Müfettiş Yardımcılığı Sınavı 4

Ne de olsa mimlenmiş ve asi bir kul oluvermiştim devletlü hazretlerünün karşısında. Bu arada sinirli olduğu her halinden belli olan bir başka bekçi,merdivenlerden koşar adım inerek yanımıza kadar geldi. 

“Daha ne yapıyorsun burada be, hödük! Bi kağıdı okuyamadın demi, bu sıcakta millet bekletilir mi?” diye söylenerek geldi bekçi dayımın yanında durdu. Bizde ‘hah hele şükür halden anlayan bir insan evladı geldi diye içim içim sevinirken peşinden söylediği lafla bizi tam bir parya
psikolojisine iten son tekmeyi vuruverdi,
– Bekletilir mi he!? İçerde yazık sınav komisyonuna, genel müdür yardımcımıza.. soğuk su ayran yetiştirmekten imanımız gevredi. Adamcağızlar bekliyor. Ver bakim şunu.
Bize biraz önce hava atan bekçinin tüm forsu yerle bir olmuştu. Belli ki biraz genç belki kıdemce de kendisinden birkaç basamak daha düşük olan bu bekçi, sanki iş yerinde gösterdiği zekası,kıvraklığı, hazırcevaplılığı ve bitirimliliğiyle bizim bekçi dayıya çok fark atmış ve bunun içinde sanki ona otomatik olarak istediği gibi davranma hakkını kazanmıştı . Hani oyun masasında dörtlünün en saf ve en zayıf halkası vardır ya kaybetmeye mahkum tipler, canlı casino işte o adam elindeki kağıdı okumaktan aciz bu bekçi dayımdı.
-Ulan hem istersin hemde.. ver şu kağıdı,git, Ahmet beye bi soğuk su yetiştir!
Bekçi dayı kendinden beklenmeyecek bir çeviklikle bozuntuya vermeden göbeğini oynata oynata fırladı gitti. Yeni gelen bekçi hızla isimleri okudu ve birkaç kişi dışında hepimiz peşine takıldık. İçimizden en cesuru yani ben sordum;
-Nereye gidiyoruz şimdi?
-Havai adalarına.
-Tam gün mü yarım pansiyon mu?
demek geldi içimden ama kendimi zor tuttum.
Ve ikinci sınav. Başladı başlayacaktı. Bu ikinci sınav dedikleri kırk yıl düşünsem aklıma gelmeyen bir sınav türüydü. Adı ‘Fiziki temas yeteneği’. Neye temas mı? Ne mi yapacaktık? Yerde şınav, havada mekik filan değil. Ufak yük araçlarıyla deponun ortasına yıkılmış ve adlarımıza göre numaralandırılmış kolileri kaldırıp taşıyacaktık. Beş kişilik komisyon üyeleri sandalyelere oturmuş kucaklarında not verecekleri kağıtlar, tam ortalarına konulmuş bir sehpa ve bu sehpanın üstünde yığılmış yarısı dolu yarısı boş su şişeleri, boş çay bardakları ve sağ taraflarından üfleyen ayaklı bir pervane . Hepsi kravatsız, ceketsizdi. Tüm komisyon üyelerinin erkek olması canlı casino kızların işine yarayacak bir durumdu. Dur bakalım Allah kerim madem ki koli kaldırma üzerine bir imtihan herhalde içlerinden hiç biri bizim kadar güçlü olamazdı. Kızların kontenjan fazlasını eledik böylece. Eledik mi acaba?
Tuu bismillah deyip ellerimi tükürükledim. Er meydanına atılan pehlivan gibi kutuma doğru yollandım. Bıraksalar el,ayak dahil her türlü peşrevi çekeceğim. Beni zafere götürecek kutucuğumun yanına geldim. Kutucuk dediğime bakmayın şöyle bir metre boyunda yine o civarda da bir eni vardı. Bıraksalar sarılıp kaldıracaktım. Zafere giden yolda kim tutabilirdi beni? Arkadan bir görevli seslendi.
-Herkes gördü mü, kutuların üstünde adınız yazılı, şimdi geri çekilin balkonlarda bekleyin!

……..

Bizi iki gruba ayırıp deponun içinde, yer hizasında yapılmış balkonlara çıkarttılar. Oradan “Fiziki Temas” sınavını izlemeye başladık. Depo değil daha doğrusu dev bir ambardı burası. İsimler okunuyor kutuların yanına giden zannımca kolileri kaldıramayacak gibi gözüken adaylara sınav komisyonu bir şeyler soruyordu. Şöyle böyle konuşulanları duyabiliyorduk. Evet sesler geliyordu.Kimi adaylara kutuları kaldırıp kaldıramayacağı soruluyordu. Koridorda beklerken dikkatimi çeken zayıfmı zayıf bıyıklı tipe gözüm takıldı. Zavallı dedim içimden değil oradaki kutuları bir kalemi bile kaldırmaktan acizdi. Kadın bileği gibi incecik bilekleri vardı. Kadın demişken şu minyon tipli kız hani benim bu bıyıklı zayıf tipin yanaşıpta bir şey söylediği o kıza ne demeliydi bırakın bu kolileri taşımayı şu an deponun ortasında açık olan pervanenin acilen kapatılması lazımdı yoksa maazallah bu kızcağız pervanenin rüzgârıyla kâğıt gibi uçup tavana yapışabilirdi. Ha bu arada bıyıklının adı Sabriymiş. Kulağıma çalınınca öğrendim ismini. Adı gibi sabırlı bir adam belli ki. Bana gelince en ufak bir endişem bile yoktu. Evet lise yıllarımda, fakültede okurken harç parasını çıkartmak için ara sıra amelelik yaptığım olurdu. Belime ve bileğime kuvvet işçilik mazimizde vardı. Eve gelen kömürü,odunu,ağır eşyaları da hep bana taşıtırlardı gel de bir işe yara der gibi. Tüm bu işlerden kalan kas kuvvetim yeterde artardı bu işe. Aklıma şimdiden zafer sarhoşluğunun verdiği keyifle bir şiir gelmişti, ne diyordu şair `Yokum arkadaş kafanı banmakla varılan hayatın tadına` sonrası güç kuvvet ve bilekmiydi neydi işte. Sınavdan önce sınav komisyon başkanının açıklamalarını düşündüm de.. komikti.
-Beyler bayanlar, iyi bir devlet malzeme ofisi müfettişi olmanın yolu kolilerle baş etmekten çıkar. Biz bir koliyi kaldıramadığı için devleti ne zararlara sokan müfettişler gördük. “Ne bu kardeşim madem böyle bir şey yapılacak gidin kırkpınardan pehlivan seçin” diyenlerinizde olabilir ama bizim aradığımız kafa ve bilek gücüdür. Siz verilen kağıdı imzalamayan, itirazı olan bu sınava girmeyebilir. Herkesin ad ve soyadı,TC kimlik numarasıyla birlikte kaldıracağı kolinin üstüne yazıldı,gördünüz binaenaleyh,filvaki efendiler..
Depoda tıs yoktu. Ne oluyor yahu nutuğamı başlayacaktı bu adam yoksa durup dururken. Ama birden boğazını temizleyip kendini toparladı. Kimbilir ne özlemleri ne hasretleri vardı içinde. Konuşmasına devam etti;
-Bütün kolilerin cinsi ve evsafı değişik olmakla birlikte ağırlıkları aynıdır. Bayanlara bile iltimas geçilmemiştir.. dedikten sonra önümüze getirilen kağıtları alel acele hemen imzalayıverdik. Görevliler bu kağıtları toplayıp kolilerin üstündeki isimleri kontrol ettiler ve sınav süresince de ara sıra kontrole devam ettiler.Bir şeyler dönüyordu ama anlayamamıştık. Tek tek çağrılıyorduk. İlk çağrılan aday koliyi kaldırıp koyarken ya da içlerindeki malzemeyi çıkartıp sayarken pek başarılı değildi zaten sonradan da anlaşıldı ki yanlış koliyi kucaklamış. Sınav komisyon başkanı çok sinirlendi bu duruma nedense. Aday heyecandan karıştırmışım filan dese de dinlemedi. “Daha ne yapabiliriz” gibi laflar etti. Herhalde kolileri dağıtıp dökmeden açıp sayabilen müfettiş yardımcısı arıyorlardı. Doğruya, teftişte sayılacak mal kolide mi değil mi? Kaç tane var içinde, nasıl teftiş edeceksin?

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 3 + 1

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız