PEYGAMBERİN ÖRNEKLİĞİ ÜZERİNE..

Michael H.Hart’ın 1978de yayınlanan kitabında Tarihte en etkin ilk 100 kişi sıralanır. Ve Hz Muhammed bu listede ilk sıradadır.

Listede Peygamberimiz ilk sırada. Yabancı birisi bu kadar objektif olabilmiş, insan yine de biraz şaşırıyor. Çağrı adlı Peygamberimizin hayatını anlatan filmin 1977’de yayınlanması acaba bir tesadüf müdür, hemen ertesi yıl çıkmış bu kitap. Acaba o filmden mi etkilenmiştir. Bilemeyiz tabii. Ama enteresan gerçekten.

Tabii belki çok daha Müslüman yer almalıydı listede, hemen sonra o dikkatimizi çekiyor. İlk yüzde Peygamberimizin dışında bir tek Hz Ömer var.

Dediğim gibi pek çok Müslüman daha yer almalıydı açık şekilde. Ama Peygamberimizi ilk sıraya koyabilmiş madem o kadar da subjektif olduğu düşünülemez listenin. Yoksa gerçek acaba biraz böyle bir şey mi diye düşündürtüyor insanı ister istemez. Tabii etkin olmak illa da iyi olmak anlamına gelmiyor.  Ama yine de büyük bir soru işareti oluşmuyor değil. Günümüz düşünüldüğünde acaba günümüzü oluşturan etkin isimler aşağı yukarı böyle bir şey mi?.. 

Madem ki o ilk sıradadır onu örnek alan insanlar listede bir sürü olmalı değil miydi?..

Tekrar ediyorum liste tamamen kabulüm değil ama bir parça doğru olduğunu da düşünmüyor değilim. Sebebine gelince bugün yaşadığımız dünyayı öyle ya da böyle etkilemiş olan isimler aşağı yukarı bunlar gibi çünkü. Keşiflerdir, bilimdir, sanattır, araştırmadır, üst kültürdür, gündelik hayattır. Hayır, olamaz deme ihtimalimiz az. Yüzeysel gerçek aşağı yukarı böyle gibi.

Peki bu gerçek yarın değişebilir mi?.. Bu bizlerin İslam kültürüne ama özellikle de Peygambere, Kurana dayanarak oluşturacağımız dünyaya bakar. Otomatikman listedeki isimler -geçmişe doğru da- değişir.

İşte tam da bu anlamda Peygamberi örnek alma olayına gelmek istiyorum. Çünkü problemli bir alan bence. Değişmesi gereken bir alan..

Öncelikle tarihe baktığımız zaman mevlitler vs. onu yüceltmişiz, evet. Ama örnek alma başka bir olay. Mesela eskiden beri dikkatimi çeker, insanların kafasındaki lider profiliyle Peygamberin liderliği örtüşüyor mu acaba. Yani işin özü diyelim. Dikkat edelim insanlar vurdu mu oturtan, sert söylemli insanları lider olarak düşünür. Ve adeta bunda yarışılır. Peygamberin liderliğinde böyle bir şey var mı. Veya kahraman, özenilen insan algısı.. Havalı, heybetli, insanların adeta korktuğu çekindiği kişilerdir. Veya acaip şatafatlı,  albenili.. Peygamber öyle mi idi. Başarının bu kadar öncelendiği, pragmatist yaklaşımlar var mıydı Peygamberde. Uyanık ol, saf olma söylemleri Peygambere mi yoksa öyle olmamaya mı götürür insanları. Vesaire..

Burada tabii geleneğin Peygamberi hep mucizevi şeylerle öne çıkarmasının da payı büyüktür kanımca, bu işte. Peygamber arada çıkıp ders veren, müthiş sözleri olan biridir gelenekte. Sanki insanların içinde yaşamamaktadır. Arada çıkıp bu sözlerini söylemektedir. Mucizeler gösterir vs. Gelecekten şunu haber bunu haber verdi. Adeta bir mele-i ala olarak gösterilir Peygamber insan değil de.. Elbette bu yönleri de vardır. Ama Kurana baktığımızda tam tersi Peygamber insani zaafları da olan, bir psikolojisi olan biridir. Mesela utandığı için bir şeyi söyleyemez. Ayette Allah hakkı söylemekten çekinmez denilir. Zenginleri bir an kör ama samimi birisine tercih eder gibi olur. Uyarılır. İnsanların hakkı kabul etmemesinden dolayı aşırı üzülür, Hidayet ancak Allahtandır denilir. Bir de en mühimi belki de Peygamber merhametlidir elbette, ama bu abartılır gelenekte. Sanki ne olursa olsun içinde bir gazap belirmez, öyle bir imaj vardır. 

De ki: “Ben Rabbimden gelen açık bir belgeye dayanmaktayım. Sizse onu yalanladınız. Sizin çabucak gelmesini istediğiniz şey, benim yanımda değildir. Hüküm ancak Allah’a aittir. O, doğru haberi bildirir ve (doğruyu yanlıştan) ayıranların en hayırlısıdır.”

 De ki: Hemencecik olmasını istediğiniz şey, benim elimde olsaydı sizinle aramdaki iş çoktan olur, biterdi ve Allah, zalimleri elbette daha iyi bilir. (Enam 57-58)

Gördüğümüz kadarıyla yani diyelim genelek gelenek olmuştur gitgide. Halbuki ayrıntılar önemli, insan olduğunu hissettiren şeyler.. Bunlar Kuranda çokça yer alır. Elbette övülür de Peygamber ama insan olduğunu görüyoruz öncelikle. Mucizeleri ön plana çıkarılmaz mesela. Hatta diğer Peygamberlerin mucizeleri kadar öne çıkarılmaz. Onun insani yönü böylelikle de vurgulanır. En büyük mucizesi Kurandır. Orada bile ümmi olduğu için bunu onun indiremeyeceği söz konusudur.

Peki Peygamberi yürüyen Kuran yapan o üstünlüğü ne idi. Doğruluğu ve samimiyeti tabii ki. Kırk yıl bozuk bir düzende yaşadığı halde bu düzeni kabullenmeyip önce uğraşıp bir şeyleri değiştirmeye çalışması, Hılful fudul cemiyetine katılmıştır mesela. Sonra  ise yavaş yavaş insanlardan toplumdan uzaklaşması ve mağaraya uzlete çekilmesi. Ve Kuran geliyor. Kuranın gelişi Peygamberliği bir yandan, ama bir yandan da ona Allahın büyük bir yardımı adeta. Çünkü tam da bu anlamda yani Hakkı hakim kılma, gerçeği ortaya koyma, toplumu dönüştürme anlamında Kuran ve Peygamber örtüşmekte. Ve bu onu yürüyen Kuran yapıyor. Ümmi oluşunun asıl sebebi de bu. Çünkü bu öylesine bir örtüşme ki insanlar diyebilir “Zaten senin amacın buydu” diye.. Topluma hiç ayak uyduramadın zaten vesaire..

Ama işte o kimsenin bilmediği ayrıntıları, bazısını ancak okuyan kişilerin bilebileceği ayrıntıları bir ümmi olarak o bilemezdi. Ya da edebiyatı, sanatları.. Yani O bir Mani değildir tabiri caizse. Yoksa ruh olarak örtüşmektedir Kuran ve Peygamber. Ve Peygamberi örnek alacağımız en mühim nokta da budur. Kurana muhatap olabilme durumu. Yürüyen Kuran olabilme durumu. Bakın hemen olmaktan bahsetmiyorum “olabilme durumu”

Elbette kimse bu yolda onu geçecek değil, bu işin kader kısmıdır. Kimseye Kuran inecek de değil. Ama Kuran elimizdedir. Peygamberin hayatı ortadadır. Mesele yapmacıklığı, sahteliği, yarı resmi ağızları falan bırakıp “doğruluğu” baz almadır. Allahın yardımı ona Kuran olarak geldi bize başka bir şekilde gelir. Ya da Kuranı okuyarak zaten o yardıma bir ölçüde mazhar olmuş oluyoruz. Peki o zaman insan ister istemez soruyor. Yahu mesele nedir.

Mesele sanırım bunun ortaya konulması, altının çizilmesi. Kafamızdaki lider algısı buna göre mi, kafamızdaki kahraman algısı buna göre mi. Kafamızdaki ideal insan algısı buna göre mi. Açık söyleyeyim Peygamberin adını çıkartın ve özelliklerini koyun. Sonra da cevap verin. İşte sorun burada. 

Son olarak bazıları Peygamberi illa da “tarihi” hatta “tarih ötesi” bir kişilik olarak belirtmeye çok hevesli. Tabii bu onun örnekliğini neredeyse yok edecek boyutta. Bilerek mi yapıyorlar artık nedendir orasını bilmem. Ama tutup samimiyyet demiyorlar mı bir de. Siz rahat rahat BİZZZZZZ deyin de gerisi mühim değil diyorum ben de..

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 5 + 5

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız