İNCEPTİON’DAN RÜYA TABİRLERİNE-I-

İnceptionla ilgili Rafet KÜÇÜK’ün yazdığı İNCEPTİON-NOLAN’IN İTİRAFI başlıklı eleştiri çarpıcı ama biraz kapalıydı. Filmi izledikten sonra şu işe bir de ben el atayım dedim.  

Çünkü film öyle bir atmosfer ki, müziğiyle kurgusuyla “hele bazı filmler” sakat nokta çok güçlü bir şekilde vurgulanmaz, altı çizilmez, izah edilmezse insanlar çok dikkate almayabiliyor.

Her parlayan şey nur değildir ateş de olabilir ama bunun ispatı da iddia makamına yani bize düşüyor.

Filmin konusunu izlemeyenler için kısaca tekrar edelim öncelikle; Dom Cobb (Leonardo DiCaprio) çok yetenekli bir hırsızdır. Uzmanlık alanı, zihnin en savunmasız olduğu rüya görme anında, bilinçaltının derinliklerindeki değerli sırları çekip çıkarmak ve onları çalmaktır. Cobb’un bu ender mahareti, onu kurumsal casusluğun tehlikeli yeni dünyasında aranan bir oyuncu yapmıştır. Ancak, aynı zamanda bu durum onu uluslararası bir kaçak yapmış ve sevdiği her şeye malolmuştur.

Cobb’a içinde bulunduğu durumdan kurtulmasını sağlayacak bir fırsat sunulur. Ona hayatını geri verebilecek son bir iş; tabi eğer imkânsız “başlangıç”ı tamamlayabilirse. Mükemmel soygun yerine, Cobb ve takımındaki profesyoneller bu sefer tam tersini yapmak zorundadır; görevleri bir fikri çalmak değil onu yerleştirmektir. Eğer başarırlarsa, mükemmel suç bu olacaktır.

Ama ne dikkatle yapılan planlamalar, ne de uzmanlıkları onları, her hareketlerini önceden tahmin ettiği anlaşılan tehlikeli düşmanlarına karşı hazırlıklı kılabilir. Bu, gelişini sadece Cobb’un görebildiği bir düşmandır.

Filmin konusu kısaca böyle.

Filmin ana mantığı ise rüyaları kendimizin yarattığı tezine dayanıyor. Filmin bir sahnesinde bu açık açık anlatılıyor da Leonardo Di Caprionun ağzından. “Yarattığımız dünyayı aynı anda algılarız” şeklinde. İki tane yuvarlak ok çizilip. bknz

Tabii bu düşünce tarzındaki en büyük sakatlık ise şu. İnsan hayatı bile bazen rüyaya benzetir. Felsefede meşhur bir akıl yürütmedir, hayat rüya olabilir. Aksini ispatlayamazsın. O halde.. Bu mantıken herşeyi ben yarattım noktasına doğru gidebilir ki, bu ne menem bir kibirdir.

İşi aksiyona müziğe kurguya boğup bu kibir insanlara zerkediliyor işte. Aşktır fedakarlıktır şudur budur da işin çerezi.

Ya Müslüman karaktere hemen ‘Yusuf’ adı vermelerine ne demeli işin aslı beni gülümsetti. Kimdir Yusuf demeyin peygamberler içinde başına gelecekleri rüyasında gören Yusuf peygamberden dolayı bu ismi koydukları kesin ama filmdeki bu karakterin görevi sadece kimyasal maddeler hazırlamak.

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) nübüvvetin kırk cüzünden bir cüzü rüyadır diyerek rüyanın gerçekliğe tekabül eden yönüne işaret etmiş oluyor. Tabii rüya yorumlamanın bir sanat ve bir ilim olduğunu da kabul etmek gerekiyor. 

İkinci bölümümüzde rüya tabirlerinden örnekler vererek işin sadece “bende” olup bitmediğini iyice gözler önüne sereceğiz inşallah.

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

İNCEPTİON’DAN RÜYA TABİRLERİNE-I-” için bir yorum

  • 30/11/2010 tarihinde, saat 18:06
    Permalink

    açıkçası konunun açılması iyi olmuş. çünkü bu sadece film bazında bir şey değil rüyanın bilinçaltının bir ürünü olduğu düşüncesi çok yaygın. bu düşünce nerelere gider ya da neyin belirtisidir çok açıklayıcı olmuş yazı.

    Yanıtla

rafet için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 3 + 0

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız