KADERİN CEREYANI MESELESİ

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

İnsanlar olan biteni hemen kaderin cereyanı ve ayet-hadislerin gerçekleşmesi şeklinde görmeye çok meyyal. Mesela İran İslam Cumhuriyyetinin kurulması böyle heyecanla karşılanmıştı. Güya herşeye rağmen olmaktaydı bu, onun için de kaderin cereyanıydı. Halbuki meğer Humeyni Amerika ile antlaşmaya çalışmış.. Bknz. http://kureselanaliz.com/2016/06/bbc-gizli-abd-humeyni-muzakerelerini-yazdi/

Ve dikkat edelim, o vakit bir İslam devletinin kurulması bu yöndeki dünya çapındaki beklentiyi yok etmişti tabii olarak ve şimdi de bu İslam devletinin hareketleri bu isteğin gerekliliği konusunu düşündürtüyor. Üstelik yakın zamanda da Irak Şam İslam Devleti diye bir yapı kuruldu, o da güya herşeye rağmen ve o da gazı aldı, gereği düşündürttü vs.

Buna daha pek çok örnek verilebilir, dünya çapında salt hakikat ve ahlak üzere tebliğ yapan kimi hareketlerin de sonu ortada. Hatta Kuran müslümanlığı da mesela bizce bu çerçevededir. Hep yanlış kişiler elinde gazı alıp hedeften küstüren işlerle karşılaşıyoruz nedense bu işte de.. Peki burada mesele nedir? Neden hep zamansız ve yanlış ellerde şişiyor ve sönüyor işler? Burada batılı zihinler ve eller kadar doğru kişilere zamanında destek verilmemesi sorununu da aramalıyız. Daha açık bir ifadeyle şeytan şeytanlığını yapıyor da müslümanın da bir görevi olsa gerek. Bu da bunca örnekten anlaşılmakta ki rüzgarlara bakıp da yön tayininde bulunmamak olsa gerek öncelikle, çünkü rüzgar çıkaran araçlar birilerinin elinde ve saptırıcı.. Üstelik sadece düzüne değil, tersine de.. Aklen doğrunun yanında ve peşinde olmak burada hayati gözüküyor. Belki de kaderin cereyanı ve gerçek fecir o zaman gerçekleşecek.

Tabii denilebilir ki, herkes az çok doğru ya da öyle gözüküyor, nihayetinde metreyle ölçülen bir şey değil ki bu. Hayatın akışı içerisinde herşey bozulabilir, sapabilir hem. Elcevab; bizim gördüğümüz şu ki, bugüne niye gelindiği meselesi ilahi murad çerçevesinde ve güçlü bir şekilde anlaşılmaya çalışılmalıdır. Bu işe az bakıldığı ölçüde büyük sorunlar kaçınılmaz. Çünkü önce hakikatçi olacaksın, sonra film başlayacak. Olmadan başlayan film o film olmaz. Elbette ayet-hadislerin gerçekliği de rafa kalkmaz, ancak işlerin hata sinyali vermesi kaçınılmaz olur. Ve o sinyali alıp kabul etmek çok zordur.

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 4 + 9

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız