MANA ATMOSFERİ MESELESİ

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

İsrailoğullarının çöl yolculuğu meşhurdur. Firavun boğulduktan sonra çölde Tur dağına doğru yol alırlar. Orada Allah onlardan ahit alır. Sonra arzı mukaddese doğru giderler. İşte bu süreçte Allah’ın sözleri ile ve türlü mucizelerle ikram olundukları halde akılları dünyadadır. Gökten onlara man adı verilen ekmek ve bıldırcın verilir, yedirilir. Lakin şöyle derler:

Hani, “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O hâlde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size, “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin mısıra/şehre! İstedikleriniz orada var” demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı. [Bakara 61]

Dikkat edilirse burada göğe bağlılık ve yere bağlılık söz konusu ediliyor. Gök, mana, tefekkür, yöneliş boyutları olmadan sadece mucize yağdırılmasıyla bile olmuyor demek. Çünkü Allah bunu imtihan etmekte. Burada bizim imtihanımız da Kuran’ın iyice anlaşılması boyutlarıdır. Elbet bunun sonunda arzı mukaddes, cennet ya da cennet gibi bir dünya olacak. Fakat buna gelinmesini de “geldim oldu bitti” sanmamalıdır. Çünkü “dünya” dediğimiz şey ille soğan sarımsak kadar bayağı olmayabilir. Dünyayı keşfediyorum, gündemi takip ediyorum, hatta “Kitab’ı bugüne uygun hale getiriyorum” gibi şeyler de olabilir. O bakımdan Kitab’ın iyi anlaşılması konusuna iyi yönelinmeli ve bu çerçevede bir merkez oluşmalı. Lakin Tur dağı gibi somut bir yer Musa gibi bir peygamber olmadığı için “sana düşen ne, ona düşen ne” noktaları kişi kendi kendine yönelmeden dışarıdan söylenebilecek şeyler değil.

Elbette denilebilir ki, Kabe var hacc var, hadisler var. Bunlar bu boyutlardır. Fakat Kuran’ın iyice anlaşılabilirliği diye bir şey varsa bu işlerdeki asıl boyut da tabiatıyla o olmalıdır.

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 3 + 3

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız