SÜPER EGOYA GÜVENMEK, ALLAH’A GÜVENMEK DEĞİLDİR

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

Uzun zamandır bir çizgi şeklinde hakikatçilik eksenli bir dünya tarihi çıkarmaya çalışıyorum, lakin çok zor, çünkü kopukluklar var. Bu şunun için önemli, çünkü karşınızda çıkar menfaat, millet, güç eksenli bir dünya tarihi ortaya konuluyor ve bunun karşısına bir şey koyamazsanız o geçerli olur. Ve sadece tarih olmaz bu, “bugün” de olur.

Bu konudaki en çarpıcı örnekler ise peşpeşe gelen iki Peygamber-Kraldan sonraki durum ve Ashabın düştüğü durumdur. Davud ve Süleyman (as) gayet güçlü ve başarılı bir krallık kurmuştu ve peşine ne oldu biliyor musunuz? Süleyman (as)’ın oğlu zamanında, diğer İsrail kabileleri vakti zamanında Süleyman (as)’a karşı çıkan birisinin ardında birleşti ve savaştılar, İsrail bölündü. Bunca başarının arkasından gelen tablo enteresan. Bilindiği gibi ashab da birbirine kılıç çekti en sonunda. Peki dünyanın kaderi bu mu, sürekli Peygamber mi gelecek başa da işler düzgün yürüyecek? Ki Peygamberlerin de kaçı hükümdar olmuştur, çoğu reddedilmiştir. Hatta hakikat bile tarih boyunca sürekli çarpıtılmıştır, işte eldeki muharref Tevrat ve İncil.. Mesela Davud ve Süleyman (as) Peygamber değildir bu metinlere göre, büyük hatalar da yapmış kişilerdir. Öte yandan ise adeta ahiret inancını bulandıracak şekilde Davud sülalesinden Mesih’in sonsuz bir dünya hakimiyeti kuracağı inancı vardır. Allah Teala Kuran için niçin “onu biz indirdik ve biz koruyacağız” demiştir. Bu bağlamda Kuran dışı şeylere ne kadar güvenilebilir meselesi vardır ve bu bırakın dünyayı kurtarmayı, doğru bir inancın bile ne kadar mesele olduğunu gösteriyor. Çünkü Kuran korunmuştur da kırk türlü anlaşılması söz konusu Kuran’ın, ya da “bugüne ne söylüyor?” meselesi vardır, onu da biri gelip senin yerine yapamaz. Peki dünyevi gücün bir önemi yok mu, en belirleyici şey değil mi dünyevi güç, yoksa tam tersi dünyevi güce ulaşmaya çalışmamalı mıyız, onun için mi “belirleyici” oluyor?

Elbette çalışılacak, dünyada yaşıyoruz nihayet ve nefs sahibi herkes. Lakin insan bir şeye motive edilecekse, bir şeye fren yapılacaksa, o hakikattir ve o dünyadır; mesele bu. Ama sanılıyor ki, dünyaya motive etmezsem başarı kaçacak!.. Merak etme “ne olacaksa o olacak” Ya da deniliyor ki, “dünyayı dünyalılara bırak!” Niye, çok mu akıllılar?

Velhasıl, insan bu çerçevede bir imtihanda. Süperegoya (geleneğe, kültüre, tarihi aidiyetlere) güvenmek, Allah’a güvenmek edilmemişse etmeye çalışmanın bir alemi yok. Burada öncelik kainat ve Kitab’ta olmalı, tarih ikinci planda olmalıdır.
……………………………………………

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 5 + 1

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız