LARS VON TRİER’I YA DA AŞKI AŞMAK

Danimarkalı ünlü yönetmen Lars von Trier’ın “Dalgaları Aşmak” (Breaking the Waves -1996) filmiyle trieroloji’yi tamamlamış olduk.

1997’lerde sinemada afişini görmüş ve o tarihte gazetelerin filmi izleyen herkesin hüngür hüngür ağladığından bahsetmesi dikkatimi çekmişti. Hatta o yıllarda maalesef sinemada izleyemediğim filmle ilgili set ekibinin bile çekimlerde hüngür hüngür ağladığından bahsedilince ‘Nedir bu film’ diyerek merak etmiştim. Ve en sonunda MUBİ’ye facebookla bağlanmanın mükafatı olarak ücretsiz izledim.

Filmin kısaca konusu şu; İskoçya’nın aşırı dindar ve baskıcı kasabalarından birinde, Danimarkalı bir petrol işçisine aşık olan çocuk ruhlu bir Bess McNeil (Emily Watson) yaşamaktadır. Bess ve Jan (Stellan Skarsgård) birbirlerine çılgınca aşıktırlar ama Jan çalıştığı petrol platformunda kaza geçirir hastaneye yatalak olarak döner. Bu kaza, onların cinsel hayatlarını da etkilemiştir ve Jan Bess’ten bir sevgili bulmasını ve ilişkilerini de kendisine ayrıntılarıyla anlatmasını ister.

Film, aşkı için her şeyi yapan saf Bess’in trajik ölümüyle biter.

Yönetmen, tanrı, Hristiyanlığın ahlak anlayışı ile cinsellik arasında ‘kim haklı?’ sorusunu sordurup filmin kahramanı aracılığıyla da ‘Elbette kötü yola düşen Bess’ dedirtiyor.

Omuz kamerasıyla kimi sahneler bulanık çekilmiş, ışık kullanılmamış ve dogma (Trier’in icat ettiği sinema amentüsü ya da akımı) kuralları gereği müzik sadece sahnede gerçekten arka fonda bir kaynaktan çalıyorsa buyur edilmiş.

Etkilendim mi evet filmin hüzünlendirdiği ve ağlattığı tezini yabana atmamak lazım yabancı sinemada izlediğim hepsini saysan bir elin parmağını geçmeyen en etkileyici ve hüzünlü ölüm sahnelerinden birini bu filmde gördüm belki bununla Braveheart(Cesur Yürek) filminin finalindeki ölüm sahnesi yarışabilir ama dediğim gibi duygusallık had safhadaydı filmde.

Zaten ölüm anını en iyi veren yönetmen L.V. Trier’dir ki bunu ‘Avrupa’ filminde suda boğulan adam sahnesinde bize ölümün insanın çaresiz bırakan o dehşetini iliklerimize kadar hissettirerek ispatlamıştır.

Filmde müstehcenlik v.s tavan yaptığı için ailece izlenecek bir film değil.

Bu tip filmlerdeki dini argümanlar ve kilise sahnelerindeki dindarlık nutukları beni pek rahatsız etmedi çünkü filmde verilmek istenen ‘din ve dindar tipler acımasızdır, gayr-i insanidir ve insani olan hiç bir hal ve duygudan anlamazlar, robotiklerdir’ gibi bir din profilinin İslamiyet’e pek uymadığını düşünüyorum.

Yıllarca yalanlarla kandırılan bir milletin çocuğu olarak sinemanın yapaylığının bana artık iyice itici geldiği bu günlerde kurgusal olsa da sahnelerinin ışıksız ve müziksizliğiyle biraz doğal hale ve ortama yaklaşılmış olması filme ısınmamı sağlayan en önemli etkenlerden birisi olduğunu söyleyebilirim. Birde filmin yönetmeninin ateist iken bu filmle beraber tanrıya inandığını ve o inançla çektiğini söylemesi de dikkat çekici başka bir noktaydı. Zaten filmin finalindeki mucizevari çan olayı ilginçti. Bir iddia ve inanç sahibi (Allaha,aşka,sevgiye,kadına hasılı velkelam herhangi bir konuya) herkese bir saygı duruşu olan bu sahne aynı zamanda da inananlara saygı duyun lütfen çağrısıydı.

Aşk olunca doğrusu insan eleştirecek bir şey bulamıyor çünkü aşkta ilahi bir neşvenin var olduğunu biliyoruz. Yönetmen Leyla-Mecnun hikayesinde klişeleşmiş olan İslam geleneğindeki maddi aşktan manevi aşka geçilir tezinin tam tersi maddi hazzın aşkın manevi boyutuna hükmettiğini ve aşkta samimiyetin kabul edilemez gayr-i meşru ilişki biçimlerine girerek ispatlayabileceğini düşünse de…

Tüm dünyada hak ettiği bir şöhreti olan Lars Von Trier sinemasının sinema seyircisine intibaha vesile olacak sorular sordurmasını diliyoruz.

Son olarak yönetmenin seyirciyi rahatsız edecek kamera kullanımı ve kalbimizle beynimizi lime lime eden tüm filmleri içerisinde bir numaralı filmi ‘Avrupa’ ise iki numaralı filminin ‘Dalgaları Aşmak’ olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

LARS VON TRİER’I YA DA AŞKI AŞMAK” için 6 yorum

  • 13/07/2012 tarihinde, saat 15:11
    Permalink

    bu adamı nedense bizim ismet özele benzetirim. filmlerini izlemedim, lakin gördüğüm duyduğum şeylerden edindiğim izlenim. gelgitli, işine çok hassas, entellektüel, müthiş bir akli çabası varmış gibi görünüyor ama sanki tersine doğru gidiyor.

    Yanıtla
  • 13/07/2012 tarihinde, saat 19:23
    Permalink

    @rafet kulaktan dolma bilgiler ile yorum yapman pek sağlıklı olmamış. Fakat Lars V.T. izlemek kolay değil, uç noktalarda seks, şiddet, entrika var. Tanrıya karşı bir başkaldırış mevcut olup. Her yapımında ayrı bir tat vardır. Ailecek izlenebilecek filmler değildir. Ayrıca en sevdiğim yönü filmlerini izleyiciler için değil, kendi için yaptığını eleşirileri pek dikkate almadığını defalarca söylemiş kendine has anarşist duruşu olan saygı duyulacak biridir. Filmleri ile insanları ters köşeye yatırmayı ayrıca seviyor.

    Yanıtla
    • 13/07/2012 tarihinde, saat 21:06
      Permalink

      iyi de ismet özel için de bunlar söylenebilir ki.. benim temelde kastettiğim bir ateistin hristiyanlığa dönmesi garip. ismet özel için de islamcılıktan milliyetçiliğe çark etmesi bir garip. ve çizdikleri entellektüel, üst seviye hassasiyetlere uymuyor bu.

      Yanıtla
  • 13/07/2012 tarihinde, saat 22:38
    Permalink

    Vay be harika yorum yazmışsın eline sağlık hocam. İzleyeli yıllar olmuştu çok güzel bir şekilde hatırlattın filmi.

    Yanıtla
  • 13/07/2012 tarihinde, saat 22:40
    Permalink

    böyle sıradan tekniklerle çekilen toplumsal hayatın önemsiz diye gördüğümüz ince yanları ,bazen uyanmamızı bazende görmek isetiğimizi bulmamızı sağlıyor.1895 yılına ait dünyada ilk çekilen 5 sinema filmi olan 5 dakikalık kudüs filminde gördüğüm demiryolu sahnesi bendede insanlar arasındaki eşitliğin sağlanabileceğini ve atalarımızın bunu sağlayabldiğini görmüştüm.(belki holywood’u lk kuranlar kudüse gidip oranın kendileri için olan önemini anlatmışlardı.)bir papaz bir haham bir ulema oradan geçiyordu.Güzel ve düşündürücü bir film yorumu teşekkürler.

    Yanıtla
  • 28/01/2015 tarihinde, saat 10:38
    Permalink

    bu siteyi sevdim artık favori sitem

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 5 + 8

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız