Download Instagram Photos

KURBANIN TEFEKKÜR BOYUTU

Kurban, Arapça yaklaşmak manasına gelen “karabe” fiilinden türemiş “füğlan” vezninde mehmuz bir mastardır. Bu veznin özelliği taşıdığı mananın zirvesini ifade eder. O halde kurbanı bu veznin özelliğini dikkate alarak tarif ettiğimizde kurban, kulun nihai kapasitesini zorlayarak son derece Allah’a yaklaşmasını ifade eder.

……..

Peki bir hayvan keserek, etini yiyerek, velev ki bir kısmını dağıtarak, klasik anlamıyla kurban ibadetini yerine getirerek yani nasıl Allah’a yakınlaşmış oluyoruz. Ayette “kurbanın ne eti ne kanı Allaha ulaşır, sizin samimiyetiniz Allaha ulaşır” denilmekte. Elbette emri yerine getirmek başlı başına bir iştir. Dağıtmak bir iştir. Lakin pek belirtilmeyen bir şey daha var ki bence o, şu kelime anlamını daha çok veriyor sanki. Yani Allaha yaklaşma anlamını.  

Ve o da şu; kurban bize aslında bir et ve kemik yığını olduğumuzu “gösteriyor” ruhumuz çıktığında. Yavaş yavaş, iyice hissettire hissettire.. Ve bilmekle görmek arasındaki farkı. Elbette herkes biliyor bir işkembesi var, midesi, yüreği, ciğeri var. Eti sofrasında afiyetle yiyor, sütü içiyor. Ve biliyor ki bunlar bir hayvanın etidir sütüdür.. Lakin görmek herhalukarda başka oluyor. Onu Allahın yarattığını ve bizi de yarattığını düşünüyorsunuz ister istemez gördüğünüzde. Mesela derisini yüzdüğünüz bacak tıkır tıkır işleyen bir makineydi. Ama et but içerisinde bir şey. Üstelik Allahın indirdiği bir sükunetle hiç tedhiş olmuyorsunuz. Yan tarafta da bir kurban boğazlanıyor falan. Bu görüntüyü ekranda görseniz belki yerinizden sıçrayacaksınız. Ama dediğim gibi gayet sakinsiniz. O yağlar, işkembe, nefes borusu.. Kemiklerle sarılmış, korunmuş gövde. Ve işkembeyi asla çizmemelisiniz yoksa et bir anda batar gider. Ufacıcık bir yanlış hamle bunu yapabilir. Ama bu işkembe yıllarca hayvanın içindeydi. Tefekkür kaçınılmaz oluyor gitgide. Ve bu da tabii kulluğa yaklaştırıyor, Allaha yaklaştırıyor.

Onun için diyorum ki; kurban acizliğimizi, o hiç görmediğimiz içimizi bir nevi bize göstermesi açısından da düşünülmeli. Çünkü görmek ve bilmek kesinlikle aynı şey değil. Hele de imaj düşkünü, bilgiç modern insan için bu yönü işin en önemli yönü belki de..

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 4 + 5

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız