Download Instagram Photos

İMAM FAYSAL ABDULRAUF VE CORDOBA EVİ ÜZERİNE..

Amerikada gündemden düşmeyen bir “sıfır noktasına yakın bir yere camii yapılacak” tartışmaları konuyu şöyle bir masaya yatırma gereği doğurdu son zamanlarda. Çünkü bir şekilde Alemi İslamın en büyük meselesi gibi de lanse edilmiş oluyor gitgide. Öyle ki sanki gerçekleştiği zaman büyük bir zafer olacak.

Öncelikle Cordoba(Kurtuba) evi denilen bu camii sadece mescid değil bir kültür merkezi. İsim enteresan. İkinci olarak, küçük araştırmamızda New Yorkda sıfır noktasına falan da değil, yakınına yapılacak olan caminin “mimarı” olan İmam Faysal Abdul Rauf’un TED adı verilen bir düşünce kuruluşunda yapmış olduğu bir konuşmayla karşılaştık. İşte bu çok kritik. Camii ile ilgili değilse de konferans bize işin özünü oldukça açık ediyor açıkçası.

İşte işin mimarı, fikir babası Abdul Rauf’un konuşması.

DİKKAT: Videodaki altyazı seçeneğinden (view subtitles) Türkçeyi seçiniz.

Şimdi öncelikle birkaç madde halinde bu mini konferans hakkındaki görüşlerimizi sıralayalım.

1-Konuşma –konuşmacının da bir yerde ifade ettiği gibi- zengin ve –konuşmacının vurgularından anlaşılacağı üzere- hristiyan bir topluluğa yapılıyor.

2-Kibir dünyadaki en büyük problem olarak görülüyor, bu doğru.

3- En önemli kısım bu, Kuran Hristiyanları sürekli “İsaya Tanrının oğlu demeyin” diye uyarır. Ve İslamın diğer bütün dinlere olan üstünlüğü ve farkının Tevhid inancı olduğunu her bilinçli Müslüman bilir. O halde neden buna dair hiçbir vurgu yok konuşmada. Hatta tam tersi sufizmin kurucusu Hz İsaymış da Hz Muhammed de “beni gören Allahı görmüş olur demiş” Haşa sümme haşa. Yani tam tersine sufizm tasavvuf kisvesi altında neredeyse Hristiyanların Kuranda en çok eleştirildiği “İsaya Tanrının oğlu demeyin” noktasına kapı açılıyor cevaz veriliyor. İşte bu çok kritik.

4-Zenginlere karşı yapılan bir konuşmada özellikle zenginlerin bu dünya düzenindeki rolünün ve sorumluluğunun neredeyse hiç altı çizilmiyor.

5-Elbette ortak paydalar vurgulanmalı ama dediğim gibi İslam da dindir o da dindir bu da dindir şeklindeki bir yaklaşım İslamın ruhuna uygun değil.  

De ki: “Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah’a ibadet edelim. O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâh edinmesin.” Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: “Şahit olun, biz müslümanlarız.” (Ali İmran 64)

6-Rüyanın önemi vurgulanmış ki bu güzel ve kritik. Çünkü bazısı öylesine ego sahibi ki rüyayı, farkında bile olmadan, kendisinin yarattığını iddia etmekte ki bu en büyük bir kibirdir. Çünkü insan, hayatı bile –en azından bazen- rüyaya benzetir, o zaman mantıken haşa her şeyi ben yaratım’a kadar gider iş. Kibir vurgulanırken arada bunun da bir şekilde vurgulanması güzel, yerinde.

SONUÇ: İmam Faysal zeki birisi. Karşısındaki kitleye nasıl hitap etmesi “gerektiğini” biliyor. Ama bu gereklilik hakikatten çok daha fazla hitap ettiği kesimden kaynaklanıyor ki bu onun daha büyük bir projeye hizmet ettiği hissini doğuruyor diyebiliriz. Malum Ilımlı islam projesi.

Onun için bu cami olayı kanaatimizce, hesapta aslan gibi gözüken bir kuzu doğurmaya ve doğurtmaya matuf bir proje. Müslümanları kuzu etmeye.. Ama kime ve neye karşı.     

Zaten izlenimlerimiz de hep o yöndeydi, bu sağlaması oldu.

………

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

İMAM FAYSAL ABDULRAUF VE CORDOBA EVİ ÜZERİNE..” için 2 yorum

  • 01/09/2010 tarihinde, saat 07:27
    Permalink

    kibre yaklaşımı güzel,ancak dediğiniz gibi İslam’ı diğer dinlerle ölçü yapması biraz düşündürücü…
    yalnız bir yer de takıldım: Allah’ın varlığında birden fazla Ben yoktur diyor…Hem de Allah’tan insanın gören gözü vesaire olacağını.takıldığım yer burası değil şu ki; bunun birbirimize yaklaştırıcı bir olay olduğunu dile getiriyor..kısaca olaya kişisel açıdan vurgu yapıyor ancak toplumun çıkarlarını da sonuç olarak gösteriyor.Daha da ilginci bunu geleneğe vurması..Hani ayrı bir ben olmazdı.Madem olmaz gelenek niye katılıyor işin içine,gelenek bir kişi tarafından oluşturulmaz ki.
    Müslümanların Hz. İsa’yı sufizmin üstadı saymasına gelince…Bu çok yanlış işte.Günümüz Müslümanları(büyük bir çoğunluığu) Hz. İsa da dahil diğer Peygamberlerle ilgiyi kesmiştir.
    (Hz. Muhammed haricinde) ne onların kıssalarından ders alma ne onları araştırma…tabi şunu kastetmişse ister istemez orada doğrudur: Sufizm daha çok mecazlı,hayali bir şey olarak görülür,Hristiyanlar’da Hz. İsa’yı efsaneleştirdiği için ya da mitolojik bir unsur olarak gördükleri için(hayatın dışına ittikleri için aynı zamanda) bir bağlantı kurmuş olabilir.Zeki düşünürümüz farkında olmadan pot kırmış.
    Yaptığımız herşeyin Allah’ı yüceltmek için olduğunu söylüyor.Allah(cc) bunu mu istiyor gerçekten?Neden gerek ya da ihtiyaç duysun ki buna?
    C. Rumi’nin 3 yabancı hikayesini de es geçmemek lazım tabi.Milletlerin kavramsal olarak kastettiği şeylere iyi bir yaklaşım.
    Ve insanların yeryüzünde Allah(cc)”nun halifesi olduğuna değinmesi en azından yansıtması güzeldi…

    Yanıtla
  • 01/09/2010 tarihinde, saat 13:31
    Permalink

    dediğim gibi artılar ve eksilerle dolu bir konuşma. eksiyi görmek için dikkatli bakmak lazım. artılar zaten malum

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 3 + 1

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız