RAMAZANNAME III: ÜLKENİN SAHİBİYİM BEN

Bilseydim başıma bunlar gelecek, yataktan çıkar mıydım hiç. Ne güzel devlet ‘eve kapan!’ diye emretmiş,
yat aşağı git. Yok. Hem hava alırsın hem bir sıcak pide, dediler. Başımın etini yediler. Ondan herhalde kadınlar orucu çok kolay tutuyor. Sahura ölüleri kalkıyor. Sen olmasan ben kalkmazdım, diye sitemle.

Sahurdan sonra uyumak için yatakta kıvranıp dursam da sonunda geldi o zalim uyku. Ne demişler uyku gelirse sen rahat edersin. Eğer gelmezse yokluğu azap olur sana. Öğleye kadar deliksiz uyumuşum. Ağzımda bir acılık ve kuruluk. Oruç olmasam bir kova su içerim herhalde. Gece tereyağına kırılmış yumurtayı yersen olacağı bu.

Vakit geçer belki diye indim aşağı. Apartman bahçesinde yatıyor benim külüstür. Taa geçen ay depoyu doldurmuştum hala ibre full çekiyor. Ne bu diye düşündüm, benzin pahalılığından şikâyet ederdim, artık bir iki tur atacak kadar binmeye fırsatım olmuyor şu merete. Ne olursa olsun dedim, direksiyona geçip ana caddeye doğru salıverdim, boşa almadan. Benzin ibresinin aşağı indiği o uzun yolların hasretiyle. Gözle takip edebilirdin benzini nasıl içiyor o hızla giderken. Bugün inadına ibre tam dolu çekerken bana nispet yapar gibiydi.

O cazibeyle bastım gaza. Yollarda araç olmayınca insan kendisini bu ülkenin sahibi sanıyor. Ülkeyi bir mübarek gelecek diye boşaltmışlar sanki, bütün bu kaymak gibi yollar, alt-üst geçitler benim için yapılmış kanısındayım. O an bir gurur geldi bana. Heeyt yavrum, dedim, gençlik çağlarında ülkeyi sahiplenir kurtarmak için ne yollar arar, ne reçeteler sunardın. İşte yaş kemalini bulunca, bir eşref saati gelince, pandemi diye herkes eve mahkûm olunca ülke güzel bir sevgili gibi bağrını açmış sana. Bastım gaza.

Hayret yollarda bir yoklama yok, durduran polis ekipleri. Herkes güneşe göç etmiş, bu bahar ayında ülkemle baş başa kalabilmişim. Her geçtiğim km.de gülümsüyor, işve, cilve, naz ile oyunlar oynuyor bana.

O hızla Kurtuluş Parkına kadar gelmişim. Ne ara geldim ben buralara diye km. sayacına baktım, evden 42 km. uzağa savrulmuşum. Kurtuluş Parkının sona erdiği kavşakta bir yığılma. İşte dedim, beklediğin yoklamaya nihayet kavuştun! Bilseydim başıma gelecekleri, sana da lanet, yoklamana da. Sana o kuvvet tekelini bağışlayan kaderin cilvesine de.
Polisler ellerinde tablet, bir sürücüye bir ekrana bakıp geç diyorlar. Milim milim ilerliyor homurtulu yılan. Sonunda bana da geldi sıra. ‘Görev kâğıdını göreyim amca! Dedi. Ne görevi oğlum, ben markete pide almaya çıktım dedim. O an polisin ağzı kulaklarına yayıldı, şöyle kenara çek bakalım diye bir ‘buyruk’ buyurdu. Ramazan günü bırak gideyim oğlum, ne kenarı dedim ama ‘görevliye oğlum diyemezsin!’ diye kubardı polis. Diğerlerine işaret etti, üç dört polis arabanın çevresini kuşattılar.

‘Ne bu terörist miyiz? ‘Hem yaşlıdan terörist mi olur, desem de yaka paça indirip arabadan, polis otomobiline doğru sürüklediler. Orada silah eğitimi yerine muhasebe yüksek lisansı yapmış bir işgüzarlıkla form dolduran bir polis. ‘3400 Tl daha ekleyince hayatının en pahalı pidesini yiyeceksin dayı, diye eğlendi üstüne.

O ara ne oldu bilmiyorum, orucun tetiklediği yoksunluklar, kan şekeri düşmesi, içten bir itme ile feryada başladım. Sonra salim düşününce hatırlıyorum ki, sistemine, ülkesine, kuvvet tekeline, yasağına, formuna, tutanağına, pidesine epey verip veriştirdim galiba. Bu sefer beş on polis çevremi sarıp alaşağı ettiler beni. Asfaltın sıcaklığı, sıkıştırma, üzerimde diz yumruk, bastırma derken Şengül Hamamı göbek taşındaymışım gibi terlere battım. O hengâmeye herkes olayımın çevresine doluştu, o kapanma gününde toplanabilecek insan kalabalığı bir teröristi derdest eden polisleri alkışlamaya durdu.

Daha benim üstümden ayrılmamışken polisler, ortalığı bir cayırtı kapladı. Çukurambar bebelerinden biri, babasının tırtıkladığı paralarla alınan Bugatti’yi şaha kaldırmış, bu ülkenin hali hazırda sahibi kimmiş herkese anlatmak için basmıştı gaza. Direksiyon hâkimiyetini kaybedince polis denetimi için yığılan otomobilleri ittirmişti arkadan. Sanki bu hâkimiyet kendiliğinden kayboluyor. Şehir içinde 150 km. hıza ulaşınca elbet kaybolur.

O çarpmanın etkisiyle, -nihayetinde fizik bu- yedi sekiz otomobil polisten izin almadan harekete geçmişti şangırtılar arasında. Benim külüstür de içlerinde. Ben bu tür kazaları Rus idiot sürücülerin ‘otomobili nasıl kullanmazsınız’ videolarında görmüştüm. İşte başımıza da geldi. Canlı tanığıyım yani… Ruslarla bu kadar yoğun ilişki olunca, aptallıklar da bulaşır elbet. Sadece virüs bulaşmaz ki.

Ortalık ana baba gününe döndü. Çatırtılar, o güzelim otomobillerden kopan tamponlar, kırılan camlar. Üst üste çıkan, yığılan, birbiri içine geçen kaynaşmış demir, plastik ve camlar. Polisler beni unutup olay yerine doğru koştular. İhtiyar bir kanunsuza haddini bildirmek için bir alana yoğunlaşınca tedbir almayı unutmuşlardı doğal olarak. Bugattileri yürütenleri hizaya sokmak boylarını aşardı onların da.

Ben incinmiş, öfkelenmiş, ezilmiş, gururu kırılmış bir halde doğrulurken olayın şaşkınlığı ile tiryakinin biri ağzını açınca daha bir iki nefes çektiği sigara önüme düştü. O halde yerde aşağılanmış, her yanım kırılmış gibi bir bitkinlikle izmarite uzandım. Acele ile yerden alıp derin bir nefes çektim. Yazık boşa gitmesin. Bütün hücrelerimde nikotinin gezindiğini hissederken mırıldanır gibi fısıldadım:
‘Bir daha orucunu tutarsam ne olayım’
Sigara ile kan beynime ulaşınca aklım başıma geldi. Ben de otomobilime doğru koştum. Mal canın yongası ne de olsa. Arkadan vuran otomobil ne kadar güçlü ise tampon ve bagaj kapağı yarı beline kadar toplanmış o binmeye kıyamadığım külüstürün. Önünde duran otomobil ne kadar sağlamsa ön tampon sürücü koltuğuna gelip dayanmış. Dertop olmuş o güzelim otomobil. Baktım, baktım ben bir daha nasıl otomobil alabilirim diye ağlamaya başladım. Sigaradan kalan son nefes boşa gitmesin diye dumanını içime çektiğim izmariti fırlattım kalabalığa doğru.
Sonra gökyüzüne baktım, baktım. Haykırdım nasıl olduysa;
Otomobili de kurbana saymazsam bana da Müslüman demesinler!


Mustafa EVERDİ

Yazar-Hukukçu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 3 + 4

FACEBOOK HESABIMIZ