KURTLAR İMPARATORLUĞU/ NAHON-TARANTİNO 3

kurtlar-imparatorlugu

Filmde ilk dikkatimi çeken şey, sürekli yağmur yağıyor. Bu Chris Nahon’un bir yağmur takıntısı olduğu kesin.

Animede yağmur mağmur yoktu mesela, filmdeki gibi. Blood’un animesi yani.. O da aklımızın bir tarafında olacak tabii bu yolculukta.. (bakınız.. Blood: The last Vampire-Son Vampir.   ve  Blood The Last Vampire-Animeden Gerçeğe . isimli film eleştirileri)

Bu arada izlediğim en Amerikanvari Fransız filmlerinden biriydi film. Bu açıdan şaşırdığımı belirtmeliyim. Temposu ritmi, müzikleri.. mekanları, görselliği, klişeleri (iyi polis-kötü polis, bilimkurgusal şeyler, seri katil, gizem, gizli servisin başına bela olan işleri, gerçeğin peşindeki adam.. sürprizler, hatta yine sürprizler.. ve tadı kaçan sürprizler.. vs.) Biraz fazla, evet. Neredeyse bütün klişeler var, birkaç filmlik.. Ama espiri mespiri aramayın mesela. Filmin ciddiyetine zarar getirir diye herhalde tercih edilmemiş. Gerilim de gerilim.. Peki nedir yahu bu filmin ciddiyeti?….

Tabii ki Türkleri mafya üzerinden de olsa üçüncü sınıf, vahşi vs. göstermek… Kurtlar İmparatorluğu filmin adı, düşünelim. Ve boşuna bu isim verilmemiş. Ülkücülerin kurt işareti mesela fazlasıyla vurgulanıyor filmde. O Azer’in Attila gibi ortaya çıkışı yok muydu hele, batılı bilinçaltısı ne derinmiş böyle.. Sonra mafya babasının padişah gibi “bir şey” şeklinde gösterilmesi.. Doğulu, peşmerge, tiplemeleri.. Batılıya “bakın bunlar böyleler” bize de “böyle olmayın aman ha” mesajları bunlar da herhalde. Ve finalde yine sapıtıp giden, destan yazıyorum be destan havasındaki bir Chris Nahon..

Matrix ve Memento (bu filmler önemli) filmlerinin kadın başrol oyuncusu Carrie-Anne Moss’a çok benzeyen ve başlardaki Anna’yı, sonlardaki Sema’yı oynayan Arly Jover seçimi ise enteresandı. Film bu bağlamda hafif bir derinlik kazanıyor. Bahsi geçen isim ve filmler bağlamında yani. Bu da filme Amerikanvari hava katan başka bir şey. Sinemasal göndermeler.. E ne kadar olursa, olduğu kadar. Onu bulamadık, dublörünü verelim..

Bir diğer ve asıl dikkatimi çeken nokta ise kanalizasyonda bulunan kadın cesedi filmde. Nedense yakın zamanda vizyona giren İnglorious Bastards filminde Hitler’in ettiği bir laf belirdi birden zihnimde.. “Sonra cesetlerini kanalizasyona atacağım, Paris’in fareleri bir ziyafet çeksin..”

Sonraki bir sahnede ise (Kurtlar İmparatorluğunda) kadın cesedini incelerlerken cesedin samur tarafından kemirildiği gibi bir laf da geçiyor, üstelik. Bu üçüncü kadın cesediymiş.. aynı şekilde bulunan..

Ve bunlar Türk..

Peki bana böyle düşündürten ne idi. Yani şu Hitler’in ettiği laf..

1-Quentin Tarantino, İnglorious Bastards’ı çektiği sırada bir Türk sevgilisi vardı..

2-İnglorious Bastars’da Hitler’in bu lafı ettiği sahnede arkasındaki haritada Türkiye “Osmanlı” şeklinde yazılmıştı. Ve göze sokulmak ister gibi gösterilip durdu (bakınız. İnglorious Bastards eleştirisi) Kurtlar İmparatorluğu’nun da adeta bu tarz bir iddiası var. Yani “naziler gibi” mi??…..

3. Şu Blood yazılarında bahsettiğimiz trafik tabii. Anime-Tarantino bağlantısı.. Demek bu bağlantı gerçekmiş ki Tarantino; animeyi filme çekecek olan, çekiyor olan adama (önceki filmine) gözünü dikmiş bu derece. İnglorious Bastards ve Blood uzun süredir bekleyen, bilinen, süren ve aşağı yukarı aynı zamanlarda vizyona çıkan projeler. Ne yani alttan alta yürüyen bir düello mu?.. Bu arada şu bahsi geçen filmlerin yapım tarihlerini de verelim, iş iyice karıştı. Blood-anime (2000), Kill Bill (2003), Kurtlar İmparatorluğu (2005), Blood-sinema (2009) İnglorious Bastards (2009)

Üstelik, Tarantino’nun çok ilgisini çekecek şöyle bir diyalog var mesela Kurtlar İmparatorluğunda..

-Türklerden nefret ediyorsun değil mi?..

-İlgisi yok. Anadolulu bir kızla neredeyse evlenecektim.

Bu, batılı bir filmde kolay kolay rastlayamayacağınız bir diyalogtur dikkatinizi çekerim.

Ama benim en çok dikkatimi çeken diyalog şuydu filmde; hafızası silinmiş olan Anna’ya hafızası geri yüklenir. Aslında bir Türktür ama başlarda hafıza sorunları olan bir Fransız ev kadını olarak geçiyordu. Dönelim, hafızası yüklenir..

-Kendini nasıl hissediyorsun?..

-Anna olmayı tercih ederdim.

l_empire_des_loups_2004_referenceSema (Eskiden Anna olan) hemen sonraki sahnede ise Matrix’te karate yüklenmiş biri gibi adeta acaip karate yaparak üç kişiyi etkisiz hale getiriyor. Chris Nahon, Türklerle Arapları karıştırıyor, Çinlileri karıştırıyor. Neredeyse Güneş Dil Teorisini ilan edecek. Bunlar doğulu işte ya psikozu..Anlayınnn!.. Tamam ya, Avrupa Birliğine almayacaksanız almayın, bu ne…

Ve gelelim finale.. Filmde arada arka planlarda sürekli gözüken hilal figürü var. Bayrak.. Türk yani.. Kolyede var, şurada var burada var. En sonunda ise başroldeki oyuncunun yüzünde var. Azer adlı “dirilip gelmiş Attila’yı çağrıştıran” ve yine acaip karate bilen kötü adam tarafından başroldeki dedektifin yüzüne bıçakla çiziliyor. Finalde de Sema’nın yüzüne.. Siz de İnglorious Bastards’ı hatırlamadınız mı şimdi?….

Bilmeyenler için söyleyelim; İnglorious Bastards’ta da nazi avcıları gamalı haçı sağ bıraktıkları Almanların yüzüne çiziyorlar. Bıçakla.. Hatta film böyle bir sahneyle bitiyor.

Peki Tarantino ne demek istemiş oluyor bütün bunlardan sonra?… Chris Nahon’a faşist demiş oluyor herhalde. Düello mantığını öne çıkarırsak. Pek bir üstü kapalı ama, neden?.. Öyle ki tam tersi de anlaşılabilir. Hem neden tam şu sırada bir Türk sevgilisi var Tarantino’nun. Bu kafaları karıştırıyor. Tam da bu yüzden olmasın….

Bu anlamda iki tarih daha verelim.

……………………….Blood: The Last Vampire isimli ünlü animenin kanlı canlı beyazperde uyarlamasıyla ilgili gelişmelere daha önce yer vermiştik. Ronny Yu’nun yönetmen koltuğunu Chris Nahon’a bıraktığı projenin hazırlıkları devam ediyor.                 (10 Mart 2007/beyazperde.com)
 
Haberde Allison Miller’in kadroya dahil edildiği söyleniyor daha sonra vs..

Didem Erol ise Tarantino’yla 2007’nin Cannes film festivalinde tanıştığını söylüyor. Festival 24 Mayıs’ta..

Yani Tarantino, Blood’ın başına Chris Nahon geldikten sonra bir Türk sevgili ediniyor.

Sonra senaryolar yazılıyor, rötuşlar yapılıyor, filmler çekiliyor. Ve 2009.. İkisi de vizyona giriyor.

Dönelim şu Türk sevgili edinme olayına.. Nahon’a bir barış mesajı mı.. Fazla üzerime gelme bak, kafadarız. İyi de nasıl kafadar oluyorlar. Çünkü de şu Türk sevgili, kendini Dana Flyyn olarak tanıtan birisi. Didem Erol.. Yani neredeyse şu filmdeki gibi bir şey… Öte taraftan “bu filmle ilgilendim, çünkü aha” diye gösterebilecek bir bahane pekala. Peki neden şöyle figürasyon da olsa filmde ona bir rol vermedi. Hem şu Kurtlar İmparatorluğunda on saniye bile gözükmediği halde bizde başrol muamelesi çekilen Emre Kınay gibi sevinirdi kızcağız. Çünkü o kadar da açık oynanmaz bu oyun. O bahsettiğimiz Hitler sahnesi de iki anlamlı zaten, dikkatinizi çekerim. Ama o psikolojiyi hissedebiliyoruz. Bir “tehdit” algılamış bir adam ve bir şeyler yapmaya çalışıyor kendince. Zaten dikkat edilirse İnglorious Bastards’ta en dikkat çeken sahneler, o bir şeyin gizlenmeye çalışıldığı, bir şeyin deşifre edilmeye çalışıldığı sahneler. O gerilim, o psikoloji… Şaşırtıcı derecede başarılı..

Dönelim, filmler 2009’un ilk yarısında peşpeşe vizyona giriyor. Peki sonra ne oluyor.

……Didem Erol, dünyaca ünlü yönetmen Quentin Tarantino ile ilişkisini bitirdiğini yazılı bir açıklamayla duyurdu.(Ağustos 2009) 
 
Kurtlar İmparatorluğu ha, işte size kurtlar imparatorluğu..
 
Bu arada neden İMDB’de Arly Jover’in oynadığı karakter Anna Heymes olarak yazılmış??.. “Anna olmak” istiyordu ya, ondan herhalde. Bu sinema bir alem arkadaş, benden pes.. Bence ortada bir tek film var ve adı da KOMPppLEKS

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

KURTLAR İMPARATORLUĞU/ NAHON-TARANTİNO 3” için bir yorum

  • 24/09/2009 tarihinde, saat 20:56
    Permalink

    Bu arada bizim beyazperde.com’a baktım. Evet, orada da Arly Jover- Anna Heymes rolünde diyor))

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 4 + 6

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız