MUHARREM İNCEYE CEVAP

Dediğimiz gibi; Muharrem İnce mecliste Milli Eğitim Bakanına hakkımda soru önergesi vermiş ve soru önergesini BirGün gazetesinin İstanbul İlmi Kültür Vakfında ‘Bediüzzaman Ne Yapmak İstemiştir’ başlıklı sempozyum konuşmama dayanarak yaptığı yalan-yanlış habere dayandırmış. Sözkonusu habere gerekli cevabı tercumaniahval ve risalehaber gibi farklı internet sitelerinde vermiştik.
Yeni Asya gazetesi de manşete taşıyarak Risale-i Nurlara suç aleti Bediüzzaman’a da suçlu muamelesi yapılamayacağını duyurdu yakın zamanda.

Şimdi ise gelelim Muharrem İNCE’nin başta şahsımla alakalı olmak üzere sorduğu sorulara.
Demiş ki ilk sorusunda ‘Haberde yer aldığı biçimiyle, Bakanlık görevlisinin söylediği gibi Said-i Nursi tarafından yazılmış “Risale-i Nur” adlı dini öğretilere, eğitim aracı olarak okullara gönderilen filmlerde yer verilmiş midir?’
Öncelikle; sorunun sorulmasına sebep olan 2007 ve 2008 yılında yaptığımız 10 bölümlük 9. Sınıf‘Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi’ dersine ait eğitim filmleri.. MEB’in resmi sitesinden YEGİTEK’e girdiğinizde uzman konuk ve sunucu arasında soru cevaplı gerçekleşen bu ders videolarını izleyebilirsiniz.
Ve izlediğinizde şunu göreceksiniz ki, bu filmlerde –ve doğal olarak- isim verilerek ya da verilmeden Hz. Ali’den tutun Pakistan’ın milli şairi İkbal’e,Prof. Dr. Erol GÜNGÖR’den Elmalılı Muhammed Hamdi YAZIR’ a kadar bir çok farklı ismin görüşlerine yer veriliyor. Mevzular ve otoriteler doğal olarak iç içe. BirGün’ün haberini gören de sabah-akşam bu programlarda Bediüzzaman’dan ya da Risale-i Nurlardan bahsediliyor zanneder. Halbuki programlarda ne Bediüzzaman’dan ne de Risale-i Nurdan ismen bahsedilmiyor.
Filmlerdeki 51 tanımdan ise Risale-i Nurda yer alan 5 tanım ve bunun 4’ü de zaten bilinen anonim tanımlar. Mesela HZ. MUHAMMEDİN HAYATI programımıza bakalım.
Program konuğu Prof.Dr. Hayri KIRBAŞOĞLU Peygamberlerin ve dinin insan üzerindeki etkisini sigara örneği ile açıklarken isim vermeden Bediüzzaman’dan bahsetmemektedir. Tabii aynı örnek Risale-i Nur’da da vardır. Konuk profesörün sigara örneği verdikten sonra pekiştirilmek için yazılı olarak ekrana verilen örnek şudur;
“İnsanlık sigara gibi basit bir alışkanlığı bile önlemekte aciz kalmışken Hz. Muhammed (s.a.v), bir çok kötü adeti az bir zamanda kaldırabilmiş ve yerlerine güzel ahlakı yerleştirmiştir.”
Bu örnek Risale-i Nurda da geçmektedir.

Peki konu açısından konunun içeriği açısından burada itiraz edilecek bir durum var mı? Lise-9 ‘Hz. Muhammedin Hayatı’ adlı programda geçmekte söz konusu örnek.

Diğer tanımlar ise Kuranın amaçları, ibadetin tanımı, Kuran niçin belagat alanında mucize göstermiştir, Kuranın tanımı olup buradaki tanımlar zaten programa da anlatılan konulara da uygun metinlerdir. Herhalde M.İNCE siyasi filan bir şeyler var zannediyor.

Anlaşılmadıysa son bir örnek vereyim. ‘Hz. Muhammedin Hayatı’ programında konuk hoca Kuranın içerik ve belagat(Güzel söz sanatı) yönünden bir mucize oluşunu Hz.İsa ve Hz.Musadan itibaren alıp anlattıktan sonra ekrana gelen aşağıdaki yazı hem uzmanı tasdik eden hem de Risale-i Nurla beraber tefsir kitaplarında çokça dile getirilen yaygın bir tespittir.
“Hz. Musa zamanında sihir, Hz. İsa zamanında tıp en gözde sanatlardı. Önemli mucizeleri o alandan geldi. Arabistan yarımadasında da edebiyat ve hitabet en gözde sanatlardı. Hz. Muhammed (s.a.v.)’e inen Kuranı Kerimde mucizeliğini öncelikle o alanda gösterdi.”
Diyanet İşleri Başkanlığı yayınlarından olan TEFSİR TARİHİ ‘ndeProf.Dr İsmail CERRAHOĞLU’da bu durumu aynen ifade etmektedir “Sihrin revaçta olduğu bir devirde, kendisine verilen bir asa ile Hz. Musanın sihirbazları mağlub etmesi; tıb ilminin yüksek bir mertebeye ulaştığı bir zamanda, Hz. İsa’nın gösterdiği büyük mucizelerle, tabibleri hayrette bırakması gibi…Halbukiİslamiyetin zuhuru esnasında Arap dili uslubu ve hitabeti en yüksek dereceye ulaşmış, adeta altın çağını yaşamaktaydı. Belagat ve fesahatın en yüksek mertebeye ulaştığı bir devirde, fesahat ve belagat üstadlarını dehşete düşürecek bir mucize gerekli idi. Bu mucize de bizzat Kur’an-ı Kerim’in kendisi olmuştur”
(TEFSİR TARİHİ, 1.Cilt, Sh. 10, DİB yayınları, 1988)
İşte bu tespiti Bediüzzaman da Risale-i Nur’da söylemektedir. Yani bu programlarda “evet Risale-i Nurdan cümleler vardır” ama programın gereği, dersin daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunacak cümlelerdir bunlar. Ona özel sözler açıklamalar değil.

İnsanların anlamadığı bir şey var; Bediüzzaman bir alimdir ve bir alim olarak zaten gelenekten, kitaplardan, Kur’an dan aldığı bilgileri sentezleyerek ortaya koymaktadır. Artısı ise düz, nakilci olmayıp günümüze de hitap edecek şekilde düşünüp yorumlamasıdır mevzuları. Yoksa bambaşka bir şey ortaya koyması değil. Mesela söz konusu programlarda Risale-i Nurdan direkt alınmış tek cümle ise DEĞERLER ve AİLE -1 programında geçen Kuranın tanımıyla ilgili; “Kuran Alemlerin Rabbi olan yüce ALLAHTAN insanlara birer hitap birer rehberdir.” cümlesidir. Buna hangi alim, hangi profesör, ya da hangi sıradan Müslüman itiraz edebilir.
Ve bir daha tekrar edelim; bu filmlerde ne Bediüzzaman’ın adı geçiyor ne Risale-i Nur’un.. Ve bir daha soralım, bu tanımlarda bir anormallik var mı?..

Bu çektiğimiz programlar üzerine 2009′da Ensar Vakfı Değerler Eğitimi Merkezi (DEM) nin düzenlediği, “Türkiye’de Okullarda Din Öğretimi” konulu sempozyumda sunduğum “İŞİTSEL-GÖRSEL MALZEMELERİN DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSLERİNDE KULLANILMASI- 9.Sınıf Din Dersi Örneği “ bknz sitemizde 6 bölüm halinde yayınlandı başlıklı bildiriyi de dost-muhalif herkesin okumasını isterim çünkü herkesin hassas olduğu bir konu din dersi.. artı, dinin hakkını da vererek güzel bir program hazırlamak gerçekten çok zor bir iş. Alt yapımızı, samimiyetimizi herkes az çok görsün.  

Bir de ‘ Eğitimde Gizli Müfredat Dönemi’ adı altında yine BirGün gazetesinin hakkımdaki ikinci haberine binaen de şunu belirtelim, işin özü orada çünkü; biz bir monolog peşinde değiliz ya da cemaatçilik vs yapmıyoruz. Bir defa Bediüzzaman; dediğimiz gibi büyük bir alim ve dikkat, yakın dönemde yaşamış birisi olarak günümüze çok daha hitap eden bir şahsiyettir. Dersimiz ise Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi.. Yani ne gizlemesi, ondan faydalanmamızdan daha doğal ne olabilir.

Gizli olmadığı, açık açık konferanslarda videolarda anlatmamızdan belli sonra. Gizli kayıt değil ki söz konusu video gerek sempozyumun yapıldığı İstanbul İlim Kültür vakfının sitesinde gerekse tercumaniahvalde bangır bangır yayınlanan bir video.

İkinci olarak ise; söz konusu videoda Bediüzzaman üzerinde çok durmamın nedeni; sözkonusu videonun, konferansın “Bediüzzaman üzerine” olmasıydı. Konferansın konusu “hazırladığımız filmler” değildi yani, ben onlardan da örnekler verdim sadece ana konuya uygun olarak. Ama haber sanki konferansın konusu çektiğimiz filmlerdi de ben orada “itiraf” ediyormuşum gibi verilmiş, bu nüansı da iyi fark edelim. Konferansın konusu “çektiğimiz filmler” olsaydı elbette başka şeylerden de çokça bahsederdik. Nitekim yukarıda bahsettiğim diğer sempozyum bildirisi bu filmlerle alakalıydı. Orada öyle bir vurgulama yok.

Yani kısaca mesele birilerinin yanlış Bediüzzaman imajı aslen, isminden bir defa hortlak görmüş gibi irkilmeleri. Sonra Müslümanların acaip komplolar, tezgahlar içinde olabileceği evhamları..  Yalnız burada algılama ile “öyle göstertmeye çalışma” dürtüsü de fazlasıyla at başı. Yani kasıt da var işin içinde. Bir algıladıysa on, yüz göstertmeye çalışmış. Ne diyelim birileri normalleşsin artık. İyice araştırır görürsün, ya da sorar öğrenirsin. Yangın çıkartmaya çalışmazsın kendi kendine.. O kadar ithamlarda bulundular daha bir cevap hakkımıza sıra gelmedi şu BirGün gazetesinde.

Cemaatlere mail atılmış, ben o kadar görevde bulunmuşum da bir İHL’li ve İlahiyatçı olarak yeterli miymişim, konuştuğum sempozyum bakanlık faaliyeti miymiş gibi sorulara da sendika sitesindeki köşemde ayrıntılarıyla cevap verdim. Akıllarına esen herşey iddia olmuş.

Şimdi Muharrem İNCE başta olmak üzere herkesi MEB 9. Sınıf din derslerini izlemeye davet ediyorum. Anlatılan İslam dini mi yoksa o gazetenin haberinde denildiği gibi ‘Sünni İslam gruplardan Nur cemaatinin manifestosu olarak bilinen dini görüşler’i mi siz karar verin.

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 3 + 3

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız