MARTİN SCORSESE SİNEMATOGRAFİSİ- 3

Yeni Martin Scorsese dönemi diyebileceğimiz bu dönemi The King of Comedy (1982) filmiyle başlatabiliriz . Daha sonra sıralayacak olursak;

After Hours (1985)
The Color of Money (1986)
The Last Temptation of Christ (1988)
Goodfellas (1990)
Cape Fear (1991)
The Age of Innocence (1993)

filmlerinden oluşur.

Yeni Martin Scorsese döneminden sonra ki filmlerini ise 3. Martin Scorsese dönemi olarak adlandırabileceğimiz 1995-2010 yılları arasında gerçekleştirmiştir. Bu dönemdeki filmleri ise;

Casino (1995)
Kundun (1997)
Bringing Out the Dead (1999)
Gangs of New York (2002)
The Aviator (2004)
The Departed (2006)
Shutter Island (2010)

Komedinin Kralı (The King of Comedy) filmiyle başlayabiliriz.

KOMEDİNİN KRALI – The King of Comedy (1982)

Komedinin Kralı (The King of Comedy) 70’lerde ve 80’lerde bizi güldürmeyi başarmış ünlü bir komedyen Jerry Lewis’in Jerry Langford adıyla kendisini oynadığı gerilim dolu bir film . Scorsese’in gedikli oyuncusu Robert de Niro’da Jerry’ye eşlik etmekte yada Jerry Lewis R.de Niro’ya eşlik etmekte.

Filmin konusu şöyle;

Şöhretsiz ama o derece azimli ve yetenekli olduğuna inanan Rupert Pupkin’in(Robert de Niro) hayatta tek amacı vardır ünlü komedyen ve talk showcu Jerry Langford’ın (Jerry Lewis) televizyon showuna çıkmak ve oradan kendisine açacağı kapıdan yoluna devam etmektir.

Pupkin aradığı fırsata Jerry’i bir gece hayranlarının elinden ezilmekten kurtarınca kavuşur.

Dilerseniz bu sahneyi izleyelim. Hayran çılgınlığı üzerine güzel bir sahne.

Jerry’e kendisini dinlemesi için yalvarır ve Jerry’den ‘Tamam,beni ara’ sözünü duyunca aradığı fırsatı bulduğunu düşünür.

Fakat gelgelelim Jerry o geceden sonra Pupkin’le hiç görüşmez.

Bu arada filmde en parlak performanslardan birine imza atan Masha rolündeki Sandra Bernhard’de Jerry’nin tehlikeli bir hayranıdır ve ona kavuşma adına her türlü çılgınlığı yapabilecek bir kadındır.

Pupkin’in ise kendisini komedinin yeni kralı olarak görmektedir ve onu böyle lanse etmesi için Jerry’i kaçırmayı kafaya koyar.

Pupkin Masha ile bir ortaklığa girişir ve Jerry’yi kaçırırlar. Pupkin fidye olarak tek bir şey ister; Jerry Langford Show’a çıkartılmasını. Nitekim istediği olur.

Ve sonrasında gelişen olaylar ülkemizde de yaşananlara çok benzer hani ne yaparsan yap-ister katil ol ister sahtekar- yeter ki şöhretin olsunda biz bundan faydalanalım mantığında hareket eden medya dünyasının Pupkin’e olan aşırı ilgisi onun hapse atılmasıyla beraber başlayacak ve o çıkana kadar da devam edecektir.

Pupkin’in yazdığı kitaptan tutun hapisten çıkar çıkmaz hemen bir TV şovuna başlamasına kadar bin bir türlü rezaleti ustaca anlatan bir filmle karşı karşıyayız. Özellikle Pupkin’in “Bir geceliğine kral olmak… ömür boyu budala olmaktan iyidir.” diyalogu bana R.de Niro’nun de bu filmden 18 yıl sonra başrolünde oynadığı ‘15 Dakika’ (15 Minutes) filmini hatırlattı bana. Filme adını veren “15 dakika” aslında ünlü pop art sanatçısı Andy Warhol’un “Herkes bir gün 15 dakikalığına meşhur olacak” cümlesinden alınmıştı.

“Her affın içinde bir intikam gelip gider”

Film, medya dünyası ve şöhretlerinin aslında dışarıya karşı ne kadar acımasız olduğunu anlatırken yetenekli insanlara burun kıvıran meşhurları her türlü tehlikenin beklediğini anlatarak, dikkatli olun diyor.

Bu arada sanki M. Scorsese ve R. De Niro kabul edilmeyen projeleri için bu filmi çekip stüdyo baronlarına ve holywood ağalarına adeta gözdağı vermek istemişler.

Şimdi yeni Martin Scorsese dönemine ait filmlerden sadece bizim değil tüm dünyanın ilgisini çeken The Last Temptation of Christ (1988) , Goodfellas (1990) ve Cape Fear (1991) ‘den bahsedeceğiz ama ilk önce After Hours (1985) ‘a kısaca bir bakış atalım.

SAATLER SONRA – After Hours (1985)

Senaryosu Joseph Minion’a ait bu film New York gecelerine bir bakış atar ve bir erkeğin şehvetinin peşinden nerelere kadar sürüklenebileceğini başına neler gelebileceğini ibretamiz bir şekilde gösterir.

Fakat asıl başrolde New York ve sokakları vardır. Manhatten desek daha doğru olur.

O dönemde belki ilginç ve komik sahnelere sahip bu film şimdi pek güldürmese de izlenildiğinde özgün öyküsü ile dikkat çekiyor.

Scorsese, gece başlayıp sabaha doğru biten olaylar dizisi ile New York’ta basit isteklerin bile bir insanın başına neler açabileceğini heyecan dolu kovalamaca ve kaçma sahneleriyle anlatıyor.

Döneminin en parlak işlerinden olduğuna şüphemiz yok.

Özellikle filmin finalinde Griffin Dunne’nin oynadığı ana karakter Paul Hackett’ın bin bir türlü badire atlattıktan sonra işe gittiği sahne gündelik hayatta normalmiş gibi gözüken bir çok şeyin aslında içinde hiç ummadığımız ilginç ve garip hikayeler barındırabileceğini de ihtar ediyor.

Şimdi bu sahneyi izleyelim.

Özellikle o yıllarda yeni yeni kullanılmaya başlanan bilgisayar teknolojisi ise nostaljik bir keyif veriyor insana.

PARANIN RENGİ – The Color of Money (1986)

Senaryosu Walter Tevis ve Richard Price’ ait olan filmin oyuncu kadrosun da
Paul Newman, Tom Cruise ve John Turturro gibi iyi oyuncular bulunuyor.

Filmin hikayesi; efsane olmuş eski bir bilardocu ile sokak arası barlarında kendi çapında oynayarak yeteneğini göstermeye çalışan genç bir bilardocu arasındaki öğretmen-öğrenci, baba-oğul ikileminde gidip gelen bir ilişkiye odaklanmış.

Eddie Felson, bilardoda ustalaşmış önemli bir isimdir. Ama yaşının ilerlemiş olmasından ötürü eski ihtişamından uzak, daha sakin bir yaşam sürmektedir. Bir gün bir mahalle barında Vincent isminde bir gençle tanışır. Onun bilardoya olan merakı ve yeteneği, Eddie’yi çok etkiler. Kendisinin gençlik dönemlerindeki halinin bir yansıması gibidir, Vincent’in bilardo tutkusu ile birleşen yeteneği.

İkili yanlarına Vincent’ın kız arkadaşını da alarak ülkedeki bilardo turnuvalarını dolaşmaya başlarlar. Vincent hızla başarı basamaklarını tırmanmaya başlar.

Başarı öykülerine dikkat kesilen Scorsese burada bir yükseliş hikayesini anlatıyor bize.

Filmden ziyade Tom Cruise’le başka işlerde yeniden bir araya gelmemeleri düşündürdü beni.

(4. ve Son bölümle devam edilecek)

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 5 + 9

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız