MARTİN SCORSESE SİNEMATOGRAFİSİ 2

Kim unutabilir ki Taxi Driver’ı ? Bir tane bile etkilemediği sinemacı, ruhuna sızmadığı seyirci varmıdır bu filmin?

Robert de Niro’nun canlandırdığı taksi şoförü ‘Travis Bickle’ sıradan bir insandır ve filmi izleyen her sıradan insanla anında kendini özdeşleştirebilecek kadar iyi yazılmış bir karakterdir.

Bir taksi şoförü olan Travis, Vietnam gazisidir ve New York sokaklarındaki ahlaki yozlaşmadan çürümüşlükten nefret etmektedir. Bunun için kavga eder hırçın davranışlar sergiler. Taksi şoförü, küçük bir kız olan Iris ’i fuhşa zorlayan çete ile takışmaya başlamıştır. Bu arada belirtelim ilerde büyük bir oyuncu olacak olan Jodie Foster’ı da küçük fahişe kız Iris rolünde izliyoruz filmde.

Taksi şoförü kokuşmuş olduğuna inandığı bu toplumu nasıl düzelteceğini düşünmektedir. Belediye başkanlığı seçimi sırasında suikast yapmayı düşündüğü başkan adayına yaklaştığında onu nasıl öldüreceğini ilginç bir metodla bulur.

Bir daktilo parçasıyla yaptığı düzenek suikast için sakladığı silahı anında şak diye eline getirmektedir. Bunu defalarca yapar. Bir sembolizmdir belki de kelimelerin öldürdüğü insan sayısı artık silahların öldürdüğü insan sayısını geçecektir.

Özellikle Robert de Niro’nun ayna karşısında ki konuşma sahnesi sinema tarihinin zirve performanslarından birisidir .

Aşağıda izleyeceğiniz bu sahnede Taksi şoförü Travis (Robert de Niro) ‘Bana bir şey mi dedin’ repliğini mütemadiyen tekrarlar ve silahını hızla çeker.

“Sicilim de ahlakım gibi temiz”

Taksi şoförü Travis küçük kız Iris’i fuhşa zorlayan çeteyle en sonunda hesaplaşır. Beklenenin aksine filmi bir kahraman olarak bitirir Travis. Bu öyle pek ucuz bir kahramanlık değildir. Kendisini ortaya koymuştur .

Sıradan insana, sorunları çözen değil tam tersi daha da çoğaltan sisteme başvurmadan, dayanmadan kokuşmuşluğa ve çürümüşlüğe karşı çıkabilirsin cesaretini verir film.

Bir bireyin entellektüelizme ve bilgiye ihtiyacı olmadan da sadece vicdanına danışarak günümüz dünyasının tüm çirkinliklerini görebileceğini gösterir. Bir karakterin değişim ve dönüşümünü iliklerimize kadar hissettirerek verir Taxi Driver.

Hani bazen sinema tarihinin en iyi 10 filmi sıralaması listeleri yayınlanır ya işte o listede sadece tek bir filme bakın; Taxi Driver. Eğer listede yoksa atın gitsin çöpe o listeyi. Scorsese bir modern zamanı evliyasını, Hıristiyanların deyimiyle azizliğin farklı bir yolu olduğunu anlatıyor aslında. Kötüyü ancak elinle düzeltebilirsin. Modern bireyi cesaretlendiren bir çıkış yapıyor karakterinin şahsında. Scorsese’ı Scorsese yapan en önemli çıkış filmi Taxi Driver kolay kolay unutulmayacak gibi duruyor.

RAGİNG BULL

Raging Bull yani bizdeki adıyla “Kızgın Boğa” Martin Scorsese’ı tüm dünyaya tanıtan ve çıkışını sağlayan zirve filmidir. Alice Doesn’t Live Here Anymore (1974) sadece Amerika çapında bir şöhret sağlar, beğenilen bir çalışma olur.

Taxi Driver ise dünya çapında çıkışını sağlayan filmdir ve o çıkışın
zirvesini de Raging Bull oluşturur. Scorsese’in gedikli oyuncusu Robert de Niro yine başroldedir.

Bir önceki filmi ‘New York, New York’u unuttuğumuz zannedilmesin. Bu film bize göre sadece aynı adlı şarkının hatırına, hafızalarda kalmış bir yapım(New York New York’un gişede başarısız olduğu bu yüzden Scorsese’ın uyuşturucuya başladığı, hasta yatağında yatarken elinde Raging Bull’un senaryosuyla gelen Robert de Niro’nun ısrarıyla filme girdiği söylenir). Gelelim Raging Bull yani Kızgın Boğa filmine siyah beyaz çekilmiş filmin konusu (mutluluk sahneleri renklidir sadece) kısaca şudur;

Boksör Jack la Motta’nın gerçek özyaşam öyküsünden (Raging Bull:My Story adlı kitabından) uyarlanan film Motta’nın(Robert de Niro) şampiyonluktan bir bar komedyenliğine uzanan trajik hayat hikayesini anlatır.

Kardeşi, eşi ve evresindeki herkese acı çektiren Motta’yı acıma hissiyle izleriz. Filmin açılış sahnesinde takdim edilen adam gülümsetir bizi. Dramada karakterle seyirciyi özdeşleştirmenin en kısa ve en etkili yolu karaktere güldürmek böylece ilerleyen sahnelerde onun çektiği acılara da seyirciyi ortak etmektir. . Scorsese’de bunu yapıyor zaten. Filmin karakteriyle seyirciyi yine ustaca özdeşleştirip film bittiğinde büyük bir acıma ve hüzünle ayrılmanızı sağlıyor.

Bu filmi Scorsese niye çekmiştir sorusuna Türkçe kaynaklarda rastlamadığım ve film için önemli olduğunu düşündüğüm bir cevap vereceğim; Scorsese filmin çekiminden önce hayatının en zor günlerini yaşıyordu, New York New York istediği başarıyı getirmemişti, kokain kullanıyordu. İşte bu halet-i ruhiyedeki bir insan elbette kendisi gibi bitmiş bir insanı daha iyi anlayacak ve ona ağıt yakarken kendisini de anlatmış olacaktı. Bu filmi çekmesindeki en büyük teşvik kendi içine düştüğü batık durum olabilir.

Filmde ki boks sahneleri kısa olmasına rağmen etkileyici ve mükemmeldir, filmin kendisinden sonra gelen bir çok boks filmini de etkilemiştir.

Filmin açılış jeneriği ise ringde bir boksörün ısınma hareketleriyle başlar. Bu yalnız adam Jack La Motta’dır.Bir rüya gibidir bu sahne.

Bu etkileyici açılış sahnesini izleyelim.

Filmle ilgili yıllardan beri duyduğum efsaneye dönmüş notları da ekleyerek bitirelim.

-Filmdeki performansıyla en iyi oyuncu oskarını kazanan Robert De Niro rolü için boks dersleri aldığı hatta çekimler sırasındada kendini rolüne fazla kaptırarak Joe Pescinin kaburgalarından birini kırdığı söylenir.

-De Niro’nun rolünün hakkını vermek için doktor kontrolünde -değişik kaynaklardan gelen bir çok farklı rakamlara bakıldığında- 20 ila 30 arasında kilo aldığı söylenir.

-Boks sahneleri için kaydedilen ses efektlerinin sonradan başka filmlerde kullanılmasın diye yok edildiği söylenir.

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

MARTİN SCORSESE SİNEMATOGRAFİSİ 2” için bir yorum

  • 02/06/2010 tarihinde, saat 10:10
    Permalink

    Yazının sonunda demiş ya “Boks sahneleri için kaydedilen ses efektlerinin sonradan başka filmlerde kullanılmasın diye yok edildiği söylenir.”
    Ses teknisyeni yanlışlıkla sesleri silince uydurulmuş bir yalanmış meğerse)))

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 4 + 2

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız