İNTERNATİONAL ÖZEL (İSTANBUL SAHNELERİ ÜZERİNE..)

 

tercumaniahval okurlarına The İnternational özel fragmanı
by tercumaniahval

 

The İnternational filmindeki İstanbul sahnesi
by tercumaniahval

Bu yılın başında gösterime giren The International her yönüyle ilginç bir yapım(!) Zamanlamasından daha önce bahsetmiştik, ama ukalalığın sonu yok bu filmde.  bknz İnternational adlı film eleştirisi

Şimdi de filmin duruşunu iyice açık eden set dışı faaliyetlerine değineceğiz. Fimde İngiliz aktör Clive Owen ile Amerikalı aktris Naomi Watts başrolde oynuyorlar ve bir bölümü İstanbul`da geçiyor filmin..

Öncelikle bahsedeceğimiz olay ise şu. İnternetteki femalefirst.com magazin sitesine konuşan Owen, Kapalı Çarşı`da elinde silahla koştuğu sırada çevresindeki insanların `hiçbir şey yokmuş gibi` normal hayatlarına devam etmesinin kendisini şaşkına çevirdiğini söylemiş.

Owen, `Yetkililerden izin alamadığımız için çekimler sırasında Kapalı Çarşı`yı kapatmadan çalıştık. Çarşıdakiler çekim yaptığımızı bilmiyorlardı. Daha önce hiç böyle bir şeyle karşılaşmamıştım` dedi. Clive Owen`ın `dünyanın en büyük alışveriş merkezi` olarak nitelediği Kapalı Çarşı`daki silahla koşma sahneleri, çatılara ve bazı noktalara konulan kameralarla çekildi. Owen, elindeki silahı gören bazı Türklerin sadece gülüp geçtiğini, kimisinin de hiçbir şey olmamış gibi başka yöne baktığını belirterek, bunun gerçekten şaşırtıcı olduğunu anlattı.

Yoksa onu tanımadıklarına mı içerledi(!)

Filmin yapımcısı Charles Roven ise, `Kim olursam olayım, elimde bir silahla Londra ya da New York`ta bir sokakta koşuyor olsaydım, anında sırtım duvara yapıştırılırdı` yorumunu yaptı. Roven, çarşının kapatılmamasını başta kendileri için büyük bir sıkıntı olarak gördüklerini, ancak alışverişe gelenler ve esnafın Clive Owen`ı `gayet doğal karşılaması` sayesinde sorun yaşamadıklarını aktardı. Roven, `Kimisi sadece kendi işiyle ilgileniyordu, kimisi de bu işe bulaşmamak için başka yöne bakıyordu. Bizim için beklenmedik bir şeydi` diye ekledi.

Sanki kaldırımda yerde yatan adamın yanından hiçbirşey olmamış gibi geçen dedem.. Avrupayı Amerikayı o kadar biliyoruz ya…   

Bir diğer çok enteresan durum ise The International’in Berlin film festivali Berlinale’nin açılış filmi olması. Alman yönetmen Tom Tykwer  doğrudan bir kapitalizm eleştirisi yapmayı hedeflemediklerini söylüyor:

“Filmin konusu bankaların krizi değil. Bunu açıklığa kavuşturmak lazım. Filmin konusu, devlet biçimimizin, toplumsal yaşamımızın dayandığı ve mal değiş tokuşundan doğan bir prensip, bir sistem ve bizim şimdi yavaş yavaş bu sistemi sorgulamaya başlamamız. Konu bu. Krizin tam bu döneme denk gelmesi ise, sadece filmin tanısını koyduğu kritik durumun bir göstergesi..”

Peki yahu Yahudilerden ne haber diyesi geliyor insanın… Banka deyince aklınıza ilk ne gelir?.. Lehman Brothers nedir bir şampuan markası mı?.. Tıpkı uluslarası silah satım işini Türklere yıktığı gibi banka işinden de uzak tutuyor Yahudileri filmde Tykwer. Sanki krizi önceden biliyormuş gibi (!)  Tıpkı Gazze katliamını önceden biliyormuş gibi filmin 12 Şubatta, yani katliamdan hemen sonra vizyona girmesi gibi. Ya da İsrail’in Türkiye’yi, katliamdan hemen önce yapılan açıklamalar dolayısıyla sanki Filistinlileri kandırmış gibi bir duruma sokması mevzusu. İşte bütün bu meselelerde film, her nasılsa “önceden” İsrail lehine konumlanmış gizli bir avukat gibi adeta. Bir şekilde bütün bu gerçeklere ve en bariz oldukları anda antitez gibi duran bir film.. Komplo mu peki, ben pek öyle düşünmüyorum. Elbette büyük ölçüde tersine çevrilmiş bir dünya var filmde, tezler.. O açıdan bir komplo var ama bu altını çizdiğimiz noktaları ayarlamaya çalışsanız bu kadar tutturamazsınız. Bütün dünyada antiisrail bir hava varken hele zaten de tutturmak istemezsiniz. Obama seçilmiş, one minute denilmiş bu arada.. Hemen peşine bu film…

Peki mesele neydi, neoconluk falan mı.. Tam da modası geçip devri bittiği anda?.. Ama o tarz bir Amerikan propagandası da yok filmde. Amerikan askeri, Amerikanın kahramanlığı falan öyle bir şey de yok. Film kafa olarak, siyasi olarak falan İngiliz. Kurnazca tabii.. Zeitgeist (zamanın ruhu) onu fazlasıyla Yahudi yapıyor. Ve Berlin film festivalinin açılışında Alman yönetmeni filmini yorumluyor. Hakikaten İnternational yani…

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

İNTERNATİONAL ÖZEL (İSTANBUL SAHNELERİ ÜZERİNE..)” için 3 yorum

  • 26/10/2009 tarihinde, saat 16:22
    Permalink

    Şimdi anlamadığm şu Clien Owen Türkleri kör zannediyor herhalde.Yahu sen koştururken elinde silahla, kamera da seni önden ya da arkadan izliyordur herhalde. E bunu insanlar görmüyor mu sanki? Birde bizdeki fısıltı gazetesinden haberleri yok herhalde.Siz izin alamadıysanız çarşıdan zaten gündem olmuşsunuzdur orda.Farkedilmemeleri mümkün mü?

    Yanıtla
  • 29/10/2009 tarihinde, saat 12:41
    Permalink

    Geçmiş zaman olur ki….)) gerçekten de clive owen dublin film festivaline katılmış ve four seasonssss otelde türk gazetecilerin sorularını cevaplamış. “Çekimlerde kendisini kimsenin tanımadığını belirten aktör, birçok sahnenin uzaktan kameraya alındığını, bu yüzden de fark edilmediğini söyledi.” diyor haberde..
    Ayrıca 27 Şubat’ta Türkiyede vizyona gireceği söyleniyor filmin.. ama bu olmamış nedense..
    Owen şöyle diyor: ‘Çekim sırasında yanımda sadece beni takip eden bir güvenlik görevlisi vardı. Elime bir silah verdiler ve çekim boyunca sadece koşmamı istediler.` Filmin İstanbul`daki çekimlerinde kısa bir rolü olan Haluk Bilginer`le karşılaşmadığını söyleyen Owen`ın çekimlerin gizli yapılması için Türkiye`deki yapımcıyla bir anlaşma imzaladığı ortaya çıktı.
    Böyle ağzı açık Owen’dan bahseden yazılar da vardı. Yok herif Liverpoolluymuş da.. Yahu yoksa bu Owen şu meşhur futbolcu Owen olmasın)))))

    Yanıtla

cemcelal için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 5 + 7

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız