MUŞTU(LU) SÖYLEŞİLER


‘Muştu Söyleşileri’ Nusret KILIÇ’In 1997 yılında bir edebiyat öğretmeni olarak ilk göreve başladığı Keskin İmam-Hatip Lisesi’nde uzun soluklu çıkarttığı ‘Beklenen Muştu’ isimli dergide yer alan röportajlardan oluşturduğu son kitabı.

Benim için, sıradan okuyucu ve birde sıra dışı okuyucu için önemli bir yönü var bu kitabın. O yıllarda bende Muştu dergisinin çıkartıldığı Keskin İHL’de çalışıyordum. O dönemdeki şahitliğim ve hissiyatım ile günümüz Müslüman dünyasındaki fikirsel durumu karşılaştıracağım. Bu notları düşerken elimizdeki ‘Muştulu Söyleşiler’i oluşturan röportajları yol haritası yapacağız. Kitap meraklısı okur içinde farklı ve renkli isimlere sahip bu röportajlar kitabında Arif AY, Rasim Özdenören, Nurullah Genç, Ersin Gürdoğan gibi önemli isimler düşüncelerini beyan etmişler.

İyi bir kitabın özelliği sizi alıp bir yerlere götürebilmesidir derim. ‘Muştulu Söyleşiler’de bunu başarıyor.

Oyuncu Ulvi Alacakaptan’ın güzel bir sözünü okumuştum ‘Meğerse bizim takva dediğimiz şey parasızlıkmış’ diye.

Kitap beni o mahrumiyet yıllarına götürdü.

Müslüman entelektüellerin ve röportaj verenlerin gündeminde o dönemde en önde gelen sorunun ‘anlaşılmak’ ve ‘sesini duyurmak’ olduğunu gördüm.

Şimdi medyada köşe başları Müslümanların elinde.

Kitapta kimi ismi geçenlerde ya etkili noktalarda yada yukarda söylediğimiz o dönemdeki sorunları aşmış kişiler.

Elbette gündem değiştiği için bakış açısı ve yorumlarda değişecektir.

Örneğin Rasim Özdenörenle paylaşılan hikayenin sorunları şimdiki nesil için ne kadar önemli. Artık edebiyat sahası öyle oldu ki popüler roman ve araştırma dışında hikaye neredeyse bitmiş durumda. İnternet hızla eritirken basılı kitabı yakında sadece yaz tatillerinin aksesuarı olarak göreceğiz milletin elinde ya da teknolojiyle arası iyi olmayanların can dostu şeklinde belki otobüste belki evinde.

Aslında Nusret Kılıç bu isimlerin özellikle alanında şöhreti tüm Türkiyeyi tutmuş olanlarla bir daha röportaj yapsa ne güzel olur.

Örneğin şiir üzerine Arif Ay’la konuşsa. DR mağazalarından kitapları sınıflandırdıkları şiir bölümünün kaldırıldığına dair bir haber okumuştum. Şimdi artık bırakın genci yaşlı nesil bile ne iyi bir şiir ne de iyi bir şair beklentisinde. Şiir öldü desem tekfir ederler mi beni bilmiyorum ama salasına az kaldı onu söyleyeyim.

Kitabın adındaki Muştu 28 Şubat sürecinin yaşandığı o günlerden günümüzde madde planında Müslümanların zaferini müjdelediğine işaret etse de aslında sadece o dönemden günümüze bir işaret fişeği çakmıyor. İnsana aynı zamanda tarihin tekerrür edeceği inancıyla yine bir ümit daha veriyor.

Dertlerimiz farklılaşsa da derman arama çabası sürecektir. Kılıç’ın röportajlardan oluşturduğu bu kitabın şöyle bir faydası var günümüz okuyucusuna; O dönemde daha zor şartlarda olan Müslümanlar nasıl o eşiği aşmışsa bu zamanın zorluklarını üstesinden niye gelmesinler ki dedirtiyor insana.

Not:Yukarıdaki foto ilk görev yerim olan K.Kaleye bağlı Keskin İHL’ne ait. O tarihlerde senaryo alanında ödüller aldıktan sonra zamanım boldu ve film işlerimiz için imkansızlıktan yakınıyordum ama şimdi ise maşallah imkan var ama STK çalışmalarından dolayı (Sendika v.s) zamanım yok.Acı gerçek diye buna derler işte.

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

MUŞTU(LU) SÖYLEŞİLER” için bir yorum

  • 03/07/2013 tarihinde, saat 11:08
    Permalink

    İbrahim Hocam, çok teşekkür ediyorum. O eski günleri canlı hale getirmek için böyle bir çalışma yaptım. Derli toplu, bir düzen içerisinde istifadeye sundum. Hiçbir maddi karşılık beklemeden.. Faydam olmuşsa ne ala…
    Allah’a emanet olunuz…

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 4 + 6

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız