendisi yasakladıklarını yapıyordu…İnternette dört bin sitenin yüzde otuzunda Taliban bulunuyor.”

“Ekran düşmanın ayıplarını ortaya döküyor” sh. 115

Sh.131 Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki Afganistan’da farklı ırklar, azınlık-çoğunluk sorunu kaynaklı bir Afganlı şuuru vardır. Bunun basit bir sebebi var. Vatan çatısı kaybolunca bu çatı altında yaşayan insanlar başka bir çatı altına sığınma ihtiyacı hissederler. Afganistan gibi bir ülkede böylesi bir durumda sığınılacak ilk çatı ırk ve kabile çatısıdır. Irak’ta da aynı şeyler yaşanmaktadır.

Ve beni şaşırtan ilginç bir malumat; “II. dünya savaşından sonra en büyük göç olayı SSCB’nin Afganistan’ı işgalinden sonra görülmüştür.” (Sh.149)

Doğrusu kitabı bitirdikten sonra Taliban hakkındaki düşüncelerimi bir daha gözden geçirdim. Sadece buda heykellerini yıkmaları ve kadınlara acımasız davranıyorlar imajıyla herkesin gözünde bir öcüye dönüştürülmüş bu insanların red edilmeye değil yardıma ihtiyaçları var. Zaten zamanla onların da sivrilikleri yontulmuş. Resim, fotoğraf gibi İslamla çokta çelişmeyen sadece nanemollalık gereği inatla üzerinde durdukları yasaklardan vazgeçmişler. Ama en büyük sorun halen kendilerinin değil başkalarının onları dünyaya tanıtması. Bir 11 Eylül’ün mesela tam olarak ortaya konulmaması. Sürekli “resmi açıklamalar” yapılması.

Sürekli stratejik yaklaşımlar..

Onları batının çizdiği imaja adeta mahkum etmekte.    

SON

Son Not: Bundan önce “Hazanın Hüznü” adlı kitaplarını tanıttığımız Mana yayınlarını tebrik ederiz. Güncel ve olması gereken eserler yayınlıyorlar. Taliban’ın El-Cezire muhabirinin sıcağı sıcağına yazdığı bir kitabı Türkçeye çevirmeleri ve önsöz yazdırmaları takdire şayan.

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

TALİBANIN YÜKSELİŞİ” için 4 yorum

  • 20/11/2010 tarihinde, saat 17:09
    Permalink

    Şu bilgi çok enteresan geldi. Mevlananın ortaya koyduğu Mevlevilik mi burada kastedilen. “Hareketin liderlerinde daha az görülse de en çok Mevleviliğin takipçisidirler. Modern okullarda okuyanlarda ise bu takipçilik görülmez.”

    Yanıtla
    • 20/11/2010 tarihinde, saat 18:38
      Permalink

      Evet bildiğimiz mevlevilik. İlginçtir batıda hümanizm için bulunmaz bursa kumaşı iken doğuda taliban gibi silahlı bir hareketin ilham kaynağı ve takip ettikleri yol olmuş Mevlevilik. Uçurtma Avcısı filminde de çokca yapılır Mevlana vurgusu e ne de olsa Mevlana Afganistan doğumludur.

      Yanıtla
  • 20/11/2010 tarihinde, saat 18:39
    Permalink

    Şu Natonun yaptıklarına baktıktan sonra öfkelenmemek mümkün değil.Portekizdeki insanlar bile Afganistanda ölen sivilleri protesto ederken biz burada hala Amerika ne der diye tırsıyoruz. Yazıklar olsun herkese!

    Yanıtla
  • 20/11/2010 tarihinde, saat 18:45
    Permalink

    Şu kelebek filmi vardı işi gücü cemaati övemek sonra ne bilim amerikadan özür diler gibi hep talibanı kötülemek.Yazıyı okuyunca gözleirme inanamadım.20 bin sivilin ölmesi ne demek? Bence asıl eleştri buna çanak tutup amerikanın kucağına sığınanlara olmalı.Afganistan bahane katliam şahane

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 4 + 8

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız