Download Instagram Photos

2009 DRAMA DALINDA EN İYİ KISA FİLM OSKARI “SPIELZEUGLAND” YA DA TÜRKÇESİ TEMCİT PİLAVI

2009 en iyi kısa film oskarını drama dalında kazanmış, başrolünde bir Türk çocuğunun da oynadığı Alman yapımı OYUNCAK ÜLKE ( SPIELZEUGLAND ) üzerine meraklısıyla hasbihal

Filmin Künyesi
Yönetmen: Jochen Alexander Freydank
Senarist: Johann A. Bunners , Jochen Alexander Freydank
Oyuncular: Julia Jäger, Cedric Eich, Tamay Bulut Özvatan
Kamera:Christopf Nicolaisen
Süre: 13:52 dk.


2009 En İyi Kısa Film Oskarı OYUNCAK ÜLKE
by tercumaniahval


Oskarlı kısa filmin Türk oyuncusu Tamay Bulut ÖZVATAN objektiflere gülümserken

Oskar ödül töreni deyince akla genelde en iyi film ve oyuncu ödülleri gelir. Nedense en iyi kısa film dalında oskar alan filmleri(Belgesel, Animasyon ve drama dalında

pek göremeyiz, izleyemeyiz. Bunun sebebi ticari açıdan gösteriminin mümkün olmaması ve günümüz TV yayıncılığı formatınada ters düşmesinden kaynaklanıyor olabilir. Fakat unutulmaması gereken bir durum var; Dünyadaki seyirci profili artık internet kültürünün aşılamasıyla (İnterneti tüketen ve kullanan bireyler aynı zamanda alım gücüne de sahip bireyler olduğu için sanatın her alanında en önde gelen müşteriler onlar oluyor) daha hızlı daha çabuk tüketilen filmler istiyor.Örnegin internet kültürüne abone olmuş insanlar sinemaya gidip iki saatlik bir komedi filmini değil 2 dklık -cep telefonundan bile izleyebilme kolaylığına sahip olduğu- bir komik video ile gülme ihtiyacını karşılamakta ya da beş dakikalık duygusal bir drama ile hüzünlenip 2 saatlik bir hikayeye kendini mahkum ettirmemektedir.Bu yüzden önümüzdeki yıllarda uzun metraj filmlerin sürelerinin kısalacağını ve kısa film ödülünün yavaş yavaş en önemli kategorilerden birisi olacağını öngörebiliriz.Bu bir temenni değil dünyanın gidişatı. Artık yeni dünya nesli farklı zevklerin insanları. Bir ‘Testere 1-2-3-4-5’ filmleri benim gibi 30’lu yaşlarda seyirciler için ‘Bu ne iğrençlik film mi bu’ dedirtirken yeni nesil tarafından ayıla bayıla izlenmektedir.
2009 oskarlarında en iyi kısa film ödülü alan ve içinde bir Türk çocuğunun da oynadığı OYUNCAK ÜLKE (SPIELZEUGLAND (İng.TOYLAND) kendince Nazi Almanyasında geçen dokunaklı bir hikayeye odaklanmış. Hikaye Temcit pilavı gibi ısıtılıp ısıtılıp önümüze sürülen Yahudi Holokostuna dair.Filmin konusu;Bir Alman çocuğunun Yahudi bir ailenin çocuğuyla olan arkadaşlığını devam ettirme arzusu üzerine kurulmuş.Piyano dersleri,trenlere doldurulup kamplara gönderilen yahudiler ve mazlum yahudi edebiyatı.Akla oskarlı ‘The Pianist’ filminide getiriyor ve nedense daha çok Nazi dönemindeki Yahudilere dair yapılan her iş adeta otomatikman ödüllendiriliyor.(Oskarlı Schindlerin listesi,Piyanist gibi)

OYUNCAK ÜLKE filminin afişi

Fakat bu mazlum Yahudi, Zalim Naziler edebiyatı artık gına getirdi insanlara. Quentin Tarantino bile çok yakında sinemalarda gösterilecek olan Inglorious Bastards ‘la bu kervana dahil oldu. Bu tip filmler bir batı sanatı olan sinemayı zayıflatacaktır hele ki kısa film kategorisinde böyle filmlerin ödül alması Amerikan sinemasını ve bu sinemaya ait olan Oscar gibi her türlü faaliyetin kalitesini ve değerini düşürecektir. Çünkü şu an realitede Yahudiler İsrail devleti ile çoktan mazlum ve mağdur insan profilini kaybettiler.Tüm dünyada imajları böyle iken çekilen filmlerle adeta bu realite unutturulup hala Nazi Almanya’sındaki Yahudilerin çektiği acılar gündeme getirilerek düpedüz dikkatler başka tarafa çekilmekte. Günümüz İsrail devletinin zalim imajı bu zavallı Yahudiler edebiyatıyla adeta tam tersine çevrilmeye çalışılmakta. Nazi Almanya’sındaki Yahudileri konu edinen bu tip işler ödüllendirilmekte haddinden fazla prim verilmekte. Bu yüzden beyhude çırpınışlar bunlar. Şu an merhametle bakılması gerekenler ölüp gitmiş olanlar değil halihazırda dünyanın gözü önünde öldürülen Filistinlilerdir. Her neyse gelelim filme. Kısa film işiyle uğraşmış birisi olarak en iyi kısa film oskarını kazanan bir filmin çok kaliteli ve etkileyici bir iş olması gerektiğini düşünürken OYUNCAK ÜLKE’yi izlediğimde bayağı şaşırdım. Çünkü kısa film aleminde çok farklı alanlara girmiş çok değişik tarzda zekice çekilmiş o kadar çok iş varken bu kadar standart ve klişe bir konuya ödül verilmesinin sanatla, sinemayla izah edilecek bir tarafı yok gerçekten. Bu seneki ödülü hiç bir kısa filmcinin saygıyla karşılayacağını zannetmiyorum. Çünkü kısa filmcilikteki gidişata ve yapılan işlere bakıldığında biraz amatörlük kokar fakat bu Alman kısa filmi bir hayli masraf edilmiş sahneleri ile tamamen profesyonel klişeleriyle dev bütçeli uzun metraj bir filmin minyatür halini hatırlatıyor. Zaten yönetmenide profesyonel işler yapan diziler çeken bir yönetmen. Fazla söze gerek yok. Takdir seyircinin. Buyrun filmi yazının girişinde verdiğimiz linkten izleyin.

(Not:Sitedeki filmlerin seri bir şekilde izlenemediği hep duraklayıp beklediğine dair şikayetler almaktayız. Tavsiyemiz filmin açılarak akmasını beklemeniz ve belli bir süreden sonra izlemeye başlamanız olacaktır.İlgi ve alakanız için teşekkürler)

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

2009 DRAMA DALINDA EN İYİ KISA FİLM OSKARI “SPIELZEUGLAND” YA DA TÜRKÇESİ TEMCİT PİLAVI” için 5 yorum

  • 11/08/2009 tarihinde, saat 01:48
    Permalink

    hollywood deyince yarım saat konuşasım geldi. bence asıl meselelrden biri de bu bağlamda hollywoodun inandırıcılığını kaybetmesi.. hani nerede o özgürlük havarisi, demokrasi, sistem düzen eleştirisi, antimilitarizm kokan filmler. asıl olmaları gerektiği zaman yoklar. kısa filmde bile bu duruma düşülmüşse düşündürücü. şu an yahudilere şirinlik yaparak güya demokrasi mi savunulacak. böylesi çifte standart batıda daha nasıl hala tutuyor ben ona hayret ediyorum. ya da tutuyor mu?!….

    Yanıtla
  • 06/06/2010 tarihinde, saat 14:17
    Permalink

    Oglum Tamay bu filmde oynarken bile bunlari düsünmüstüm; evet, bu film bu ödülü haketmiyor!

    Yanıtla
  • 09/06/2010 tarihinde, saat 15:23
    Permalink

    ilginize ve samimi yorumunuza teşekkürler gönül hanım

    Yanıtla
  • 15/06/2010 tarihinde, saat 15:19
    Permalink

    Dürüstlük erdemdir, tebrikler. Yahudiler her durumu kendi lehlerine çevirmede mahirler, bu da normal. Ama konu dışı da olsa Mavi Marmara ile ilgili içimizdeki yahudilere, yahudiden daha çok yahudi kesilenlere ne oluyor anlamıyorum.

    Yanıtla
  • 17/06/2010 tarihinde, saat 18:59
    Permalink

    Sinema, içinde bulunduğumuz yüzyılın en etkin iletişim fenomeni kabul edilmektedir. Düşüncelerinizi haklılık payı araştırılmasına fırsat dahi vermeden kabullendirebilecek bir illüzyondur. 2. Dünya savaşının ve bu savaşa kadar uzanan süreçlerin gerçekçi olarak değerlendirilmesini engellemek için seçilen en güzel yöntem olarak mazlum Yahudi, zalim Nazi ikilemi seçilmektedir. Böylece tarihi olgular saptırılarak farklı çıkarımlar elde edilmektedir. Toplumların insancıl değerlerine hitap ederek duygusal sempati oluşturarak asıl hedeflerinde daha kolay ilerlemek için zemin hazırlamaktadırlar. Bu nedenledir ki İsrail, belirttiğimiz mazlum Yahudi, zalim Nazi temasından beslenmektedir. Buna dayalı olarak ta Avrupa’yı duygusal baskı altında tutmaktadır. Bu baskı ile oluşan suçluluk duygusu ise onları kayıtsızlığa itmektedir. Ne yazıkki sanatta dahi bu olgu etkindir.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 4 + 4

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız