RİSALE-İ NUR’DA GÖRSELLİK VE SİNEMA-2

             Günümüzde mesajların sokaktaki reklam levhasından evimizdeki televizyonlara kadar görüntü diliyle aktarılmaya çalışıldığı malum. Sebebi de insan hafızasında görüntünün daha kalıcı olması. Tabiri caizse ‘Söz uçar, yazı kalır’ özdeyişini artık ‘Söz buharlaşır, yazı uçar, görsellik ise kalır” a çevirmek gerekiyor.

Çağrı filmi malum İslam aleminde binlerce defa zevkle izlenmektedir . Filmi bizleri o asra götürmekte ve bu durumda inananları otomatikman etkilemektedir.

Risale-i Nurda görüntü dili ve görüntünün insan muhakemesi üzerinde ne kadar önemli olduğunu Üstad hazretleri şöyle vurgular; “Arkadaş! Tûl-i zaman ve bu’d-i mekânın muhakemat-ı akliyede tesiri çoktur. Maahaza, leysel haberu kel ayan düsturuna ittibaen, şu zaman ve muhitin hayalâtından çıkarak tayy-ı zaman ve mekân ile, hayalen Ceziret-ül Arab’a gidelim ve Medine-i Münevvere’de nuranî ve yüksek minber-i saadetine çıkmış, nev’-i beşere hitaben irşadatta bulunan o zât-ı muallâyı bizzât görüp, sözlerini dinlemeliyiz. Reşhalar (4.Re şha) Üstad hazretleri bu yüzden sıklıkla örnegin 19. Söz gibi yerlerde1 defalarca tekrar be tekrar “haydi asr-ı saadete, ceziretül araba hayalen gidelim” der. Bu ifadeler de insanlar tarafından Çağrı filminin niçin aşkla ve şevkle izlendiğini açıklamaktadır. Yine başka bir yerde şöyle der üstad hazretleri; “Halbuki Kur’anın hakikatları; o kadar büyük, âlî, parlak ve revnakdardır ki, en büyük ve parlak hayal, o hakikatlara nisbet edilse; gâyet küçük ve sönük kalır.

Meselâ: “yevme netvissemae ketayyissicilli lil kütüb . yuğşilleylennehara yetlubuhu hasisa.. in kanet illa sayhaten vahideten feiza hüm cemiun ledeyna muhdarun.” gibi hadsiz hakikatları buna şahiddir. Kur’anın herbir âyeti, birer necm-i sâkıb gibi, i’câz ve hidâyet nurunu neşr ile küfrün zulümâtını nasıl dağıttığını görmek, zevketmek istersen; kendini o asr-ı câhiliyette ve o sahrâ-yı bedeviyette farzet ki, herşey zulmet-i cehil ve gaflet altında perde-i cümûd ve tabiata sarılmış olduğu bir anda, birden Kur’anın lisan-ı ulviyesinden yüsebbihu lillahi ma fissemavati vema filardil melikil kuddusil azizil hakim. gibi âyetleri işit, bak. O ölmüş veya yatmış mevcûdât-ı âlem yüsebbihu sadasıyla işitenlerin zihninde nasıl diriliyorlar, hüşyar oluyorlar, kıyam edip zikrediyorlar. Hem o karanlık gökyüzünde birer câmid ateşpâre olan yıldızlar ve yerdeki perişan mahlûkât, tüsebbihu lehussemavatüssebu velard sayhasıyla işitenlerin nazarında; gökyüzü bir ağız, bütün yıldızlar birer kelime-i hikmet-nümâ, birer nur-u hakikat-edâ; ve arz bir kafa; berr ve bahr birer lisan; ve bütün hayvanat ve nebâtat birer kelime-i tesbih-feşan Sûretinde arz-ı dîdar eder. YOKSA BU ZAMANDAN TÂ O ZAMÂNÂ BAKMAKLA, MEZKÛR ZEVKİN DEKAİKINI GÖREMEZSİN. Evet o zamandan beri nurunu neşreden ve mürur-u zaman ile ulûm-u müteârife hükmüne geçen ve sâir neyyirat-ı İslâmiye ile parlayan ve Kur’anın güneşiyle gündüz rengini alan bir vaziyet ile yahut sathî ve basit bir perde-i ülfet ile baksan, elbette herbir âyetin ne kadar tatlı bir zemzeme-i i’câz içinde ne çeşit zulümatı dağıttığını hakkıyla göremezsin ve bir çok enva’-ı i’câzı içinde bu nev-i i’câzını zevk edemezsin.

barla_katran_agaci
Bediüzzaman'ın üzerine çıkıp tefekkür ettiği Barla'daki ağaç..

1- “Eğer istersen gel, Asr-ı Saadete, Cezîretü’l-Araba gideriz. Hayalen olsun onu vazife başında görüp ziyâret ederiz. İşte bak:..ilh.” 19.söz

 NOT: Büyük harflerle yazılan kısım tarafımıza aittir.

ABDULLAH ALACALI 

RİSALE-İ NUR’DA GÖRSELLİK VE SİNEMA 3 (SON) 

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 5 + 8

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız