“NEDEN YAŞIYORUZ?” SORUSU, ÖYLESİNE CEVAPLARI KABUL ETMEZ

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

Açık konuşalım; eğer hakikat eksik olursa sorun problem “bitmez” Sorunların fazlalığı buradan kaynaklanmaktadır bizce. Çünkü insanlar genelde işine geldiği kadar, işine geldiği derecede hakikatçidir. Ve bu başkasını da öyle yapar, böylece hakikate sıra gelmemiş olur. Sıra gelmeyince gerçek çözüme de sıra gelmemiş olur vs. Onun için hakikatte dibi, tavanı bulmak mühimdir. Dibi bulmak gayet zor, çünkü bütün sebeplere hakim olmak gerektirir; bu, imkansızdır.. lakin tavan bulunabilir. Çünkü aksi takdirde hakikat yok demektir.

Buradan meseleyi açarsak.. Acaba en mühim gerçek nedir? Herhalde şudur ki; herşeyi yaratan bir güç var açık şekilde, biraz düşünen herkes bunu kabul edecektir. Çünkü bunca uyum vardır, hesap kitap vardır herşeyde. İkinci olarak; insan akıl sahibidir, ahlakilik hisleri vardır, kararlar vermektedir. Peki bu yaratan güç, onu böyle yaratmakla ne amaçlıyor olabilir? Elbette onu imtihan etmektedir. Peki iyi olsa ne kazanmaktadır ki, kötüler kazanmaktadır sanki?… Öte yandan; uzun bir tarih içerisinde gelen Peygamberler ve Tevrat diye bir kitap, İncil diye bir kitap ve Kuran diye bir kitap var, birbirini onaylayan nitelikte ve bu son kitap, diğerlerinin bozulduğunu ve onun değiştirilemeyeceğini söylüyor. Gerçekten de bugüne kadar gelmiş.. İşte bu kitaplar, özellikle son kitap, bütün sorulara açık şekilde cevap veriyor.

Ve yine tarih içerisinde; Kuran’ı kabul edenler, uzun zaman üstün durumdaymışlar, son zamanlarda ise bu Tevrat ve İncil’i kabul edenler, kitaptan ve gelenekten bir ölçüde uzaklaşmış ve materyalizme, ateizme doğru kayarak dünyada hem keşifler, icatlar hem de büyük savaşlar, katliamlar gerçekleştirmişler. Lakin demektedirler ki, “biz en güzel, en insani sistemi kurduk, herkes buna gelsin” Ve özellikle de İslam alemini hem dönüştürmeye hem de kendi kendisine hareket etmesine izin vermemeye çalışmaktadırlar.

Müslümanlar ise uzun zaman içinde gelenekler, ezberler, çeşitli aidiyetler içerisinde yaşamış gelmiş, Kitab’ın diğer kitaplara üstlüğü mevzusunu yeterince ortaya koyamamış, çünkü kendi farkında değil bir durumda, kah batılılara direnerek, kah kapılarak, kah geleneğe sarılarak, kah modernizme saparak ayakta durmaya çalışıyor bir süredir. Elbette batının da bütün bu akımlara sırt verme, çelme takma, şu bu gibi işleri de hiç eksik değil.

Öte yandan ilahi metne/metinlere göre (Tevrat hariç denilebilir) kıyamet kopacak ve cennet cehennem var. Şu anda ise dünyacıların bir galebesi söz konusu. Acaba bu süreç mi kıyamete gidecek böyle, yoksa başka bir şey midir günümüz gerçekliği? Elbette ki, “cehennemde kafirlere yer mi yok” denilebilir ve “aidiyetlerimize ne kadar sahip çıkarsak o kadar iyidir, patinajlar olsa da sonuçta müslümanız, böyle gidecek bu iş, kör topal da olsa” ; lakin değişmeyen tek Kitab’ın da bunca bilgi ve iletişim çağında bir çığır açması gerekmez mi? Bizim atakta olmamız gerekmez mi, hakikati, tarihi, dünya çapında ortaya koyma anlamında?.. Sonuçta Allah katından gelmiş kitap elimizde ve herkes Allah’ın yaratığı nihayet.. Hem değişmeden gelen bir kitap bu ve bunun ne önemi kalır, sadece genel aidiyetlerse mesele?

Hasılı, bütün bu gerçeklerden “Kitab’ın insanlığa açıklanması gerekiyor” sonucu çıkmıyor mu, bugünün temel davası olarak?.. Ve böyle derken de; ona göre bir eğitim, ona göre bir öğretim, bunun istenmesi, iletişim ortamlarında buna öncelik, gibi şeylerden bahsediyoruz. Yani bu konudaki ciddiyetten.. Unutmayalım ki batının kaçtığı şey “nezih hakikat”tir, bulaşığını hala tutarlar.. Olmadı kendi uydurdukları dini karışımlar vardır. Bu anlaşılmalı.. Lakin o da bizim kendi “bulaşığımızdan” biraz sıyrılmamızı gerektiriyor. Ki bunu yaparak nezih hakikate ulaşabilecek de biziz, başka böyle kimse yok.

Bize göre işte buradaki eksikler problemleri katlıyor. Çünkü “neden yaşıyoruz” sorusu, öylesine cevapları kabul etmez.
……………

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 5 + 9

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız