buy Instagram followers

SURİYEYE BATILILAR NEDEN MÜDAHALE ETMİYOR ?

Tercumaniahval ekibi olarak en son Ankara Hacıbayram camiinde Ankara Sivil Toplum Platformuna katılarak Suriyede ölen müslümanlar için gıyabi cenaze namazı kılmış ve sonrasında Ankara Memur-Sen il başkanı Mustafa KIR’ın okuduğu basın açıklamasına da katılarak okunan metne bizde imza atmıştık.

Fakat bir kısım medya işin insani boyutundan çok magazinel boyutuna katılarak  Cuma namazı sonrası cami imamıyla yaşanan yanlış bir anlaşılmaya  odaklanarak bildiride ki can alıcı noktalara değinmediler bile.

Videoyu buradan izleyebilirsiniz.

Bildiri sadece bir ağıt değil aynı zamanda Suriyenin kurtuluşu içinde reçete içeriyordu ve bu bildirinin hazırlanış hikayesini de  ‘Susukunluğumuz Onları Öldürüyor’ yazımızda paylaşmıştık.

Yazıyı okumayanlar için kısaca hatırlatarak asıl konuya girelim.

Ankaradaki sivil toplum kuruluşlarının bazı temsilcileriyle beraber Suriyeli muhaliflerin  Türkiyede gönüllü temsilciliğini yapan ve Suriyeyle birebir bağlantı kurarak bilgileri ve haberleri bize aktaran bir ekible yaptığımız toplantıda acil eylem ve bu konuda eylem yapanlara destek kararı çıkmıştı.

Eylemlerden amaç kamuoyunu bilgilendirmek ve yönlendirmek.

İlk önce şunu belirtelim;

Suriyedeki halk hareketi ne İsrail ne ABD ve ne de batı destekli.

Bu iddiaya karşı Suriyeli birisi ‘Bizde anneler çocuklarını sadece sütle değil doğumundan itibaren İsrail düşmanlığıyla da  emzirerek büyütürler ‘ diyerek bu iddianın vesvese ve zandan ibaret olduğunu belirtti.

Batının müdahalesine gelince Suriyedeki  muhalefet kesinlikle böyle bir şey istemiyor.

Şu an şehir şehir örgütlenmiş bu hareket çok yakında lider kadrosunu da dünyaya duyuracak fakat biraz zaman geçmesi gerekiyor.

Peki silahlı desteği dışardan bulamayan bu halk hareketi nasıl zafere ulaşacak ki Hizbullaha ait timlerin bile Esad’a destek için Suriyeye ara sıra transfer edilip kullanıldıkları düşünülürse işlerinin çok zor olduğunu düşünebiliriz.

İlk önce batı dünyası Suriyedeki bu muhalefetin kendisinden hoşlanmadığını biliyor ve bu yüzdende Esad’ın katliamlarına devam edip Suriye halkını kendine muhtaç bir konuma getirene kadar da müdahaleyi düşünmeyecektir.

Ne zaman ki Esadın silahlı güçleri altında ezilen muhalefet batıdan yardım isterse o zaman Şam yönetiminin işi Libyadan bile kısa sürede bitirilecektir.

Suriyede şu an Caferilerde dahil Müslümanından Hristiyanına örgütlenen muhalafetin aslında silahlarının olduğu hatta Kuzeydeki  aşiretlerde ağır silahların bile olduğu söyleniyor fakat muhalefet askere silah çekmeyerek ordudaki çatlağı büyütmeyi hedefliyor.

Savunma bakanının görevden alınıp öldürülmeside -caferiymiş bakan- bunun ilk işaretlerinden birisi.

Şimdi kan dökülmeden ya da zayiatı en aza indirecek formül ne olabilir bunun üzerinde düşünmek lazım.

İlk önce Tüccar sınıfının mal varlığı ve ticari ilişkilerine Türkiye müdahale etmeli. Çünkü görüştüğümüz Suriyeliler Esada destek veren bu ailelerin belli olduğunu söylüyor.

Emniyetin özellikle Suriye devletiyle Esrar kaçakçılığı konusunda bazı cep telefonlarının numarasını vererek inceleme yapılmasını istediği yazışmalarda bu telefon sahiplerinin Suriye yönetim tarafından ‘mümtaz ailelere’ bağlı seçkin kişiler olduğunun belirtilmesi düşündürücü.

Sadece gayr-i meşru değil her türlü ticari faaliyet yasaklanmalı ve Esad’a destek veren tüccar aileleri direkt muhatap alınarak Esaddan desteğinizi çekin mesajı verilmeli.

Hapishanedeki mahkumları bile yağma ve katliamda kullanan Esadın çeteleri (4 yaşındaki kız çocuğuna tecavüzden tutun baskın yaptıkları evlerde altınlara ve ev ahalisinin parasına el koymaya kadar her türlü gayr-i insani olayda bu taifede yer alıyor) özellikle İranın verdiği destekten dolayı kendilerini yalnız hissetmiyorlar.

Bu yüzden İran’a da baskı yapılmalı. Örneğin İstanbuldakine benzer bir şekilde Ankara’da da İran elçiliğinin önünde basın toplantısı yapılıp Esaddan desteğini çek denilebilir.

Özellikle İranlı yetkililere er geç zafere ulaşacak bu halk hareketinin eğer ilerleyen günlerde Hizbullahla çatışmaya   girerse bunun sadece İsrail’i sevindireceği ve yeni Suriye yönetiminin de düşmanımın düşmanı dostumdur mantığı gereğince İsrail taraftarı yapmasa bile iktidarı ele aldığında İsrail karşıtı bu cepheye soğuk bakmasına sebep olacağı söylenmeli.

Lübnanda ise zaten Esad yönetiminden rahatsız olan Hizbullah dışındaki bütün güçler birleşip Hizbullahı en ufak fırsatta boğabilir ki böylesine bir olay sadece ABD ve İsrail’in elini güçlendirir.

Nato destekli Libya muhalefeti zafere yaklaşmış gözüküyor.  Fakat gavurun ekmeğini yiyen onun kılıcını  sallar özdeyişini düşünürsek oradaki muhalifler iktidarları döneminde petrol kaynaklarını batıya aktaracaklardır ki bizler yapmayın etmeyin desekte haklı olarak zor zamanımızda bizim yanımızda kim varsa ona kapıları açarız demelerini de garip karşılamamak lazım. Çünkü mesele hayat memat olunca dini ve tarihi bağlantılar tuzla buz olur.

İşte Türkiye, Suriye meselesinde, muhaliflere açıkca devlet desteğini verirse uzun vadede hem kendisi hemde İslam Ümmeti kazançlı çıkacaktır. Çünkü yeni yönetime yapacağı etki ile Suriyede İran düşmanlığını azaltır ve herkesin tek düşmanı olan İsrail’e karşı cepheyi güçlendirir.

Bizim Suriyeden aldığımız haberler muhalefetin halk nezdinde %80’lere varan bir destek bulduğu şeklinde.

Hükümet ise bu konuda daha sağlıklı ve daha kapsamlı bilgilere ulaşıyordur.

Öyleyse beklemenin anlamı yok. Hacıbayramdaki bildiride dediğimiz gibi;

“Türkiye  Cumhuriyeti Devletinin  ülkemizin geleceğini yakından ilgilendiren  Esad diktatörlüğüne karşısında daha etkin politika belirlemesini, kendi halkına silah doğrultan  ve meşruiyetini yitiren Suriye dikta yönetiminin katliamı  durdurması için    diplomatik baskıyı artırmasını, katliama devam edilmesi durumunda  TBMM’nin Suriye Özel Gündemli acil toplantıya çağırılarak direnen Suriye halkına rejimi değiştirene kadar açıkça yanındayız mesajının verilmesini. Buna mukabil Şam hükümetinin tanınmaktan vazgeçilmesini, büyükelçimizin çekilmesini, Suriye büyükelçisinin sınır dışı edilmesini, Suriye ile ekonomik ve diplomatik ilişkilerin kesilmesini ve bu konuda diğer ülkelere öncülük yapılmasını istiyoruz. Bu dönemde aktif olmayan Türkiye, Ortadoğu’nun geleceğinin inşasında da etkin rol üstlenemeyeceğine inanıyoruz.   “

Yoksa Türkiye bir cepheyi daha batılılara kaptırabilir Libyayı kaptırdığı gibi.

Amerikalılar özellikle bazı Suriyeli muhaliflerle temasa geçip elini güçlendirmeye şimdiden başlamış durumda çünkü onların derdi İsraile daha az diş bileyecek bir iktidarın kurulmasını sağlamak.

Ve kapıda kurt gibi bekleyen batı, zafer garantili bu halk hareketini destekleyerek İran karşısında olduğu gibi bizim karşımızda da yeni bir cephe açabilir.

Not: Libya halkı kapılarını Türkiyeye açacaktır zaferden sonra bundan kimsenin şüphesi yok ama yeniden inşa sürecinde herhalde Türk değil Fransız müteahhitleri daha çok ihale alacak orada doğan çocuklar kendilerini kurtaran batılı güçlere karşı daha çok sempati duyup belkide İslam dünyasından ruhen kopacaklardır. Aynı şey Suriye’de neden olmasın?

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

SURİYEYE BATILILAR NEDEN MÜDAHALE ETMİYOR ?” için bir yorum

  • 03/10/2011 tarihinde, saat 09:26
    Permalink

    öldürülen müslüümaan olduuktaan sonraa batıı içiin fark edermii sanıyoruuz onlarıın yaptığıı sadecee timsahıın zevkteen dolayıı akaan göz yaşlarıdıır bizleer bunuun farkıındamıyıız gerçeekteen!!! saygılaar müslümaan kardeşlerimee gitsiin!!!!

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 4 + 4

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız