MÜZİKSİZ EĞİTİM RUHSUZ BEDEN

Belki tepki görecek ama din dersi kadar önemlidir müzik dersi. Hayatın melodisini yakalayamayan başkalarına acı çektirirde ondan. Geleneksel müziğimizin önemli icracılarından ve temsilcilerinden olan Cinuçen Tanrıkorur “Mevlânâ’yı anlamak için nasıl önce Kur’ânı bilmek şartsa (Yunus için de aynı şeydir), Bach’ı anlamak için Hıristiyanlığı bilmek şarttır.” (1) diyerek kültürel ortam ve şahsi tecrübelerden bağımsız sanatsal üretim yapılamayacağına işaret eder. İslam kültüründe bir çocuğun ilk duyması gereken ses, onun kulağına okunacak ezandır. .Hz. Ebu Rafi anlatıyor: Hz. Hasan dünyaya geldi zaman Hz. Peygamber(a.s.m)’in onun kulağına ezan okuduğunu gördüm. (2) Böylece oluşturulacak dini atmosferin insanı iyiye, güzele ve hayra teşvik etmesi beklenir. Arthur Schopenhaur müziğin insanı “..bütün pislik, zavallılık ve bayağılıklardan” arındırdığını söyler. (3)

Bazı tarikatların müzik bağlamında dini musiki ile olan sıkı ilişkisi düşünülmeye değerdir. Cehri zikir, sema ve Mevlevilikte ney gibi unsurlar dini hayatı renklendirmiş, insanın manevi duygularının zenginleşmesine katkıda bulunmuştur. Günümüzde her hangi bir film sahnesinde fonda çalınan ney, zihinleri otomatik olarak dini bir olayın yaşanacağına dair beklentiye sevk etmektedir bu da ney sesinin artık dini anlatımlarda kullanılan önemli bir kültürel kod olduğunu göstermektedir.

Müziğe duyulan sevgi ve ondan etkilenme ortak, evrensel bir duygudur. Fakat zihne yüklenen imajla bu durum değerler açısından iyi ya da kötü olarak sınıflandırılabilmektedir. Örneğin rock ya da hardrock konserlerde seyircilerin yaptığı “cezbe” halindeki hareketler batılı değerleri yüceltmeye çalışan medya tarafından insanların özgürce eğlenmesi, çağdaşlık olarak lanse edilmiş ama zikir anındaki insanların coşkusu ve cezbe halleri yine aynı medya tarafından bir sapkınlık, bir gericilik olarak verilmeye çalışılmıştır. Söz konusu dindar bir insanın bakış açısı olduğunda ise tam tersi bir durum ortaya çıkmaktadır. Keza konserlerde yakılan mumlar eşliğinde bir sağa bir sola sallanan dinleyici görüntüleri şeklen bir kilise ayini havasını hatırlatması gerekirken yazılı ve sözlü medya tarafından sadece gençlerin masum bir şekilde eğlenmesi, zevkten kendinden geçmesi olarak lanse edilmekte ve bu doğrultuda bir imaj üretilmeye çalışılmaktadır. Bir dindar insan içinse zikir anındaki görüntüsü hiçte masumca sayılmayan bir yobazlık objesi olarak gösterilebilmektedir. Elimde resmi veriler yok ama bana sorulsa youtubeda en çok izlenen videolar nedir diye ‘şarkı ve müzik videolarıdır’ derim. Gençlik bu videolarla kendi ruh dünyasını şekillendiriyor ve bu şarkı ormanında neyin gençliğe hizmet ettiğini neyin nefisperestliğe hizmet ettiğini anlasak bile bu akışı tersine çevirmemiz klasik eğitim sistemiyle mümkün gözükmüyor. Bırakın eğitim sistemini müzisyenler, sanatçılar artık Türk sanat müziğine yönelik ilgi çekecek yeni besteler yapmıyor güfteler yazmıyor maalesef.

Müzik bir eğlence aracı olduğu kadar ruhu etkileyen hatta ruhsal ve bedensel hastalıkların tedavisinde kullanılan sanatsal bir eylemdir. Örneğin Osmanlı imparatorluğu zamanında kurulmuş olan Edirne Darüşşifasında(II. Bayezid Külliyesi) hastalara uygulanan müzikli tedavi bunun en canlı örneklerinden birisidir.

Müzik bir dil olarak insanları derinden etkileyen bir güçtür ve bu yüzden de bütün dinlerde ilahilerin ve dini metinlerin makamlı bir şekilde okunmasına gayret edilmiş, dini musikiye önem verilmiştir. Hatta Hz. Davud’un sesinin çok hoş olduğu ve dağlarla, kuşların onunla beraber tespih ettiği Kur’an-ı Kerim’de belirtilir (Sad suresi 18.ayet, Sebe suresi 10. ayet).
İbtidai diye nitelendirilen en ilkel kabilelerden en modern toplumlara kadar müzik vazgeçilmez bir ihtiyaç haline gelmiştir. Artık tercih edilen müzik türleri yaşam biçimleriyle sıkı sıkıya alakalıdır. Ülkemizde de bu anlamda arabesk müzik-klasik batı müziği karşılaştırmaları daha çok yaşam tarzları ve ideolojik tutumlar bağlamında tartışılmaktadır. Bir başka örnek ise bugün metal müzik seven gençlik, giyiminden koluna yaptırdığı dövmelerine kadar pop seven gençlikle kendisi arasına bir mesafe koymaya çalışmaktadır. Bu imaj çağında hoşlandığı müziği görünümüyle yansıtmak, alamet-i farikasını müziğiyle ortaya koymak olağan karşılanır hale gelmiştir. İslam dininde ise bu imajinal durumla karşılaştırılabilecek olan “şeair” kavramı bulunmaktadır. Ezan, cami, Kâbe, takke, sakal gibi göstergeler bireye ve topluma her daim dini hayatı ve atmosferi yaşatıp anımsatacaktır. Bu anlamda geleneksel müziğimizde hayatın içinde var olmuş ve birçok ürünler verilmiştir. Örneğin değişik makamlarda okunan ezanlar dışında bu musiki eserlerinden en meşhuru bir Itri bestesi olan teravih namazları arasında okunan salâvattır. İnsanın zihnine nakşedilmesi ve topluca okunması çok kolaydır.

Bir toplumun kültürel kodlarını ve yaşam biçimini değiştirecek kadar etkili ve evrensel bir dildir müzik. Bu yüzden müzik eğitimine verilen önem bir toplumun geleceğine verilen önemle eş değerdir.

(Bu yazı Milli Şuur dergisinin 44. sayısında yayınlanmıştır)

KAYNAKÇA
1) http://www.koprudergisi.com/index.asp?Bolum=EskiSayilar&Goster=Yazi&YaziNo=443
2) Ebu Davud, Edep, 107; Tirmizî, Edahî,16; Ahmet b. Hanbel, VI/9,291
3) Yalçın Çetinkaya, Müzik Yazıları, Kaknüs Yayınları, İstanbul 1999, s. 130.

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 4 + 8

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız