buy Instagram followers

MEL GİBSON’UN “ÇİLESİ”

Mel Gibson 2004 yılında yaptığı The Passion of The Christ (Hz İsa’nın Çilesi) filminden sonra bir başka türlü gündemde hep. Katolikliği ve İngiliz karşıtlığı malumdu, misal Braveheart’da (Cesur Yürek) buna fazlasıyla gönderme var. Daha sonra İngiliz düşmanlığını diyelim Patriot (Vatansever) filmiyle daha bir vurgulamıştı. Passion of the Christ’le bunlara bir de “Yahudi karşıtlığı” eklendi. 

Ve Gibson, sonra çok daha ileri gidiyor ve Hz İsa’nın Çilesi’nden sonra 2006’da yaptığı Apocalipto adlı filmle Yahudilerin yanına bir de Müslümanları ve Aztekleri katarak Katolikliğini adeta zirveye çıkarıyordu. Tabii bu diğer “bazıları” için geri adım sayılabilir aynı zamanda. Ve tabii bunu çok sinsice yapmıştı ama anlayanın anlayacağı derecede de açıktır. (bknz 3 bölümlük Apokalipto eleştirisi)

melgibson

Ve sonra yine Yahudi karşıtlığıyla gündeme geliyordu.. Üstelik bu sefer film değil gerçek. 2006’da alkollü araç kullanan Mel, polislerle girdiği tartışmada “Dünyadaki bütün savaşların nedeni Yahudilerdir” diyordu. Daha sonra defalarca özür diliyordu ama nafile pek çok işi iptal ediliyordu.

Derken Gibson 2009’da 28 yıllık eşi, 7 çocuğunun annnesi Robyn Gibson’dan 470 milyon dolar tazminat ödeyerek boşanıyor ve Oksana Grigorieva adlı Rus sevgilisiyle yaşamaya başlıyor.

Daha sonra ise Edge Of Darkness adlı filmiyle karşımıza çıkıyordu Gibson ve de bu filmle İngiliz karşıtlığına artık bir nokta koyuyordu adeta. Misal, sözkonusu filmde Gibson’a yardım eden ve İngilizliği oldukça vurgulanan bir adam Amerikalılara adeta ders veriyor. Ve film BBC yapımı dersek herhalde yeterli olur.. (bknz edge of darkness eleştirisi)

Edge_of_Darkness,_2010,_Mel_Gibson,_Ray_Winstone,_Danny_Huston

Enteresan bir süreç.. Ama Gibson’un Yahudi karşıtlığı hala zihinlerdedir. Derken Rus sevgilisiyle ayrılması gündeme gelir sonra. Ve dallanır budaklanır bu mesele. Rus sevgilisi mahkeme kararıyla Gibson’un kendisine ve çocuğuna yaklaşmasını engelleyecektir. Mel Gibson’un kendisine şiddet uyguladığını iddia eder. Dava açar. Rus sevgilisinden de bir çocuğu olmuştur bu arada Gibson’un. Derken bir kaset olayı patlak verir Temmuzun başında..

Asıl meselemize gelebildik nihayet. Kaset olayı..

Birkaç kaset yayınladı peşpeşe. İnternette yayınlanan bu kasetlerin ilkinde Gibson, Oksana adlı Rus sevgilisiyle konuşmakta, onu giyimi kuşamı dolayısıyla eleştirip yerden yere vurmakta ve zencileri aşağılamaktadır. Bu ilk kasetten sonra ajansı anlaşmasını iptal eder ve “kariyeri bitti” lafları başlar Gibson için. Lakin büyük bir tesadüf eseri diyelim, tam da o sıralar Amerika bir “Rus ajan krizi”yle çalkalanmaya başlar. Bir gurup Rus ajan yakalanır ve özellikle de bir “Rus kadın ajan” cazibesiyle gündeme oturur. Mesela bu kadın ajan daha önce bir İngilizle evliymiş de ama adamın kadının ajanlığından hiç haberi bile yokmuş türü haberler.. Şöyle güzel böyle güzel, magazin boyutu yani işin. Ve tabiri caizse “magazin aleminde” Gibson olayının önüne geçebilecek bir vakıa belirir birden. Üstelik denilebilir ki imaj olarak Gibson’u mağrur’dan mağdur’a dönüştürebilecek bir vakıadır bu adeta. Rus kadın ajan.. Sihirli bir terkip..

Daha sonra Rusya ile bir ajan takası gerçekleştirilir. Talk şovlarda başkan yardımcısının espiri yapacağı derecede bu olay gündemde. Rus kadın ajan..

Dönelim kaset olayına yine. Birinci kasetle Mel Gibson’un adeta kariyeri bitirilmişti dedik. Derken diğer kasetler patlak verir kısa süre içinde. Adeta gündemi “Rus kadın ajana” kaptırmamak üzere.. Bu kasetlerde Mel Gibson’ın iki lafından biri küfürdür ve tam bir histerik adam olarak karşımıza çıkmaktadır Gibson. Hernekadar karşısındaki Rus sevgilisi de tam bir ajan havasındaysa da hani (bir tanesinde özellikle düğmeye basıyor ve onca küfre rağmen kapatmıyor telefonu) bu “öldürücü vuruş” olur bence asıl insanların zihninde.

Ve internette ciddi ciddi Mel Gibson öldü (intihar etti) söylentisi çıkarılır.

large_mel-gibson-oksana-grigorieva-red-carpet-russian-singer

Dönelim, Mel Gibson herhalukarda büyük yaralar almakta bu süreçte. Ama acaba neyin bedelini ödüyor?…..

……………………

NOT. Magazin basınında olay bir sene sonra-boyunca hala gündemdedir. Ve Mel’in bir sene sonraki bir fotoğrafı. Mel restorana giderken paparazilerle karşılaşır. Dikkat lütfen..

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

MEL GİBSON’UN “ÇİLESİ”” için 4 yorum

  • 15/07/2010 tarihinde, saat 08:50
    Permalink

    çok güzel bir yazi. mel gibson bir zamanlarin aranan adami. bu durumlara düsmüsolmasi ilginç. süreç daha da ilginç. yahudilere her laf söyleyenin bir sekilde islerinin iptal olmasi ve herkese laf söylerken büyüyen islerinin yahudilere söylenen küçük bir lafla bitmesi sanirim son cümlenin cevabini gösteriyor. organik bir bag kurmak su an için mümkün degil belki, ama insanlarin zihinlerinde olusan bag genelde organik bagdan daha güçlü oluyor.

    yine de

    her ne kadar gizli sakli kaydedilmis olsa da, kendi inanci disindaki tüm inançlara, kendi irki ve hatta milliyeti disindaki tüm insanlara karsi kullandigi asagilayici üslubu yahudiler vasitasiyla da olsa bu cezayi hakettigini düşündürüyor.

    Yanıtla
  • 31/08/2011 tarihinde, saat 23:47
    Permalink

    Ajan olmamanın belki de…

    Yanıtla
  • 02/09/2011 tarihinde, saat 02:12
    Permalink

    bazı insanları anlamak gerçekten zor. karşılarındaki insanlara bakınca “bu haklı galiba” dersiniz. ama onlara bakınca “bu mu haklı yahu” dersiniz. bu mel gibson da tam öyle bir şey

    Yanıtla
  • Geri bildirim: kosmos

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 4 + 3

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız