KÜRDLER YİNE MUHTAÇTIR

Bu başlık bana ait değil. Bediüzzaman’ın Sultan Abdülhamit Han’a yazdığı, doğuda Medresetüzzehra namıyla bir kaç bölgede şubesi olan bir üniversite açılmasını istediği dilekçesine bu başlığı atmış.Peki, kürdler neye muhtaçtır sorusuna da ekmeğe değil eğitime vurgu yaparak cevap veren bir çağrıdır.(Genelde PKK meselesinin bölgenin ekonomik fakirliğinden kaynaklandığı söylenen tavrı da düşünmek lazım)

Bediüzzaman bu çağrısında

“Eskiden beri her bir vechile ekrad’ın madûnunda bulunanlar, bugün onların hâl-i tevakkufta kalmalarından istifade ediliyor. Bu ise ehl-i hamiyeti düşündürüyor. Ve bu üç nokta, KÜRDLER İÇİN MÜSTAKBELDE BİR DARBE-İ MÜDHİŞE HAZIRLIYOR GİBİ EHL-İ BASİRETİ DAĞDAR ETMİŞTİR.”

diyerek güçlü tahminlerinden birisini daha okuyoruz.

Üstadın sözü el hak doğrudur ama sözün söylendiği zaman, mekan ve muhataplarda önemlidir.

Sözü uzatmadan konuşmak isterim ama ne mümkün.

Sorun şu an can almaya devam eden bir sorun.

Ve bu konuyla ilgili bir önceki yazımızda gerçekleşmesini istemediğimiz

“Gördüğüm kadarıyla AKP ve BDP+PKK çekişmesi 12 haziran seçimlerinden sonra eğer çözüme yönelik adımlar atılmazsa şiddetlenerek artacak. ” tahminimizin doğru çıkmasıda artık söyleyeceklerimizin ciddiyeti hakkında bir ipucu verir umarım.

İşte bizde ana dilde eğitim gibi temel haklardan birisinin yokluğundan tutun özerklik meselesine kadar bir çok farklı konulara Allah için bir bakış atacağız.

Hakikatı ketmemek ve gerek bir mümin gerekse müminler topluluğun hakkını lillah için savunmanın vakti geldi de geçiyor.

İnşallah bu yazılarımız Ümmet-i Muhammedin birbirini öldürmesini ortadan kaldıran bir şerare olurda karanlıkta kalan zihinleri ve kalpleri aydınlatır.

Bu arada nur talebelerinin kendi içlerinde kürdçe anadilde eğitim tartışmalarına bakacak olursak bunun olması gerektiğini savunan ile bunun o zamanlara ait ama bu zamanda sadece kürdçülüğü besleyecek bir aşı olduğunu savunanlar delillerini risale-i nurdan ve zamanın şartlarından aldıklarını belirtmektedir.

Siyaset cenahında ise hangi partinin hangi görüşte olduğu ise malum.

Peki bir Müslüman ve referansını Kurandan alan insanlar bu sorunu nasıl çözmeli?

Artık bazı şeyleri açıkça konuşmanın vakti geldi ve bu mesele üzerinde durmak artık muzaaf bir farz-ı ayn oldu.

Sizce üstad Bediüzzaman bu zamanda yaşasaydı Kürdçe ana dilde eğitimle ilgili ne derdi? Özerklik meselesine nasıl bakardı?

Bu sorunla ilgili müslümanların çözüm yönünde neler yapması gerektiklerini bir başka yazıda anlatacağız.

İnşallah sorunlar kısa zamanda çözülecektir ama kansız olması tek dileğimizdir.

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 5 + 1

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız