KÜRDÇÜLÜKTEN TÜRKÇÜLÜĞE UZUN İNCE BİR YOLDA

Sitemizde yayınladığımız KÜRDLER YİNE MUHTAÇTIR başlıklı yazımız bayağı ses getirmişe benziyor.

Bu habere dayanarak yapılan iki haberde kürdçülükle suçlanmışım.

Komik deyip geçmek geldi içimden ama insanlar benim bu suskunluğum karşısında yapılan suçlamayı kabullendiğimi düşünecekleri için kısa bir açıklama yapayım dedim.

Söz konusu sitelerdeki haberlere cevabım şu; İlk önce tercumaniahval benim kişisel sitem değil ilahiyatçı bir arkadaşla yayın yaptığımız bir site ve bir çok farklı isim burada yazı yazıyor.

İkincisi kürdçülükle ilgili suçlamaya sebeb olan KÜRDLER YİNE MUHTAÇTIR başlıklı yazımın tamamını haberin içinde verselerdi daha doğru olurdu yani ilk girişte sadece kısa bir haber ve suçlama var ama söz konusu yazım haberin ayrıntısına konularak adeta saklanmak istenmiş çünkü herkes bilir ki internet gibi milletin pek vakit kaybetmediği bir ortamda konuya ilgi duyanların dışında kimse ayrıntıyı okumaz ve benim yazımı bu yüzden okumadan es geçebilir insanlar.

Birde bundan önce benim yazılarımı komple alıp yayınlayan bu sitenin en azından KÜRDLER YİNE MUHTAÇTIR başlıklı yazımı eskisi gibi vermelerini isterdim.

Fakat siteye cemcelal ile yollanan bir e-posta ile kürdçülük yaptığım iddia edilmiş yazıdan bu anlam çıkmaz ama malesef asıl üzücü olan üzüm yemek değil bagcıyı dövmek için lafın hemen Egitek genel müdürüne getirilmiş olması.

Bu haberi hazırlayanlarda bir kuyruk acısı var belli ki çünkü genel müdür sadece bir personeli olarak benim ismimi bilir ama yazdığım yazılardan haberi yoktur. Bunun için onun himmetiyle filan yazı yazıyor değilim.

Kürdçülük ithamına gelince evet ana dilde egitimi savunurum ama bunu kürdçülük için yapmam bu hak en doğal insan hakkıdır  ve görüş olarakda ümmetçiyimdir yani Araplar Arapça, Peştular Peştuca, Farslar Farsça ve Kürdler Kürdçe eğitim almalıdır derim.

Biz Türkler ise bu hakkımızı zaten kullanıyoruz.

Bunda bir gariplik var mı?

Ya da Arap olur, Peştu olur ama Kürd olmaz mı diyeceğiz? İşte asıl tehlikeli ve bölücü düşünce budur.

Kürdçe yayın olunca devlet bölünür endişesinin ne kadar boş olduğu ortada.

İnsanlar bölünmeyi değil haklarını istiyor ama bu haklı talebin inkarla ve zulümle boğulmaya çalışılması ‘bunlardan değil hak hiç bir şey istenilmez’ anlayışına götürüyor ve işte o zaman bu insanların bölücülükten başka şansı kalmıyor.

Sözü üstada bırakalım o ne diyor bu konuda. Emirdağ Lahikasında şöyle der Üstad;

“Irkçılık fikri, Emevîler zamanında büyük bir tehlike verdiği ve hürriyetin başında “kulüpler” suretinde büyük zararı görülmesi ve Birinci Harb-i Umumîde yine ırkçılığın istimaliyle mübarek kardeş Arapların mücahid Türklere karşı zararı görüldüğü gibi, şimdi de uhuvvet-i İslâmiyeye karşı istimal edilebilir ve istirahat-i umumiye düşmanları gizli dinsizler, yine o ırkçılıkla büyük zarar vermeye çalıştıklarına emareler görünüyor. Halbuki, menfî hareketle başkasının zararıyla beslenmek ırkçılığın seciye-i fıtrîsi olduğu halde, evvelâ başta Türk milleti dünyanın her tarafında Müslüman olduğundan onların ırkçılıkları İslâmiyetle mezc olmuş, kabil-i tefrik değil. Türk, Müslüman demektir. Hattâ Müslüman olmayan kısmı, Türklükten de çıkmışlar. Türk gibi Araplarda da Araplık ve Arap milliyeti İslâmiyetle mezcolmuş ve olmak lâzımdır. Hakikî milliyetleri İslâmiyettir. O kâfidir. Irkçılık, bütün bütün bir tehlike-i azîmdir.

Sizin bu defaki Irak ve Pakistan’la pek kıymettar ittifakınız, inşaallah bu tehlikeli ırkçılığın zararını def edecek ve dört beş milyon ırkçıların yerine, 400 milyon kardeş Müslümanları ve 800 milyon sulh ve müsalemet-i umumiyeye şiddetle muhtaç Hıristiyan ve sâir dinler sahiplerinin dostluklarını bu vatan milletine kazandırmaya tam bir vesile olacağına ruhuma kanaat geldiğinden, size beyan ediyorum. ”

Yine Emirdağ Lahikasından;

“Ben Van’da iken, hamiyetli Kürt bir talebeme dedim ki: “Türkler İslâmiyete çok hizmet etmişler. Sen onlara ne niyetle bakıyorsun?” dedim.
Dedi: “Ben Müslüman bir Türkü, fâsık bir kardeşime tercih ediyorum. Belki babamdan ziyade ona alâkadarım. Çünkü tam imana hizmet ediyorlar.”

Bir zaman geçti, (Allah rahmet etsin) o talebem, ben esarette iken, İstanbul’da mektebe girmiş. Esaretten geldikten sonra gördüm. Bazı ırkçı muallimlerden aldığı aksülâmel ile o da Kürtçülük damarıyla başka bir mesleğe girmiş. Bana dedi: “Ben şimdi gayet fâsık, hattâ dinsiz de olsa bir Kürdü salih bir Türke tercih ediyorum.”

Sonra ben onu birkaç sohbette kurtardım. Tam kanaati geldi ki, Türkler bu millet-i İslâmiyenin kahraman bir ordusudur.

Ey sual soran meb’uslar! Şarkta beş milyona yakın Kürt var. Yüz milyona yakın İranlı ve Hintliler var. Yetmiş milyon Arap var. Kırk milyon Kafkas var. Acaba birbirine komşu, kardeş ve birbirine muhtaç olan bu kardeşlere, bu talebenin Van’daki medreseden aldığı ders-i dinî mi daha lâzım? Veyahut o milletleri karıştıracak ve ırktaşlarından başka düşünmeyen ve uhuvvet-i İslâmiyeyi tanımayan, sırf ulûm-u felsefeyi okumak ve İslâmî ilimleri nazara almamak olan o merhum talebenin ikinci hali mi daha iyidir? Sizden soruyorum. “

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

KÜRDÇÜLÜKTEN TÜRKÇÜLÜĞE UZUN İNCE BİR YOLDA” için 2 yorum

  • 01/08/2011 tarihinde, saat 16:29
    Permalink

    komik ötesi bir saldırı olmuş şu bahsettiğin yazı. eğitek genel müdürünün resmi var üstte, hani dersin ki onla ilgili bir şey var. yazıyı yazan eğitekde çalışıyor, bağlantıya bak. emir-komuta zinciriyle oluşturulmuş bir haber belli ki. kürd kelimesi var ya senin yazının başlığında. oradan tee eğiteki nasıl vururum mantığı. yani al direkt komedi filmi yap. başrolde de pempe panteri falan oynat, öyle bir olay.

    Yanıtla
  • 03/08/2011 tarihinde, saat 14:40
    Permalink

    Olay şu; Türk olduğunu iddia eden, lakin Türkçülük yapan bu site, Kürd lafzını ağzına alanı da, ya da doğunun belli bir yerinden olanı da ör: Van hemen kürtçülük yapıyor yaftasını yapıştırıyor.
    Said Nursi hazretleri diyorlar, fakat mesajını saptırıyolar. Kamudanhaber müdavimlerinin tevhidi anlamda islam anlayışına sahip olmasını, ayrıca Türkçü reflekslerinden bir an önce vazgeçip… Kalıbı değil ruhu esas almalarını dilerim.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 5 + 3

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız