NORMAL NEDİR, ANORMAL NE OLA?!

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

Herkesin bir normal algısı var. Bu giyim kuşam, şekil şemalden başlıyor, davranışlar, ilgiler, tasvib edilen, reddedilen şeyler diye devam ediyor. Bir de “yerlerin” normalitesi var. Mesela belli yerler bunları dayatır. Bir de medya ile normallik empozesi var, bu ise büyük ölçüde tercihen alınır. Eskiden büyük ölçüde dayatma aracıydı o da..

Peki normalliği belirleyen şey nedir? Aslen insan fıtrat sahibidir, fıtrat yaratılıştandır ve fıtrat normal için kriterdir. Fakat bir hadiste şöyle buyurulur.

“Her çocuk fıtrat üzerine doğar, sonra anne ve babası onu Yahudileştirir veya Hıristiyanlaştırır veya Mecusileştirir. Tıpkı hayvanın doğurunca azaları tam olarak yavru doğurması gibi. Sen o hayvan yavrusu içinde kulağı, du­dağı, burnu, ayağı kesik olanını hiç görür müsün?” [Buhari-Cenaiz 92]

Yani fıtrat değiştirilebiliyor, bunlar alışkanlık oluyor ve normal oluyor. Hatta denilebilir ki günümüz sırf buna uğraşan mesleklerle doludur. Sinemacılık, yazarlık, medyacılık, reklamcılık, teknoloji, eğitim sürekli algılar inşa etme peşindedir. Belli taifeler, yöneticiler, belli çıkar grupları algılar inşa etmektedirler hasıl.. Peki şu halde normallik ne olacaktır? Herkes kendine mi normal olacaktır? Nerede ne gidiyorsa o mu normal olacak? “Hayat seçsin” mi olacak? Yoksa herkesin normali bulması kendine mi kalmıştır? Malum ki, Kuran gibi Allah katından gelmiş ve kıyamete kadar geçerli kitab var. Ve buna uymayan pek çok durumlar.

Beri yandan işler nasıl bu hale geldi meselesi var. Buna da çizilen rotalar farklı farklı, hatta ulaşılan sonuçlar farklı. Kimisi diyor ki mesela batı aslen İslamın çizdiği hedefe ulaşmıştır gayet. Sadece isimleri farklıdır. Kimisi ise diyor ki Osmanlı mükemmeldi, fakat durduruldu.. Bunları diyebilmek içinse bazı şeylere körlük ediliyor. İşte insanda bir de isteğini normalleştirme işi  vardır. Daha doğrusu hazır potansiyellere oynama, çünkü “az çok yürüyen normaldir” Bu da işi iyice karıştırmakta.

Hasılı, en sağlam noktalara bakmak durumundayız. Ve diyebiliriz ki, Allah katından gönderilen kitab iyice anlaşılmamıştır tarihte ve buna dair imkanlar arttı. İşte bu yüzden bu duruma gelindi ve böylece çıkılacak. Peki bu dediğin Allah’tan gelen vahiy midir? Değil tabii, fakat en ziyade ona dayanır nokta. Bunu da yabana atmamalı.

 

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 3 + 1

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız