buy Instagram followers

ÖLEN MÜLTECİLER VE İNARRİTU’NUN BİUTİFUL FİLMİ

Oskarlı yönetmen İnarritu’nun Biutiful filmini izleyince hüzünlenmemek imkansız. Film İspanya’da kaçak çalışan Çinlilerden Afrikalı’lara kadar farklı milletlerin mülteci sorununu yine oskarlı oyuncu Bardem’in başarıyla canlandırdığı İspanyol karakterin trajedisiyle etkileyici bir şekilde birleştiriyor.

Bu filmde kanser olup ölüme giden Bardem’in canlandırdığı baba karakterinin karşısındaki anne karakteri batı dünyasının geldiği psikolojik sapma ve yoldan çıkışı temsil ediyor.

Bu film gösterime çıktığında ne Suriyeli mülteci akını ne de son birkaç yılda sularda boğulma haberlerine her hafta rastladığımız Avrupa yolundaki mülteci akını o kadar yoğun değildi. Bu anlamda film bu günlerde gösterime girse bir hayli insanı bam telinden vurabilirmiş. Erken çekilmiş bir film Biutiful.

Benimde prodüksiyon imkanım olsa Suriyede öldürülen çalgıcı bir ailenin müziğe yetenekli iki çocuğunun Şam’dan yola çıkıp Londra’ya mülteci olarak gidişlerini anlatmak isterdim. Yıllar önce Londra’ya gittiği söylenen amcalarını bulmak için giderken insanların önyargılarından tutun, organ ticareti yapanlara, çocukları cinsel istismara tabi tutmak isteyenlerden onların savaş travmasını atlatmalarını sağlayacak şefkat ve merhamet ikliminde misafir etmek isteyen idealist ve Müslüman karakterlere kadar farklı portrelerin –ve müzik salonlarının eşliğinde- heyecanlı bir yolculuk yaptırılabilirdi.
Suriye sorununu insanlara en iyi hissettirecek dil sinemanın ve müziğin dilidir.

Bu konuda Habervaktim gazetesinde Ankara’da düzenlenen mülteci filmleri festivaliyle ilgili bir haber okumuştum. Böyle etkinlikler çok önemli gerçekten.

Filmin en etkileyici sekanslarından birisi.Çinli mülteciler kaçak çalıştıkları binada ısındıkları tüplerden zehirlenerek ölürler. Özellikle annesine sarılarak ölmüş olan çocuk vicdanları derinden sarsacak bir ihtar veriyor.

Orada ölüm varken belki Suriyeli sanatçılardan bir şey bekleyemeyiz. Peki İslam kardeşliğinde bahseden İslam dünyasının sanatçıları neden Suriye’yi müziklerinde ve filmlerinde anlatmazlar. Yine filmde trajik bir şekilde ölen Çinli kaçak işçilerin ya da İspanya polisinden kaçan Afrikalı mültecilerin acısına dünyada en çok mülteciye sahip olan ülkelerden birisi olarak neden sahip çıkamıyoruz?

Sadece haber yapınca sorumluluktan kurtulduğumuzu zannetmeyelim.

Haberler Suriye’deki olayları ve Akdeniz sularında boğularak ölen mültecilerin trajedisini sıradanlaştırdı.

Bunun bir insanlık faciası olduğunu hissettirecek ve unutturmayacak sarsıcı bir dile ihtiyaç var.

Bence o dil sanatın dilidir.

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 3 + 7

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız