İLKOKUL ORTAOKUL ÜNİVERSİTE-HAKİKAT VE SEVİYE

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

………..

Din alanında sonu gelmeyen bir “ilkokul öğrenciliği seviyesi” söz konusu. İş ille de nasıl oturulup kalkılacağı, neyin okunacağı neyin okunmayacağı, hangi suyun nasıl içileceği, nerede nefes alınacağı, neyin nasıl giyileceği vs şeklinde olacak mantığı bu.

………….

Mesele ise Peygamberin (sav) bütün söz,fiil ve susmalarının=din olarak alınması (Mesela “İmamlar Kureyş’tendir”demiştir, lakin bu söz kendi zamanı için geçerli ve muhacirleri kasten olabilir. Lakin değişmez bir şey yapılınca bu hadisle tarih boyunca saltanatlar kurulmuştur. Ya da suyu şöyle içmiştir böyle içmiştir meselesi adeta Allah’ın bir emrine dönüşmüş veya Ömer (ra)’ı Tevrat’a bakınırken görüp engellemiş, bunun emir olduğu sanılmış vs.) ve işte teorik bir boyut-hakikat boyutu düşünülmemesi.

…………………

Bu söz fiil ve susma olayı,içtihatlar ve içtihatların bağlayıcılığı noktasında palazlanarak “mutlak” hükümlere dönüşmüştür, bir yandan ise uydurmalar da dahil olmuş, çünkü değil desen “neden değil dedin, yapmamak için bahane mi arıyorsun” vs. İlkokul öğrenciliği psikolojisi oluştuktan sonra her şey şunu şöyle yapacaksın bunu böyle yapacaksın şeklinde gider çünkü. Düşünme, eleştirel akıl gibi şeyler uzak durulması gereken şeyler olur. Arada işgüzarlık, işbazlık, işin o boyutta büyüdükçe büyümesi engellenemez.

……………..

Temel mesele ise şu, böyle böyle oluşturulan din algısı aynen şöyle diyor şu halde; bütün değişen bilgi seviyesine, değişen sorunlara-çözümlere rağmen “Peygamber bugün yaşasaydı tamamen aynı tebliği yapacaktı, o yüzden sadece oku, laf dinle, hiç düşünme”

……………..

Hatta o kadar aynı tebliği yapacaktı ki; kılık kıyafeti bile aynı olacak.. İşte bu algı yüzünden birisi ne kadar çözümleme yaparsa yapsın ötede birisi sarıklı cübbeli duruyorsa dini otorite odur.

……………….

Ve bütün bunlar önce iyi niyetle başlayıp gelişebilir ama bir noktadan sonra sistem halini alır ve akla mantığa, düşünmeye düşman kesilir, kaçınılmaz şekilde. Çünkü nihayetinde iddia “bütün bir hakikat”tir. Akıl, mantık ise bu anlamda üzerine gölge düşürecek şeyler..

…………..

Peki niye bu kadar tutuyor bu iş, düşünmek neden bu kadar zor? Halbuki bunun daha zor olması lazım normalde. Binlerce kural kaide olduğuna göre..

Binlerce kural kaide; ama kağıt üstünde. İş pratikte sadece Kadir Gecesi’nde oruç tutmaya kadar inebilir.

…………….

Öte yandan insanı hakikatle sorumlu tutarsanız da bu aslında “yirmidört saat düşünme durumu” ile karşı karşıya kalmaktır. Görünüşte kural kaide yığını değil ama kendini sürekli geliştirme, hakikate yaklaşma, dikkat ve tabii gelişen akılla birlikte sağda solda eleştirilmesi gereken şeylerin de eleştirilmesi meseleleri var.

…………….

Mesele ise şu; bu kimin işine gelmez aslında?

……………………

En somut olarak ise şu örneği verelim, artan bilgi seviyesine göre gelişmesi gereken şeylerin gelişmemesi de bir sapmadır. Çünkü oran bozuluyor. Allah kainatı yarattığına göre bugün kainatın oluşumu keşfedilmişse bu Kuran üzerinden sahiplenilmelidir. Peygamber böyle bir şey yapmadı falan denilemez.Peygamber Tevhid’in gereğini yaptı, o devirde o kadardı.Tevhid bilgilerin hepsini kuşatan üst bir boyutta olacak. Bilgiler artsın dursun o da yerinde saysın, olmaz.

Peki bunu empoze etmeyi bırakın, düşünmeye yatkın olan, sıradan müslümanı bırakın alim kaç tane?..

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 3 + 1

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız