KEŞKE O SINIFTA BİR POP STAR OLSAYDI

Hadiseyi bilmeyenler için hatırlatalım; Manisa-Turgutlu Gazi İlköğretim Okulu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi öğretmenlerinden Durmuş Ali Etbaş, okul müdüründen izin alarak Caferi inancından olan imam Bayram Dalga’yı dersin bizzat konusuyla ilgili olduğu için okula davet eder ama ‘Vay sen misin bu ‘mollayı’ çağıran’ diye bir kısım medya yaygarayı basınca hakkında soruşturma başlar.

Görende şeriat geldi zanneder.

Haberin içeriğini okuyunca görüldü ki Caferi İmam mükemmel konuşmuş ayrılığa gayrılığa yol açacak her şeye set çekmiş.

Dersin konusu zaten İslamda mezhepler , farklı yorumlar.

Bu hadise doğrusu Pedagojik açıdan mükemmel bir örnek çünkü böylesine ilk ağızdan eğitim, çocuğun dünyayı ve çevresini doğru kavramasını sağladığı gibi toplumla ve yanı başındaki sıra arkadaşıyla da bir çatışmaya girmeden en sağlıklı yollarla fikir sahibi olmasını sağlar.

Maalesef geçmişte farklı görüşten insanların birbirinin kanını döktüğü bu ülkenin reflekslerini ve alışkanlıklarını ancak egitim yoluyla aşabiliriz.

Mum söndü gibi iftiralara az mı insan kandı bu ülkede?

Düşünün siz Caferi ya da Sünni bir öğrencisiniz.

Sünni olan din dersi öğretmeniniz Caferi bir imamı sınıfa davet ederek derste size şu mesajı ve güveni verir; Bakın çocuklar farklı olan, farklı giyinen farklı görüşten bir insan tehlikeli değildir. Burada medenice onu dinleyip Caferiliği öğrenelim. Ben bir Sünni olarak Caferi bir imamın anlattığına ne kadar önem veriyorum, barış içerisinde farklı görüş ve düşünceleri dinlememiz gerektiğini bu davetimle de gösteriyorum.

Bizde ki eğitimin problemi de budur bu olay üzerine aleyhte haber yapanlarında.

İnsana güven olmaz.

Hayattan ve realiteden kopuk, geçmişte kalmış Kemalist bir zihniyetin inşasıyla uğraşıyorlar hala.

Söylenecek o kadar çok şey var ki bu konuda başka vakte talikan asıl konuya devam edelim.

Şimdi Din dersinde önemli olan çocuğa bir dinin saliklerini tanıtırken dini kisveleriyle tanıtmaktır ama tornadan çıkmış gibi aynı tipte insan isteyen laik öğretiler buna karşı şiddetle karşı çıkıyorlar.

MEB’e çektiğimiz yönetmenliğini yaptığım bir din dersi programı için İstanbul’da Neve Şalom sinagogunda röportaja gitmiştik. Orada Yahudi toplumunun temsilcisi Yusuf bey röportaj verecek din adamını niçin ısrarla dini kisvesiyle istediğimi, bunun laiklik açısından sakınca olup olmayacağını sorunca ‘Dersin konusu Yahudilik ve çocukların bir Papazla Yahudi din adamının farkına varmaları gerekir , bu çekimlerin de dersin de bizzat hedefi bu’ diyerek cevaplamıştım. Her okula bir Papaz ya da Haham götüremeyeceğimize göre din dersi için yapacağımız videolarda göstererek böyle bir hizmet yapmalıydık. Netice de İstanbul’da ki bütün din adamlarıyla çekimleri dini kisveleriyle yaptık.

Yahu diyor insan bu laiklikte nelere kadirmiş Yahudi’yi bile şüpheye düşürebiliyor.

Birde Caferi imamın sarığı ve cübbesi bir kısım basını çok germişe benziyor.

Ellerini vicdanlarını koyup cevaplasınlar; Bizler batının kılık kıyafetini aldık iştahla –kısmen de kan dökerek ve zorla-uyguladık peki sıradan bir Bulgar’a veya bir İngiliz askerine veya bir serseri Fransız’a “Sarık sar. Sarmazsan hapse atılacaksın!” denilse sizce kabul eder mi? Yoksa; “Hapse değil, öldürseniz bile, dinime ve milliyetime bu hakareti yapmayacağım!’ mı der?

O ülkede bir diktatör çıkıp kılık kıyafet artık doğuluların ki gibi olacak yasaklıyorum dese ve Fransız ya da İngiliz toplumu o kıyafete bürünse siz o toplumla ilgili ne düşünürsünüz?

Bence o sınıfta bir pop star ya da gençlerin sevgilisi diye lanse edilen bir oyuncu olsa kimse garipsemez hatta ‘Helal olsun adamlara nasıl da getirmişler ‘ diye okul idaresi de öğretmen de takdirname bile alırdı.

Doğrusu İl Milli eğitim Müdürlüğünün okula müfettiş göndermesini anlamış değilim.

Teftiş kurulumu, İl Milli Eğitim müdürü mü yoksa mülki amirlerden birisi mi ısrar etti bilmiyorum ama insan ister istemez-bu işte dahli olmayanlar haklarını helal etsin- Manisa İl Milli eğitim müdürlüğünü Cumhuriyet ya da Sözcü gazetesinin yazı işleri bürosu mu idare ediyor yoksa mevzuat ve kanunlar mı diye insan sormadan edemiyor.

Okul müdürü izin vermişse ve pedagojik açıdan tam takdir edilecek bir olay iken derse uygun bir konseptte gerçekleştirilen hatta Sabancı Üniversitesi bünyesinde ERG (Egitimde Reform Girişimi)tarafından her yıl düzenlenen ‘ Eğitimde İyi Örnekler Konferansı’na ‘Yıllardır kendinizi çok yordunuz kardeşim alın işte arayıp bulamadığınız örnek’ diye tavsiye edilmesi gereken böylesine güzel bir girişimi adeta baltalamak ister gibi teftişe tabi tutulması, sanki anlaşılamaz bir durummuş gibi inceleme başlatıldı diye basına açıklama yapılması klasik memur zihniyetiyle hareket edilmesi çok üzücü.

Zaten şu bürokrasi de anlamadığım bir şey vardır.

Sözüm herkese.

Aman riske girmeyelim Cumhuriyet gazetesine bir daha manşet olmayalım diye korkmayın.

Allah Cumhuriyet gazetesinden büyüktür.

Onun tüm manşetlerinden de sizin taşıdığınız tüm endişelerden de…

Sayın imam değerli hocam Allah sizden razı olsun.

O fotoğrafları, aleyhinizde ki manşetleri eğer caiz olsa kefeninizle alıp gidin derdim.

İnşallah sizin beraat kağıdınız onlar olacaktır.

Caferi İmam o beyaz sarığıyla, cübbesiyle nedense bana Hendek savaşında ridasını yere seren Resullullah(s.a.v) ‘ın duasını hatırlattı, Malazgirt de askeriyle saf tutan Alparslan’ın elbisesini ve İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet’in sarığını.

Çünkü başka bir şeyi hatırlatması mümkün değildi.

(Yeni Asya gazetesinde 09.04.2012’de yayınlanan yazımızı sizlerle bir daha paylaşalım istedik)

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

2 thoughts on “KEŞKE O SINIFTA BİR POP STAR OLSAYDI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 5 + 1

FACEBOOK HESABIMIZ