“SIFIRDAN SONSUZA” MESELESİ

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

Mantıken “sonsuza” ulaşmanın yolu sıfırlanmadır. Hayat da insanı buna zorlar. İnsana taş gibi gelen hakikatler ufalanır, zaman aşımına uğrar, yıpranır vs.

Tabii bu sıfırlanma süreci, tarihi aidiyetleri, birikimleri de götürecek bir düzeye ulaştığında müthiş bir direnç başlar. İnsanın kendisinden değilse bile etrafından.. Bu da tamamen boş bir şey değildir, o da zamanla farkedilir.

Çünkü akıl da mutlak bir şey değildir. Öte yandan, tarih de nihayetinde mutlak, sonsuz olanın müdahale ettiği bir şeydir, o bakımdan da sıfırlanmaması gereken bir şey. Ve çünkü mutlak anlamda sıfırlanma sanıldığı gibi sonsuza değil hiçliğe götürür.

Velhasıl insan sadece “düşünen varlığa” indirgenemez. O zaman Peygamberlik, Din, tarihi tecrübeler, aidiyetler, neredeyse sıfırlanmış olur ki, bunların “boş”luğu insanı pratikte hiçliğe sürükler. Varoluşçuluk felsefesinin ulaştığı nokta ortadadır. Mutlak özgürlüğü intiharda bulmuştur mesela Sartre.

Peki bu bağlamda inilmesi ve çıkılması gereken nokta nedir? Mutlak sıfır değildir, çünkü bu nokta sanaldir. İnsan hiçbir etki altında olmadığını iddia edemez çünkü mutlak manada. Mutlak Muvahhidlik de değildir, çünkü öyle bir makam yoktur.

O halde insana düşen sadece samimiyyetle çabalamak olmaktadır. Ve Yaratan’a saygı duyması. Daha temel bir iniş noktası yoktur.

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 3 + 8

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız