KURTLAR VADİSİ FİLİSTİN


Yönetmenliğini Zübeyr Şaşmaz, yapımcılığı ve senaristliği başta Raci Şaşmaz olmak üzere kalabalık bir ekip tarafından yapılan iki saatlik bir film ‘Kurtlar Vadisi FİLİSTİN’.

Selahattin Sancaklı’nın başarılı görüntü yönetmenliğine Kemalettin Osmanlı’nın kurgusu ve Kalan Müzik’in başarılı performansları eşlik ediyor.

Moshe Ben Eliezer rolünde izlediğimiz Erdal Beşikçioğlu dışında dizide olduğu gibi filmin başrollerinde Necati Şaşmaz (Polat Alemdar), Gürkan Uygun (Memati Baş) ve Kenan Çoban (Abdülhey Çoban) oynuyor.

Bu üçlü malum zaten.

Ve Yahudi asıllı Amerikalı tur rehberi Simone (Nur Aysan) da “bizlere” bu film sayesinde İsrail’e attığımız golde Polat Alemdar’a yaptığı yardımlar ve ‘kurtarıcım benim’ pozundaki sarılmalarıyla zirve duygusunu tattırıyor. Ayrıca baş kadın karakter olarak biraz Yahudileri de iyi ve kötü diye ayırt etmemiz gerektiğini söylüyor.

Film Holywood usulü efektler, Mark Meddings ve ekibi yani Gladyatör ve Er Ryan’ı Kurtarmak filminin efektörlerinin yaptığı patlama ve çarpışma sahneleri ile göz alıyor.

Konu zaten malum, Gazze’ye insani yardım malzemeleri götürmeye çalışan Mavi Marmara gemisine yapılan kanlı baskın üzerine Polat Alemdar ve arkadaşları Filistin’e gider. Bu baskını yapan İsrailli komutan Moşe Ben Eliezer’e iyi bir ders vermek istemektedirler. Ve verirler de..

Filistin ise bildiğimiz Filistin’dir. Çocuklar öldürülmekte evler yıkılmaktadır. Bir dizi aksiyonla devam eden film büyük hesaplaşmayla biter ama bu hesaplaşma fikri değil aksiyoner bir çarpışmadır.

Film fikri boyutta az ama öz güzel laflar da ettirir karakterlerine hakkını yemeyelim ama bunlar günlük ve politik bir dilin ürettiği aktüaliteye dayanan mesajlardır sonuçta. Bu da biraz içini boşaltıyor tabii. 

Kabul etmek gerekir ki film Yahudi ve İsrail düşmanlığını sağlayacak bir showa dönüştürülmüş; medyanın tatmin aracı olduğunu düşünürsek hedeflenen amaca rahatlıkla ulaşabileceğini söyleyebiliriz.

‘Kurtlar Vadisi IRAK’ aşırı derece Türkçü söylemden dolayı üniversal bir iş olmayı ıskalamıştı ama bu filmde bu tonlamanın azaldığını görüyoruz ayrıca. Bu iyi bir gelişme.

Filmin dramatik çatısı sağlam kurulmuş. Özellikle İsrailli askerlerin kötürüm olan çocuğun üstüne buldozerlerle evi yıkması seyirciyi rahatlıkla Polat Alemdar ve arkadaşları safına itecek kopma noktasını oluşturuyor. Biz de sabırla Polat’ın bu kötülüğü yapan İsrailli komutanı cezalandıracağı anı beklemeye başlıyoruz.

Zikir sahnesine gelince evet ilahi güzeldi, zikretmeleri de fakat Filistin topraklarında kel alaka durmuş bu sahne çünkü Araplarda bu tip tarikatlar yaygın değildir hele ki Filistin’de neredeyse çok az.

Türk sinemasının kültürel kodlarının yavaş yavaş değiştiği günümüzde bir zamanlar tu kaka ilan edilen ve kötü olarak bile gösterilmesi düşünülemeyen zikir sahneleri filmin içinde değil ama Türk sinemasının serüveni içerisinde bir anlama sahip. Gerçi diziden beslenen ve önceki filmleri izleyen seyircinin pek garipsemediği bir durum olsa gerek artık bu sahne ama bunu da antiparantez belirtmeden edemedim. Çünkü o baskının yan etkileri halen mevcut.

Klasik aksiyon-drama çizgisinde kotarılmış, seyirciye vaad ettiğini veren bir film KV Filistin. Hamasi duyguları okşayan yönleri ile seyirciyi tavlayabilir.

İslam ümmetiyle beraber artık tüm insanlığı ilgilendirmeye başlayan Filistin dramına dair herhalde en etkileyici ve en önemli çalışmayla karşı karşıyayız.

Peki daha iyisi olabilir miydi?

Elbette ki olabilirdi özellikle fikri açıdan sağlam bir temele dayanmayan film sadece Mavi Marmara’nın intikamına odaklamış. Tabii bir de gerek Kurtlar Vadisi Irakta Amerikanın, gerek de bu filmde İsrail’in bu kadar “kötü” olması mı bizi hak yapıyor diyesim geldi bir an. Bir de bize dokunacak bir şey yapmaları tabii. Yoksa karışmayacaktık sanki. Bu nokta idealizmle egoyu çok fazla yaklaştırıyor ki insanın bu çerçevede kendi eksikliklerine karşı körleşme tehlikesi mevcut. 

Başkalarının eksikliği üzerine inşa edilen kemalat ne kemalattır ne olgunluktur ne de seviyeli bir birikimdir. İşte Polat Alemdar şahsında tartışılan koftilikte budur.

Örneğin Polat Alemdar necidir tam olarak?.. Hümanist midir ya da bilinçli bir Müslüman mı? Ya da Milliyetçi mi sadece. Mesela roketatarla helikopteri düşürürken neden besmele çekmez, neden şah vuruşunu yaparken ‘bismillahi ala milleti resulillah’ gibi aslında bir fikrin ve düşüncenin meyvesinin ve semeresinin ucunu göstermez ki filmin tarzına da gidecek böylesine bir durumdan kaçar ama öte yandan Türk Rambosu, Türk Bondu benzetmelerine acaip içerler. Korkmadan çekinmeden zikir sahnesini koyan yönetmen, senarist ve yapımcı bunları neden düşünmez gerçekten? Yoksa o dediğimiz yan etki mi?.. Sakatlık buradan başlıyor. Yoksa suret olarak güzel ama siret olarak eksiklikler de barındırıyor.

Bu anlamda fikri eleştirilerimizi başka bir zamana bırakarak ortalama sinema seyircisi için gerekli atraksiyonları ve trükleri başarıyla icra eden bir filmle karşı karşıya olduğumuzu belirtelim.

Birde Moshe Ben Eliezer rolündeki Erdal Beşikçioğlu’nun oyunculuğu evet çok iyiydi onu da tebrik edelim.

Adana’daki Çukobirlik fabrikasıyla Tarsus’un tarihî semtlerinde 10 milyon dolarlık bir bütçeyle çekildiği söylenen film 100 ülkede aynı anda gösterime girmiş. Bu filmle ilgili batının ne diyeceği belli(Almanyada az daha yasaklanacaktı malum) bakalım film İslam dünyasında nasıl karşılanacak.

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

KURTLAR VADİSİ FİLİSTİN” için 4 yorum

  • 31/01/2011 tarihinde, saat 23:02
    Permalink

    biz sinema filmi beklerken dizinin bile altında kalan bir metin. açıkçası şaşırdım. hani birbirinin aynısı beşyüz tane israil askeri (figüran) öldürme sahnesi bir film mi oluyor. fragmanda geçen üç beş lafa bu dediğimi ekleyin film resmen bu. bilgisayar oyunu bile daha sahici olur. heba edilmiş bir fırsat

    Yanıtla
  • 02/02/2011 tarihinde, saat 23:51
    Permalink

    bu film anti-semitizm ile anti-siyonizm arasındaki farkı bilmeyenlere gaz veren bir film.etki alanıyla değil de ilgi alanıyla uğraşanlar için yapılmış bir film.

    Yanıtla
  • 04/02/2011 tarihinde, saat 18:51
    Permalink

    Gönül daha iyisini istiyor ama, eldeki bu bunla da avunmak zorundayiz. Olaylari halk seviyesinde güzel islemisler. En azindan filistindeki olan olaylari bilmeyen islami kesimin disindaki insanlara da tasimis oldular. Bu siyonistlerin 50´li yillarda yapmaya basladigi Hoolived denemelerinin karsi versiyonunu hatirlatiyor. O zamandan sonra yapilan filmlerdeki teröristler müslümandi, simdi artik siyonist askerler.
    Yine de hic yoktan iyidir, Allah devamini ve daha kalitelerini nasib eylesin…

    Yanıtla
  • 12/02/2011 tarihinde, saat 23:37
    Permalink

    hiç yoktan iyidir daha iyisini yapsınlar biz de alkışlayalım
    hem daha iyisini yapamayıp hem de eleştirenlere çok kızıyorum…

    Yanıtla

ismail için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 4 + 5

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız