KAÇILAMAYACAK MEVZU: KİTAB VE KAİNAT

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

Herhalde çağımızın en büyük sorunu, kainattaki sistemin çözülmesi ve bunun deizm, materyalizm, nihilizm gibi akımlar oluşturmasıdır. Buradaki en mühim konu ise Kitab’ın kainattaki sistem konusunda çok üstten konuşması, fakat insanların da neredeyse hiç konuşmuyor sanmasıdır. Mesela diyelim ki Zariyat Suresi’nde kainatın oluşum aşamaları ve ana süreç var; fakat bu süreçler düz bir şekilde, adresi belli bir şekilde söylenmiyor. Mesela “Allah önce zerreleri yarattı, sonra yıldızları, sonra dünyayı” denilmiyor. Bu nokta büyük bir kapalılık içinde. Genel olarak kainattaki sistem konuları böyle hatta. Öyle ki; önce yer mi yaratıldı, gök mü konusu bile çok tartışmalıdır önceki müfessirlerde. Mesela “önce yer yaratıldı” diyenler fazlaydı. Kainattaki bilgiler geldikçe ayetlerin anlamı netleşiyor. Fakat tedirginlikler de çok. Örneğin Zariyat Suresi’nde büyük patlamadan bahsediyor deseniz bugün bile garipseyenler çok oluyor. Burada iki konu var. Birincisi; bizim, tefsirden gayet uzak kalışımız, ikincisi ise kainatı batılıların keşfetmesi, dolayısıyla kainatı onaylamanın, maddeciliği ve batıyı öne çıkaracağı duygusu. Öyle ki yerin düz olduğunu savunanlar çıkıyor, kainat bilgilerini önemsemeyenler çıkıyor; “o ne ki daha birinci gök” diyor mesela ya da “kim bilir daha neler diyecek bilim, onu kale alır mıyım..” diyenler oluyor. Birileri çıkıp “Kitab indiği zamanki akla, indiği zamanki insanlara hitaptır” diyor. Fakat şunu unutuyoruz; maddenin yaratılışı bu. Allah katından gelen Kitab ve yaratılıştan bunca bahseden bir kitab, bu konuları “hiç önemsemiyor” olabilir mi?! Bu, Allah katındanlık bırakır mı?!

Beri yandan ise “kainatı biz keşfetmeliydik” diyenler oluyor, Kuran sanki hiç gaybtan bahsetmiyormuş gibi, hiç emir ve yasaklar yokmuş gibi düşünmek isteyenler oluyor, varsa yoksa neden ilme, bilime önem verilmedi deniliyor vs.

Burada şöyle denilmelidir: Kitab maddi alem hakkında konuşmuştur, fakat çok üstten konuşmuştur. Neden çok üstten konuşmuştur konusu da ayrıca işlenmelidir. Denilebilir ki; çünkü ana delilini kainat değil, önceki kitapları içericilik-düzelticilik yapmış ve yapacak.. Ve çünkü; hakikate değil, salt maddeye yönelenleri saptıracak bir maddi alem kurulmuştur. Düşünürsek; çok uzun zamanlar, uzun sebeplilikler zinciri vardır maddi alemde, bu ise zihinlerde sebepliliği mutlaklaştırmakta, gaybtan ve gayeden uzaklaştırmakta, ateizm, deizm türü anlayışlar oluşturmaktadır. Madde üstten açıklanmalıdır. Fakat işte bu “üstten açıklama”nın, bahane değil bilinçli bir seçim olduğu da iyi anlaşılmalı. O da Kitabın, ana delilini, önceki kitapları içericilik/düzelticilik yaptığı iyi anlaşılırsa anlaşılır. Ve tabii Levhi Mahfuz’a inanılırsa.. Bütün bunlar birbiriyle bağlantılı. Şu halde, “banane” demek pek mümkün değil gibi..

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 5 + 2

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız