İMAN VE TEORİK BOYUT MESELESİ

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

……………….

Şunu anlamak lazımdır; teorik, soyut, manevi (mana ile ilgili), kağıt üstündeki, gayb, akli olan asıldır. Böyle ne varsa asıl değildir, lakin asıl budur, çünkü Allah “bize göre” böyle.

……………..

Bu ise; görmeyi, işitmeyi, zevahiri ikincil görmek, akletmeyi öncelemek demek. Dolayısıyla, iş, salt gelenek “olamaz” bu çerçevede.

………..

Ya da şöyle diyelim; iman, genel olarak, soyut, teorik, mana boyutunda, kağıt üstünde, akli, ilkesel olana yatkınlık demektir, başkası başka bir şeydir tabii olarak. Ve zaten onun için Kuran korunmuş..

………………………….

Mesele ise şu; kimisi Peygamberin ve ashabın pratik (dinin uygulanması ile ilgili) konuşmalarını alarak işi bitirmeye çalışıyor. Bunlar tarih içinde formüle de edilmiş vs. Her şey bundan ibaret. Öyle ki sanki hiç,teorik, soyut, akletme boyutu yok işin ve olmamalı, bu mantıkta. Sanki “soyut varlık” teorik boyutu yok etmek için din gönderdi.

………………

İman = Gelenek. Yani tamamen pratik bir şey olsun diye.

……………

Her şey formüle edildi zaman içinde, sen sadece uyacaksın.

…………………….

Bir çırpıda Peygamberi görmüş, aradaki tarihi de yaşamış gibi yapacaksın, söylenenlerle.

……………….

Ve şunu kesinkes göreceksin hemencecik; Allah 1400 yıl önce Peygamberle konuştu ve her şey tarih içinde doğru anlaşılarak bugüne geldi. Bugün her ne kadar bambaşka bir dünya olsa da din, iman budur.

…………..

Ve onun için de tabii, öyle çok fazla “ne dedi?” “bugüne yönelik anlamlar olabilir mi?” vs. demeyeceksin. Çünkü sen teorik boyuta geçersen “pratik” sarsılır.

………………..

Velhasıl, her ne kadar, Allah, soyut, teorik, manevi, akli, bir varlık olsa da senin bunlarla işin yok, tarih ve söylenenler asıldır.

………..

Nihayetinde Peygamberde hiç teorik boyut olmadı, pratik,pratik, pratik..

……………

Peygamber vahiy gelmeden önce beş yıl mağaraya gidip geldi, bunun hiçbir örnekliği yoktur mesela.

………….

Daha sonra zaten meleği görüyor, hatta miraca çıkıyor, daha teorik boyutu mu olur işin?

…………

Onu görenler, konuşanlar da bu çerçevede. Bilemeyeceği şeyleri söylüyor (okuma yazması olmayan) Peygamber, Allah direkt hitab ediyor olaylar üzerine, soruluyor söyleniyor, yani gayet pratik bir “durum” var.

……………..

Mesele ise şu, peki bize ne oluyor da bu kadar “pratikçiyiz”

…………….

Altı üstü tarihin bize getirdiği, çoğunlukçu, kemikleşmiş yorumlarla muhatabız.

…………..

Biz kendi durumumuzu görmeliyiz öncelikle herhalde.

………………………………………………..

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 3 + 1

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız