LARS VON TRİER’DEN ÖZEL KOKTEYL; BUZLU ARSENİK İSTERMİSİNİZ? – MELANKOLİ filmi üzerine-

Filmin yönetmeni Lars Von Trier’ın konusu hakkında “Bir düğün ve melankoli var. İki kız kardeş (Kirsten Dunst ve Charlotte Gainsbourg) hakkında psikolojik bir felaket filmi. Melankolik kardeş, kaya gibi sakin, karanlık dünyasına baktığınızda kaderi bekler gibi davranıyor. Diğer kız kardeş ise giderek panik yapıyor.”dediği filmi başta Cannes olmak üzere bir çok ülkede büyük ilgi gördü ve filmden yola çıkılarak değişik yorumlar yapıldı.

Filmin başrol oyuncusu Kirsten Dunst 2011 Cannes film festivalinde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü aldı. Yönetmenin bir önceki filmi Anti Christ (Deccal)’te de beraber çalıştığı Charlotte Gainsbourg (Charlotte ki o filmdeki rolüyle çivi gibi kazınmıştır zihnime) de ikinci karakteri üstleniyor.

Filme adını veren Melankoli düşsel bir gezegen ama ruhsal bir hastalık ya da hafif bir psikolojik depresyona işaret eden bu kelime için yine de internette bir araştırma yapayım dedim.

Melankoli Grekçe bir kelime olup ‘melan’ ve ‘cholia’ kelimelerinin birleşiminde oluşan ve Türkçede ‘Kara safra’ anlamına gelen bir kelimeymiş. Ve insan vücudunun dört sıvısından birine denk geliyormuş.

Bu malumattan sonra gelelim filme.

Filmi giriş sahnesindeki rüya bölümü sembolik anlatımlarıyla hep bir yıkımı ve kaçışı anlatıyor. Bu sahnede gördüğümüz Justine (Kirsten Dunst) reel dünyada karşımıza bir gelin adayı olarak çıkıyor. Damat ile beraber yolun dar olmasından dolayı limuzinle ulaşmak istedikleri malikâneye geç ulaşırlar. Malikane sahibi ise gelinin kızkardeşi Claire (Charlotte Gainsbourg) ile eşi John’dur( Kiefer Sutherland) John teleskopla gökyüzünü rasat eden bir adamdır. Melankoli adı verilen gezegen dünyaya doğru yaklaşıp hesaplamalara göre geçip gidecektir fakat eşi Claire gezegenin dünyaya çarpacağında korkmaktadır.

İşin ilginci sadece John’un ağzında bir defa tanrı kelimesi duymamamıza rağmen gezegenin çarpma ihtimali, anne ve çocuğunun ölüm korkusu yaşadıkları anlarda ne dinden ne ahiretten ne de dini herhangi bir argümandan bahsedilmemesi ilginçti.

Lars Von bu filmde de kadınlara olan düşmanlığını devam ettirmiş. Filmde ruh hastası, problemli ne kadar tip varsa hepsi kadın, ne kadar aklı başında karakter varsa onlar da erkek.

Jack Stevenson’a ait Lars Von’un biyografisini okuduğumda bu kadın düşmanlığının sebeplerini kendimce bulmuştum.

“ Von Trier karısını terketti. Haberde, Von Trier’in 41 yaşındaki hasta karısını daha yeni bir model olan Bente Forge uğruna terk ettiğini anlatıyordu. (Lars von Trier, Jack Stevenson, Sh.84, Türkçesi: Begüm Kovulmaz, Agora Kitaplığı, 2005,İstanbul)

Durum hiç iç açıcı değildir çocukları da vardır ve hastalığıyla mücadele eden eşini kendisine en muhtaç olduğu an terk etmiştir.

“ (yeni model Bente Forge ile) birlikte Zentropa’da (Lars’ın film şirketi) bir kurgu odasına taşındılar ve altı ay boyunca içinde sadece bir yatak olan bu odada yaşadılar” (Aynı kitapdan sh.84)

Lars Von sonradan bu modelden de ayrılıyor. Anladığım kadarıyla sadık kalması gereken eşine karşı sadakatini bozan tüm

Filmin Çekildiği Ana Mekanlardan Birisi Tjolöholm Kalesi

kadınları şeytan gibi görüyor ve inişli çıkışlı hayatında suçu kadınlarda görüyor.

Filmin ana motifi olan gezeğenin dünyaya çarpması korkusuna gelince.

Batının halet-i ruhiyesine uygun bir film.

Aşağıdaki haberde bunun bir yansıması;

“Ünlü Danimarkalı yönetmen Lars von Trier’in son filmi Melankoli, Avrupa’dan sonra ABD’yi de fethetti!
Avrupa Film Akademisi tarafından geçen ay En İyi Film seçilen Melankoli, ABD’li eleştirmenler tarafından da ödüllendirildi. ABD’de Ulusal Film Eleştirmenleri Derneği, Melankoli’yi 2011 yılının En İyi Filmi seçti. 58 sinema eleştirmeninin seçimiyle oluşan değerlendirmede, filmin başrol oyuncusu Kirsten Dunst da En İyi Kadın Oyuncu ödülüne değer gördü.”

Niye Amerika’da tam tersi sıkıcı bulunması gereken bir film beğenilmiş ?

Sebebi şu; Batılıda her şeyin sahibinin Allah olduğuna dair tahkiki bir iman yokta ondan. Bakın yaratıcısı demedim.

Aşağıdaki cümleyi okuduktan sonra birde filmden verdiğimiz sahneyi izleyin lütfen ne demek istediğimi anlayın.

Cümle Bediüzzaman’a ait. Batının korkularını nasıl tahmin etmiş özellikle imanın ve küfrün arasındaki farkı ortaya koyarken kullandığı cümlelere bakın birde kısa bir sahnesini verdiğimiz filmdeki diyaloglara.

Karar sizin.

“Evet, her hakiki hasenat(iyilik, sevab) gibi, cesaretin dahi menbaı(kaynağı) imandır, ubudiyettir. Her seyyiat(günah, kötülük) gibi cebanetin (korkaklığın) dahi menbaı dalâlettir. Evet, tam münevverü’l-kalb(kalbi aydınlanmış) bir âbidi, küre-i arz bomba olup patlasa, ihtimaldir ki, onu korkutmaz. Belki, harika bir kudret-i samedâniyeyi lezzetli bir hayretle seyredecek. Fakat, meşhur bir münevverü’l-akıl denilen kalbsiz bir fâsık feylesof ise, gökte bir kuyruklu yıldızı görse, yerde titrer, “Acaba bu serseri yıldız arzımıza çarpmasın mı?” der, evhama düşer. (Bir vakit böyle bir yıldızdan Amerika titredi. Çokları gece vakti hanelerini terk ettiler.)”
Sözler, 3. Söz.

Filmden O Sahne

Melankoliden ile tercumaniahval

Peki bu filmi bizdeki sol nasıl karşıladı?

SolPortal’de ki bir yazı dikkatimi çekti.

“Gericiliği tanımak çoğunlukla kolaydır. Bazı savlar, büründükleri kılıf ne olursa olsun, savın sahibinin gerici olduğunu kesin olarak ifade ederler. Örneğin, nerede tarihin ya da insanlığın sonunun geldiği ya da kaçınılmaz biçimde geleceğinden bahseden birisini görürseniz, bilin ki orada bir gericiyle karşı karşıyasınızdır. Kıyamet kehanetleri, bugüne kadar karşılaştığı bütün tarihsel engelleri er ya da geç aşmayı başarmış olan insanlığa derin bir güvensizlik ve yabancılaşmanın ifadesidir.

Öncelikle, herhangi bir yıkımı, ne kadar kaçınılmaz olursa olsun kaderci biçimde kabullenmeyi vazetmek gericiliğin daniskasıdır.”

İlginç değil mi?

Mülkün asıl sahibi Allah’tır fikrine bizdeki sol düşüncede maalesef sahip değildir . Solun kızması da bu filme boşuna değildir. Çünkü filmde anlatılan bir gezegenin dünyaya çarpması korkusunu halledecek tek şey Allaha hakkıyla imandır. Buradaki açığı hissetmiş ya da görmüş olmalılar ki çok doğru tespitlerle Lars Von’un filminin gerçek mahiyetine işaret etmişler. Düşünün daha yönetmen bir karakterin ağzından sadece tek kelimeyle ‘Aman Tanrım’ dedirtmiş olduğu halde. Belki solun Larsa düşmanlığında ki bir sebepte onun ‘Sol görüşlü filmler artık sıkıcı ve modası geçmiş çalışmalardır’ (Lars von Trier, Jack Stevenson, Agora Kitaplığı, Sh. 56) demesi de olabilir.

Neticede yönetmen kendi korkularını bir batılı birey olarak samimi bir şekilde perdeye yansıtmış. Fakat yönetmen şahsi hayatında özellikle ‘Dalgaları Aşmak’ filminden sonra ateizmden uzaklaşıp tanrının varlığına inandığını söylesede başta kadın düşmanı ruh hali olmak üzere bu çözümsüz ve ruhsuz bakış açısıyla adeta kırık eliyle içinden çıktığı toplumdan intikam almaya çalışmış.

Sol görüş dedik, Bediüzzaman dedik, Lars Von’un kadın düşmanlığı dedik ama netice de bir film üzerine bu kadar kıyamet koparmaya gerek yok) Arife bir işaret yeter demişler. Zaten filmin sonunda kıyamet kopuyor. Bu yönden zekice buldum yönetmeni çünkü batılı seyirciyi gerdikten sonra o duyguyu finaliyle çok iyi tattırıyor. Tatlı olmasada buzlu arsenik tadında bir catharsis yaşatıyor.

Not: Filmle ilgili teknik bilgi notu: Film Arri Alexa digital kamera ile çekilmiş. Filmin girişinde yer alan o uzun rüya sahnesindeki Slow motion yani yavaşlatılmış sahneler ise Phantom ile çekilmiş.Phantom ağır çekim için yapılmış bir kamera. Görüntü kalitesi ve çözünürlüğe göre değişmekler beraber saniyede 1500 kare çekim yapabiliyor. Kayıt yeri ise bilgisayar yani kamera gördüğünü saliseler içerisinde bilgisayara aktarıyor. Sebebi ise saliselerde çektiği onca görüntüyü anında aktarıp kasette depolayacak bir kamera okuyucu kafasının icat edilememesinden. Rüya sahnesindeki efektlerin nasıl yapıldığını gösteren 2 dk.lık hoş bir video. İlgilenenler için buyurun;

Son Not: Melancholia aile ile izlenemeyecek bir film.

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

LARS VON TRİER’DEN ÖZEL KOKTEYL; BUZLU ARSENİK İSTERMİSİNİZ? – MELANKOLİ filmi üzerine-” için 2 yorum

  • 18/06/2012 tarihinde, saat 12:49
    Permalink

    yönetmen bitik film de öyle eleştiriye gelince filmin reklmı olmuş bence

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 4 + 3

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız