SENARYO YAZARININ FİKİR KAYNAKLARI

Senaryo yazarken en önemli konu, yeni başlayanların zannetiği gibi “bu işin tekniği” değildir. Fikir en önemli şeydir. İyi fikir; oturup senaryo olarak yazmaya değer olan, insanların evlerinden kalkıp sinemaya gelip bilet alıp, bir kaç saat oturup izlemelerine değecek olan o nadide şeydir. Bir senaryonun yapısı, tekniği hatalı olabilir. Bu hatalar düzeltilebilir. Ama bir fikir kötüyse, tamir edilemez. Hep kötü kalır.

İyi fikirler nereden gelir?

İyi bir fikrin çok çeşitli kaynakları olabilir. Bir yazar; yani hayatını yazma eylemine adadığı varsayılan bu insan, bu fikri her zaman her yerden edinebilir. Heyecan duyar, hesabını yapar ve yazmaya başlar. İyi fikrin kaynaklarını araştırdığımızda ise şu sonuçlara varıyoruz:

1- Kütüphane: Kitaplar… Kitaplarla dolu bir kütüphanede geçireceğiniz meraklı saatler size iyi fikirler bahşedebilir. Kitapların pek çoğu sizin başlamak üzere olduğunuz süreçleri başarıyla atlatmış iyi fikirlerden oluşur.
2- Dergiler: Dergilerde kitaplardan farklı olarak birbirinden farklı konular arasında kurulması zor ilişkileri görebilirsiniz. Farklı bakış açıları bir arada bulunabilir. Mesela alelade bir olayla ilgili yapılmış bir sosyolog yorumu küçücük bir kutunun içinde durmaktadır ve senarist için bu yorumdan yola çıkılarak iyi bir fikri kurup geliştirmek mümkün olabilir. Dergiler, senarist gibi olmasalar da işi yazmak olan başka insanların, dikkatini çeken konuları derledikleri ortamlardır.
3- Gazeteler: Gazetelerde karşılaşabileceğiniz bir olay, bir demeç size yeni ufuklar açabilir. Ancak dergi ve kitaplardaki gibi rafine değildir. Çoğu zaman hayalgücünün sihirli dokunuşuna ihtiyaç duyar.
4- Biyografiler: Konusu “hayat” olan biyografilerden yola çıkarak iyi bir fikri yakalamak çok kolay olabilir. Amaç, illa ki biyografiyi konu edinen kişiyi iyi fikir haline getirmek değil elbette.
5- Klasikler: Klasikler ölmez. Suç ve Ceza kaç kez uyarlandı ve daha kimbilir kaç kez uyarlanacak… İlyada’yı elinize alın ve satırları arasında gözlerinizi gezdirin. Pek çok “fikir” göreceksiniz.
6- Konuştuklarınız: Arkadaşlarınızla günlük hayat üzerine, bir gazete haberi üzerine ya da bir film üzerine konuşurken, fikir avcısı dikkatinizin her daim uyanık olması gerekmektedir. Konuşmak, düşünme eyleminin bir sonucudur ve “fikir” doğurması kadar normal, başka bir şey olamaz.
7- Kulak misafiri olmak: Konuşulanları dinleyin. Çevrenizdeki insanlar ne konuşuyor? William Faulkner’ın şu sözünü unutmayın: “Sanatçı; şeytanlar tarafından yönetilen bir yaratıktır. Neden kendisinin seçildiğini bilmez ve genellikle çok yoğun olduğu için merak da etmez. O tamamen ahlaksızdır; görevini yapmak için herhangi bir kimseden veya herkesten gasp eder, ödünç alır, dilenir veya çalar.” Şeytana teslim olmayın, ahlaksız da olmayın ama uyanık olun!
8- Deneyim. Hayat Tecrübesi: İyi bir yazar olmanın yolu bir dağ evinde tek başına yaşamak değildir. “Hikaye” ve “fikir” hayatın orta yerinde bulunur. Bir yazarın sahip olduğu en büyük kaynak kendisidir. Yaşadıkları, hissettikleridir. Yaşamak, gözlemlemekten bir gömlek üstündür.
9- Arenalar, Alanlar: Özellikle ülkemizde özel bir alana eğilen pek az filme rastlıyoruz. Genellikle ortalama yaşamlar süren ortalama karakterlere rastlamamızın sebebi de bu. Örneğin Rocky (ilk filmden bahsediyorum) Philadelphia’nın kenar mahallelerindeki spor salonlarına odaklanıyor, ikinci sınıf boksörler dünyasından bir karakterin hikayesini anlatıyordu. Mesela müthiş film, Network (Şebeke). Medya dünyası. Askerlik. Spor dünyası. Spesifik bir iş yapan insanların hikayeleri iyi bir fikre kaynaklık yapıyor olabilir. Örneğin Spastik çocukların eğitimi. Uzmanlık gerektiren bu alanlar hakkında yazmak için gereken şey, bu alanlarda bir uzman kadar bilgili olmak olduğu için midir bilinmez, özel bir alanı konu alan pek film çekilmiyor ülkemizde.
10- Sosyal-psikolojik-toplumsal sorunlar: Uyuşturucu, engellilerin yaşam şartları vs. Her türlü toplumsal ya da psikolojik sorun bir senaristin ilgisini çekebilir.
11- Tarih: Tarihsel pek çok olay, senaryo olmayı haketmektedir.
12- Fanteziler: Yüzüklerin Efendisi gibi görkemli olmak zorunda değil elbette.
13- Korkular: Bütün fobileri alt alta sıralayın, ilginizi çekecek bir fikir bulmak çok zor olmayacak. Bkz. : http://phobialist.com/
14- “Peki ya …” düşünce kalıbı: “Eğer …. olsaydı ne olurdu?” şeklinde de ifade edebiliriz. Bu şekilde düşünmek çok zengin seçenekler sunabilir. İngilizcesi: “What if …”
15- Aşk hikayeleri: Nereden duyduğunuz önemli değil, aşk hikayeleri genellikle ilginçtir.
16- İntikam: Mesela çocuklukta gelişen bir takım trajik olayların doğurduğu intikam duygusu ile hareket eden karakter(ler). Klişe gibi göründüğüne bakmayın nefes kesen örnekleri hala bulunabilen doğurgan bir konu.
17- Konseptlerden gelen fikirler. Mesela: “Çılgınca suç işlemeye başlayan iki kadın” Thelma & Louise. “Arkadaşlıklarının içine etmekten korktuğu için sevişmekten korkan ama sevişen bir çift.” When Harry Met Sally. Yapımcı Brian Grazer arabasıyla gecenin bir vakti Malibu sahilinde giderken aklına şöyle bir fikir gelir: ya şimdi denizden çıkan bir kadın gelip bana “seni seviyorum” deseydi. Sonuç: Splash. Tom Hanks – Daryl Hannah.

Bütün bunlara, belki herkes kendi fikir kaynaklarını da ilave edebilir. Endüstriyel sinema geleneğinde senarist ya da senarist adaylarının, bir yapımcı huzurunda bir kaç dakika konuşma hakkı vardır. “Pitching” adı verilen bu ikna seansında çarpıcı fikrinizle yapımcıyı ya da “agent”ınızı ikna etmek zorundasınız. Bir fikriniz varsa fikrinizi, önce siz bir yapımcının huzurdaymışcasına sınamanız, hatta yakın çevrenizdeki insanlara “pitching” yapmalısınız. Unutmayın “fikir” en değerli şeydir ve bir kaç cümle ile ifade edilebilir. Senaryo yazımının teknik tarafı daha sonra gelir.
Yararlanılan kaynak: Lew Hunter – Screenwriting 434

Bu yazı Gökhan Yorgancıgil’in blogundan alınmıştır
http://www.gokhanyorgancigil.com/?p=265

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 4 + 2

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız