KADIN ÖYKÜLERİNDE ANKARA

Efnan Dervişoğlu ‘Kadın Öykülerinde Ankara’ adlı bir kitap derlemiş.

Aslen Çorumluyum ama Ankara’da doğduğum ve bu şehirde büyüdüğüm için eski zamanlardan bir tad bir doku varmıdır diyerek kitabı merakla okudum.

Derleme olarak fena değil ama sadece şöhretinden faydalanmak için hikayesi kitaba alınmış olan Füruzan’ın ‘Özgürlük Atları’nı beğenmedim. Hikaye olarak ilgimi çekmediği gibi Ankara havasına Ankaraya dair bir derleme için yeterli görmedim.
Hikayelerin hepsi beni ayrı bir yere götürdü ama en bariz özellikleri Ankara’nın şehirli-laik ve Türk olma zorbalığını hissettiren havasıydı. Böyle bir derdi olmasa da kitabın Bediüzzamanın tabiri olan ‘ Ankara’da en kara bir hâlet-i ruhiye hissettiğim’ duygusunun Ankara üzerine yapılan edebiyatıda tam tarif ettiğini söyleyebiliriz.

Kitaptaki öykülere gelince.

Gülseren Engin’in ‘Lapa Lapa Kar Yağıyor’ öyküsü güzel bir kısa film olabilir.

İslami camiadan da Yıldız Ramazanoğlunun ‘Anglika’nın Ankarayı Unutuşu’ adlı hikayesi var. Bir nevi potpori olsun denilmiş ama Yıldız’ın öyküsü küçük insani durumları anlatıyor. Ne hüzün ne sevinç sadece ikisinin karışımı, aidiyet duygusu hakkında net resim vermeyen garip bir hikaye.

Ayşegül Çelik’in ‘Fener Alayı’ Ankara aşklarını hatırlattı bana ve gülümsetti. Muhafazakardı aslında 70’lerde 80lerde Ankara. Mahallede kız erkek büyük bir terbiye ve edeple konuşurdu. Örneğin herkesin halka yapıp birbirlerine elden ele top attığı mahalle gençlerinin sportif etkinliği gayet efendice ve hanımefendice icra edilirdi. Zaten kim kime aşık mahallede fısıldanırdı ve umutsuz aşklar dedikoduların en güzel malzemesiydi.’Bilgin Selmaya aşık. Aa Selmanın babası duymasın valla o gözlüğünü kafasında kırar.Ama oğlan Kuleliyi kazanmış diyorlar.Haa desene kız damat belli şimdiden…v.s,v.s

Cahide Birgül’ün ‘Satılık Ev’i ise yalnız kalan memur emeklisi Ankaralıların halini anlatıyor.Bu emekli sınıf İslami gayretleri olmasa da vatan millet ideolojisiyle kendi meşreplerince memlekete faydalı olmaya çalışmış şimdilerde ise hem kendileri hemde ‘devlet memurunun resmi ideolojiisi olarak çökmüş olan CHP zihniyetinin’ son yadigarları olarak incelenmeyi hak eden birer laboratuvar olma özelliğini hala sürdürüyorlar. O cehennem yokluğunu hatırlatan yalnızlıkları ise çekilmez bir hüzün yaşatıyor insana.

Kitapla ilgili bıraksalar sabaha kadar konuşurum herhalde çünkü 40 yıllık yaşantımın her anından her hatırasında parçalar taşıyan bu derleme şu Ankara koşuşturmacası içerisinde kendini okutması bile bir başarı bence.

Neticede kitaptaki hikayeler 1960’lardan itibaren yazılmış ve farklı meşreplerden ama daha çok sol tandanslı öykücülerden derlenmiş. İşin ilginci yıl 2014 ve kitaptaki öyküleri yazanların hiç birinin aklına gelmeyecek sonuçlar doğuruyor şimdi.Okuduğumda şahsi dünyamda CHP zihniyetinin kasıp kavurduğu ruhların acı feryadlarını bir daha hatırlayarak bu dünyadaki tek sermayemiz olan imana kavuştuğum için şükür ya rabbi dedirtiyor.

Örneğin Türk olma zorunluluğu ve eğitim sisteminin bize aşıladığı kafatasçılığımızı acımsayarak bana hatırlatan Suzan Samancı’nın ‘Radyodaki Ankara’ hikayesi oldu. Hikaye okunduğu zaman bir Kürt kadınının Ankara’nın çevre ve yerli ahalisi tarafından nasıl insani ilgisizliğe mahkum edildiğini okuyunca Ankara’nın havasına ve suyuna sindirilmiş olan tek parti,tek ırk,tek tip insan modelinin gayri insaniliğini hissediyor okullarda size verilmiş olan cahiliyye eğitiminin etkisinde olduğunuz günlerinizi acımsayarak bir daha hatırlıyorsunuz.

Neden böylesine karanlık manzaralara,ümidsizliklere sahip hikayelerden bahsederken belki de zevk alıyorum?

Cevabı İsmet Özel’in mısrasında gizli ‘küfre yaklastikça inancim artiyor’.

Karanlık olmadıkça ışığın,hastalık olmadıkça sıhhatin değeri bilinemeyeceği gibi küfür olmadıkça da imanın değeri bilinemiyor.
Ankara bir mekan olarak hikayecilerin dikkatini çekmeye devam edecek.

Fakat en ilginç hikaye her zaman kendi hikayemiz ve kendi yaşadıklarımızdır.

Bende çocukluğumun ve gençliğimin geçtiği Ankara sinemalarıyla devam etmek istiyorum gelecek haftalarda.

(http://www.gazetehabervaktim.com/kadin-oykulerinde-ankara-227yy.htm)

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 5 + 2

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız