SIRRI SÜREYYA ÖNDER’İN NURCULUĞU

Mecliste Ak partili milletvekili Mehmet METİNER ile BDP’li milletvekili Sırrı Süreyya ÖNDER birbirinin üstüne yürüyünce basına da malzeme çıktı buradan.
Niye birbirlerinin üstüne yürüdükleri neden kavga ettikleri kimsenin umurunda değil.
Medya zaten bu.
Adam gibi aklı başında olan haberlere, gelişmeleri değil içinde maymunluk, kavga ve marjinal söylemler içeren haberlere yönelir.
Basına da ince ayar verdikten sonra gelelim asıl meseleye.
Sırrı Süreyya ÖNDER’in nurculuğuna.
Mehmet METİNER’in seçtiği çizgi (Unutmasın Ak partililer Mehmet METİNER  HADEP Genel Başkan yardımcısıydı bir zamanlar) Ak parti çizgisi olup bana göre Kürt meselesini (Ana dilde eğitim ve Kürt halkının anayasada zikredilerek tanınmasına kadar ) zamanla Batıdaki insanlarında rızasını alarak toplumsal bir konsesyusla çözmeye çalışan bir çizgi iken Sırrı üsreyya ÖNDER’in dahil olduğu BDP ise işi direkt bağımsızlık temelinde çözmeye çalışan Türklerin hatta batıdaki Kürtlerin bile ne olacağını pek düşünmeyen kestirmeden hızla ve direkt  bir şekilde sonuca ulaşmaya çalışan bir harekettir.
Her iki tarafta şiddeti, kanunlara ve insan haklarına karşı çıkılan çizgide meşru görüp kullanılmasında bir beis görmemektedir.
Bir Müslüman olarak Ak parti iktidara gelmeden önce devletin ve ya sistemin Müslümanları da Kürtleri de hep ezdiğinden bahsederdik ama nedense Ak parti iktidarından sonra Nur talebeleri de dahil ‘Ya adam haklı sen onu inkar edersen elbette dağa çıkar zaten bu devlet zalim üstadımızı da hiç rahat bırakmadı’ söyleminden ‘İnsin dağdan biz halledeceğiz hükümet yavaş yavaş çözüyor bu meseleyi’ konumuna gelerek tek suçlu PKK-BDP çizgisi gibi görmeye başladık.
Hükümet çözmek istedi bu meseleyi ama olmadı sebeb ‘Anayasa’.
PKK-BDP çizgisi ise Türklerin yüzyıl önce yaşadığı milliyetçi uyanışı daha yeni yeni yaşıyor ama Allahtan önlerinde kötü örnekler var her ne kadar biz sadece tanınmak istiyoruz kimsenin kimliğini inkar etmiyoruz deselerde çatışma ortamı onları da germiş durumda.
Demokrasiye halkın reyine güvenmek zorundalar. Silah ise sigortaları filan olamaz o sigorta bir gün atarsa mermilerin kimi vuracağını bilemezler.
Bu arada Ak partiyi suçlayacaksak yapısal değişikliklerde yavaş olduğu için suçlayabiliriz ama karşısındaki statükonun direncinide hesaba katalım.
Ak Parti, TRT 6 ile tarihi bir adım attı ve İslami kanallar başta Dost TV, Semerkand TV kısmen Dünya TV ise tamamen Kürtçe yayın yapmaya başladı.
Burada S.Süreyya’ya soruyorum; Niye Ulusal Kanaldan tutun Kanal D gibi gruplara kadar Kürtçe yayın yapmıyor?
Bence İslami kesimin Kürt kardeşlerini gerçekten kardeş olduğunu hissettiği için, bölünmek ayrılmak istemediği için bunu yapıyorlar.
İslami kesimin zihinsel problemleri olabilir ama ortada bir iyi niyet var.
Onların da sorunları çözülmedi ki  hala eğitim alanında daha 1996’daki haklarına bile kavuşamadılar, perişanlar.
Doğrusu filmlerini çok beğenmesem de (bir tek Zeki Demirkubuz’un son filminde oyunculuğuyla nasıl bir performansa gösterdiğini merak ediyorum) S.Süreyya’ya  bende film işleriyle uğraştığım için bir sempatim vardı. Ahmet HAKAN’ın  S. SÜREYYA’nın M.METİNER’den daha iyi risale nurları bildiğine dair yazısını ve risalehaberde dayısının nurculuğundan bahseden haberleri ve yorumları okuyunca gülümsedim evet S. Süreyya dürüst adamdı derdi neyse söylüyordu. İslami camiada da seviliyordu. BDP’li oldu diye kızacak değilim ama şuna şaşırdım; Koskoca iki adam liseli gençler gibi ilk önce bakışmalar sonra laf atmalarla nasıl galeyana gelirsiniz. Siz böyle iki lafla tahrik olup birbirinizin üzerine yürürseniz bu toplumda o zaman birbirini boğazlar. Her anlaşamadığımızda birbirimizin üzerine mi yürüyeceğiz?
Özellikle Sırrı Süreyyaya söylüyorum;  Önderlik anlayışınız bu mu?
Hakaret varsa mahkemede meclis zabıtları var ki sana bu davayı rahat kazandırır.
Allahtan korkun ve geleceği düşünün.
Bu sorunlar halledilecek er-geç.
Asıl meseleye gelelim yani ahiret konusuna.
Hz. Ali derki ‘Bir günahkarı hemen levmetmeyin ayıplamayın umulur ki Allaha tövbe etmiştir de Allahta onun günahını affetmiştir’
Biz Müslümanların Ak partiden önce şöyle bir stratejisi vardı özellikle Nur talebelerinin  ve Hoca efendi  grubunun; Biz bir insan İslam düşmanı da olsa ona yanaşır hidayet ermesi için konuşur kitaplar hediye eder bizden olmasa da dost yapmaya çalışırdık. Hele ki sistem muhalifiyse dostumun düşmanı dostumdur kaziyesince sempati ile bakardık fakat şimdi durum tam tersine döndü. Bürokraside siyasette ve ticarette bir insan ehl-i cemaat ve Ak partili değilse onun tamamen imhasına çalışan bir güruh olduk çıktık ne bir tebliğ ne de o insanların asıl ve dehşetli bir meselesi olan ahiretleri için konuşmadık.
Halbuki bir Müslümanın ahlakı bunu gerektirir. Belki içinizden ‘ onlar bizi ezmek yok etmek isteyenlerdi elbette imha edilmeleri gerekir’ diyebilirsiniz ama bunu biz vazifemizi yaptıktan sonra diyebilirsiniz.
Benden söylemesi herkes risale-i nurların müşterisi konumundadır ve her insan imana muhtaçtır.
Özellikle alevi kesimi cahil sünni kesim öyle bir dışladı ki hep birbirine adam olmaz bunlar diye baktırıldı.
Sol siyaset açıktan sağ siyaset gizlice bu dili iyi kullandı.
Şimdide başka alanlarda aynı tehlikenin kıyısındayız benden söylemesi.
Risale-i nurlar sayesinde benimde Alevilere bakış açım değişti. Bir rakip ve düşman değil üstadın deyimiyle fıtri fedakarlık taşıyan dostlar olarak gördüm ve ikili ilişkilerimde bundan da hiç pişman olmadım.
Eminim ki bizler şimdi kabre girip bir gün yatırılıp çıksak o eski halimizden eser kalmaz ve düşmanlık beslediğimiz bir çok insanın ahiretine kurtarmaya çalışırız herhalde.
Siyasetin gündelik özellikle medyanın dayattığı aktüalitenin dilinden kurtulalım.
Biz geniş düşünmek durumundayız.
Sırrı Süreyya Önder’e de Mehmet Metiner’in şahsında şunu derim. Sizin dininiz bir kıbleniz bir kitabınız bir vatanınız bir memleketiniz bir. Bu kadar bin birler içerisinde ayrılık ancak cünunla olur. Siyaset aklınızı başınızdan almasın yarın aynı çatı altında olabilirsiniz.

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER’İN NURCULUĞU” için 2 yorum

  • 13/01/2012 tarihinde, saat 00:15
    Permalink

    saçma bence, aklın sınırlarını zorlamış…

    Yanıtla
  • 15/01/2012 tarihinde, saat 21:06
    Permalink

    Teşekkürler. Harkulade bir yazı. İyiliğe,ma’rufa,barışa,kardeşliğe bir davet ! Tamamen katılıyorum.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 4 + 0

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız