LİSELİ ÖĞRENCİLER ZATEN EVLENİYORDU

Son yönetmelikle liseli öğrenciler artık evlenebilecek haberleri bayram havasında verildi.

Aslında bu konuda kısmi bir özgürlük sağlandı.

Açık liseye havale edileceklermiş.

Suçlu mu bunlar? Yok.

Öğretmen döven öğrenciyi bile okuldan atma ama evleneni tutup kolundan dışarı at.

E peki bu garabetin aslı astarı nedir?

Allah-u Teala insanlara ergenlikten sonra evlenip çocuk sahibi olma özgürlüğü verirken modernizmin ve kısmen laikliğin baskısıyla bu evlenme hakkı okuyan genç liseli insanların elinden tamamen alınmıştı.

Solcular şu edebiyatı çok yapar ya ‘Vücud benim kime ne?’

Bu konuya gelince çocuk yaşta evliliğe lafı getirirler hemen.

Çocuğu gelin yapanlar bir tekme atmış MEB olarakta sende bir tekme atıp sistem dışına itme mantığımıdır bu?

Kanunlarda belli evlilik yaşı.

Sırf parasından dolayı dedesi yaşında evlendirilen genç kızlardan bahsetmiyoruz burada birbirini seven liseli iki genç eğer durumları iyi aileleri tamam demişse ne yapacaklar?

Gerçi evlenen evleniyor buna da bence kimsenin diyecek bir lafı olmamalı ve evli liseliyi de MEB Açık Öğretim lisesine ‘sürgün’ ve ‘sakıncalı’ kişi gibi görüp göndermemeli.

Burada ki sınırlandırma mantığı batıda reşitliği kabul eden 18 yaş sınırıyla İslamda sorumluluk verilen akil baliğ olma yaşı arasındaki mücadeledir aslında.

İslamiyete göre akıl baliğ olan yani cinsel ilişki kurabilen, şehvet duyan herkes ‘mükellef’dir yani hareketlerinden hem Allah’a hemde topluma karşı ‘sorumlu’dur.Artık mükellef kişi bireydir ve topluma fayda da verebilir zararda

Ama batı hukuku bunu kabul etmeyince işler işinden çıkılmaz hale geliyor.

Hatırlarsanız tinerci ‘çocuklar’ bir öğretmenle annesine tecavüze edip birini öldürmüşlerdi ve toplum olarak bunlara ne ceza vereceğimizi şaşırmış, dehşet içerisinde dillerimiz ve aklımız kilitlenip kalmıştı. (Çekmeköy’de annesiyle tinerciler tarafından kaçırıldıktan sonra tecavüz ve işkence edilerek öldürülen öğretmen S. Y. olayı.Bilmeyenler için hatırlatalım; Anaokulu öğretmeni 20 yaşındaki S. Y. ve annesi H. Y. , 5 Ekim 1998 akşamı, bir akrabalarının kına gecesine gitmek üzere Ümraniye’deki evlerinden ayrıldı. S öğretmen ve annesi yanlarına yaklaşıp duran bir otomobildeki tinerciler tarafından kaçırıldılar. Tinerciler önce genç öğretmenin başına bira şişesiyle vurup bayılttılar. Annesinin de gözlerini bağladılar. Çekmeköy’deki ormanlık alanda anneyi dövüp tecavüz ettiler, ardından defalarca bıçaklayıp boğazını kestiler. Sonra da S. öğretmene sırayla tecavüz edip hunharca öldürdüler.)

Cinsel istismarda ya da tecavüz eyleminde bulunanların modern hukuka göre reşit değilse yani 18 yaşın altında ise ne olacağı belli ıslahevinde ya da çocuk cezaevinde uzun sayılmayacak bir süre içerisinde ıslah edilmesi. Yaşı büyükse de eninde sonunda hapisten çıkacağı bir ceza almaktadır.(Öğretmen S.Y olayındaki faillerin cezası basında ‘Ödül gibi ceza!’ şekinde verilmişti hatırlarsak)

Bu yüzden elimizi vicdanımıza koyup şunu düşünmeliyiz; Kendi yakınımızın başına böyle bir şey gelse bu hukuk sistemine göre mi ceza almasını isteriz yoksa İslam hukukuna göre mi?

Hadi diyelim ki günümüzde cinsel istismar diye de nitelendirilen bu tecavüz olayına, ölüm emrini veren İslam Hukukunu kabul ettik. Peki sorunlar ortadan kalkar mı? Elbette her mantıklı insan bu sorunun bu şekilde çözülemeyeceğini görür zaten böyle bir çözüm yolu da İslamiyet’i sadece ‘cezalandıran’ bir din konumuna düşürür.

İslamiyet bir küll yani bütün halinde uygulanmadıkça ceza sistemi o kadar da etkili olmaz.

Harama giden yolların açıldığı hatta teşvik edildiği günümüz dünyasında bu sorun sadece devlet eliyle uygulanacak İslam hukukuyla da çözülmez.

Önemli olan insan fıtratını inkar etmeyen bir hukuk ve eğitim sistemidir.

2000 yılında Siirt Eruh lisesinde öğretmenlik yaparken disiplin kurulu başkanıydım.

Bilgilerimizi sağlamlaştıralım diye disiplin yönetmenliğini aldım ve okudum.

Evli olan öğrencinin ilişiği kesilir diyordu.

Eruh Lisesinde girdiğim sınıflarda yaşı benim kadar top sakallı,evli çoluk çocuklu öğrenciler de vardı.

Okul müdürü sağolsun iyi birisiydi ve durumu idare ediyordu.

‘Evli öğrenciler var top sakallılar filan sebeb-i hikmeti nedir’ diye sormuştum.

Askeriye ve emniyet kısaca devlet ‘Gençler dışarda kalmasın yoksa kahvehanede filan örgüt propagandasına maruz kalıyor’ diyerek okulda tutulmasını\ ilişiklerinin kesilmemesini istiyormuş.

Mecburiyet yani.

Bu felsefe batıdaki okullarda da ‘Aman liseli öğrenciyi okulda tutalım sokakta esrara,kötü alışkanlıklara maruz kalmasın’ diye bir çok disiplin suçu yada başarısızlıktan dolayı okuldan uzaklaştırılması gereken öğrenciyi okulda tutmuştur.

Nefret etmişimdir bu düşünceden çünkü biz öğretmenlere gardiyan okula da hapishane yada sorunlu tiplerin bekleme salonu hatta hovardalığını tavana vurdurma yeri olarak kullanılmasına sebep olmuştur.

Ssırf bu problemli tiplerden dolayı kimbilir kaç öğretmen arkadaşımız ya öldürülmüş yada sözlü ve fiili şiddete maruz kalmıştır.

Bu son çıkan yönetmelik ise sadece bir parmak ilerleme sağlamış.

Özellikle gençlere özgürlük derken evlenme özgürlüğünü de despotik şekilde engelleyen bu madde ortadan kaldırılmalı.

Çocuk gelinlere gelince artık devir eski devir değil yani kimse koyun gibi alınıp satılmıyor.

Münferit ve marjinal olaylardan yola çıkıp birbirini sevip evlenmek isteyen gençlerin önü kapatılmamalı.

Bu konuyla ilgili Uğur Yücel’in yönetip oynadığı Ejder Kapanı filmiyle ilgili yazdığımız kritiği de hatırlatmak isteriz.
(EJDER KAPANI’NDAN SİİRT’E GİDEN YOL-http://www.tercumaniahval.com/ejder-kapani%E2%80%99ndan-siirt%E2%80%99e-giden-yol/)

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

LİSELİ ÖĞRENCİLER ZATEN EVLENİYORDU” için bir yorum

  • 19/09/2013 tarihinde, saat 15:22
    Permalink

    Üniversiteyi bitirip, meslekteki ilk yılı da bitirdikten sonra sözlendim. Yani meslekteki 2.yılıma başlarken sözlenmiş oldum. 24 yaşındayım.
    Herkesin söylediği o malum şey;
    -Acelen ne?

    Arkadaş ne acelesi, geç kaldım; 1-2 yaşında olması gereken çocuğum için koşturuyorum bir an önce evleneyim diye. Geriye kalan eksik; askerliği bir an önce aradan çıkarmak, bir de para …

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 3 + 4

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız