M.ZAHİD KOTKU VE EĞİTİM DÜNYAMIZ

(Milat ve Akit gazetelerinde de yayınlanan bu yazımızı siz değerli okurlarımızla da paylaşıyoruz)

Mehmed Zahid Kotku (Rh.a) gerek benim gibi tevellüdü 70’lerde olanlar gerekse benden önceki kuşağın önünü ve ufkunu açan çalışmalara start vermiş klasik şeyh portresinin dışında Sezai Karakoç’un “Ey yeşil sarıklı ulu hocalar bunu bana öğretmediniz/Bu kesik dansa karşı bana bir şey öğretmediniz” mısralarında sitem etiği hocalardan olmadığını yaşadığı dönemde kendisini sevenlere çizdiği yol haritası ve tavsiyeleriyle ispatlamış bir alimdir.

Bu günlerde 118. Yıldönümünü münasebetiyle yad ediliyor.

Asrı çok iyi okumuş ve neticede rehberlik ettiği yolu izleyen insanlardan hem başbakanlar hemde bakanlar çıkartmış ama bunlardan çok daha önemlisi yüzbinlerce insanın yetişmesine ve sırat-ı müstakimde gitmesine vesile olmuştur.

Kimdir bu M. Zahid Kotku diyenler için kısa bir biyografisini verelim ve sonra eğitim dünyamızın niçin kendisinden faydalanması gerektiğini söyleyelim.

Kafkasya’dan Osmanlı-Rus Harbi sırasında Anadolu’ya 1297`de göç eden Müslümanlarla gelmişlerdir.

İlk ve orta öğretimini Bursa’da tamamladı. 1.Dünya Savaşı sebebiyle 18 yaşında askere çağrılmış, Suriye cephesinde uzun yıllar askerlik yapmıştır. Ağabeyi Ahmet Şakir Efendi de Kudüs ve Çanakkale cephelerinde savaştıktan sonra 28 yaşında cephede hastalanarak şehit olmuştur.

Askerden döndükten sonra İstanbul’da dini toplantılara katılmaya başladı. Gümüşhanevi Dergahında Ömer Ziyaüddin ed-Dağıstanî’nin öğrencisi oldu. Çeşitli yerlerde imamlık ve hatiplik yaptı. Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılmasından sonra Bursa’ya döndü ve 1952 yılına kadar orada kaldı.

İstanbul’a döndükten sonra çeşitli camilerde ve son olarak İskenderpaşa Camii’nde imamlık ve hatiplik yapmaya başladı.
Turgut ÖZAL’ın da dergahına gittiği ve Necmeddin ERBAKAN’ın da müridi olarak devamlı ziyaret ettiği Mehmed Zahid KOTKU 1980 yılında vefat etmiştir.

Geride bir çok kitap ve kaydedilmiş sohbetlerini bırakan M.Zahid KOTKU hazretleri bana göre değerler eğitimi açısından gençlere ve çocuklara güzel bir örnek olarak anlatılmalıdır.

Çocukluğumda evimizde bulunan 5 ciltlik Tasavvufî Ahlâk kitabını hiç unutamam ama okumaya meraklı olduğum halde gözümü korkutan bu eserler şimdi gençlerin faydalanabileceği formatta yayınlanabilir.

Örneğin Zahid KOTKU hazretlerinin hayatı okullarda çocuklara izletilmek üzere yarı dramatik belgesel bir filme alınabilir ve burada kendi hayatında tasavvufi ahlakı nasıl yaşadığı verilebilir.

Özellikle vatan savunmasında yer alması ailesiyle bir çok badireler atlattıktan sonra hayatını dini değerleriyle inşa ederek yoluna devam etmesi ve açtığı o yoldan başbakanların bakanların yetişmesi herhalde masalsı bir hikaye gibi algılanır.
Benim zamanımda Seha Neşriyattan yayınlanan özellikle küçük hacimli kitapları 6-12 sınıflara rahatlıkla tavsiye edilebilecek eserlerdir. Örneğin ‘ÖLÜM’.

Genelde eğitim dünyasında öğrencinin psikolojisini bozacağı düşünerek ölümden pek bahsedilmemesi istenir.
Halbuki insanların hayatları boyunca en sık rastladıkları bir olaydır hele ki kendi yakınını kaybeden çocuklar ve gençler için kesinlikle izah edilmesi gereken bir konudur.

İşte ÖLÜM gibi kitapları öğrencilere okutulursa şu zamanda çokça şikayet ettiğimiz gençliğin dejenerasyonunun tamiri yönünde bir adım atabiliriz.

Akıldan çok hissiyatı dinleyen duygularıyla hareket eden gençler bu eserler sayesinde kalplerinde manevi bir yasakçı bulacak ve topluma millete daha faydalı hale geleceklerdir.

Böylesine büyük alimlerin eserlerinde ve sohbetlerinde gerçekten tarif edilemez bir iksir vardır.

İhlastan mıdır ilmi kudretlerinden midir ya da yaşamışlıklarının verdiği duygudan mıdır bilmiyorum bir okulda sıranın üstünde duran ÖLÜM kitabının bile sadece o duruşuyla öğrencilere bir çok şeyi hatırlatıp kendilerine çeki düzen verdirebileceğini düşünüyorum.

Onun açtığı yolu devam ettiren rahmetli M. Es’ad COŞAN’da özellikle çıkarttıkları İSLAM dergisi ile zamanında 100 bin tirajı yakalayarak çok büyük hizmetlere imza attılar.

Zaten rahmetli Esad Coşan hocada eğitimin yaygınlaştırılması için basın ve yayın çalışmalarıyla ilgilenmişti. İlk önce İslam Dergisi sonra Kadın ve Aile özellikle güçlü yazılarıyla İlim ve Sanat dergisi bunun için yayınlanıyordu.
Şahsen bende 80’lerde İSLAM, KADIN ve AİLE dergilerini okuyarak büyüdüm ve Ahmet DAVUDOĞLU gibi birçok değerli ismi İslam dergisindeki yazılarından tanıdım.

Şimdi bu birikimi ve değerli isimleri artık okullardan tutun hapishanelere kadar hayatın her alanında gündeme getirmeli ve tavsiye etmeliyiz.

Sadece davası için yaşamış ve onun için ben bu dünyadayım diyen insanlar,şimdi mezarlarından çıkıp gelseler elde imkân varken bunu değerlendiremeyen biz mirasyedi çocuklarına belki kızacaklardır.

Doğumunun hicri 118. Yıldönümünde anılan M.Zahid KOTKU’nun eserlerinde de sadece din öğretiminde değil Milli Eğitim Bakanlığı her alanda tavsiye etmeli ve okutulmasını sağlamalıdır.

Onları anmak bence budur.

Maalesef milli piyango ne kadar milliyse milli eğitimde o kadar milli.

Bu hazin manzaradan kurtulmanın yolu da ülke çocuklarının okullarda manevi dinamiklerimizle tanıştırılmasından geçer.

Bundan gerisi de boş laftır.

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

FACEBOOK HESABIMIZ